TÜRKİYE GÜNDEMİ 

 ALMANYA GÜNDEMİ 

 ISTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ 

 DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 

  BI AWB MENÜLERİ 

 MÜŞTERİ SORULARI YORUMLARI 

 SAVUNMA SANAYİİ STRATEJİSİ 

 FİNANS KRİZİ KOMPLEKS DENGELER 

 ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ  

 
New Page 1
Ana Sayfa  >  ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ  >
     
ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ
 
 
HAVACILIK VE UZAY SANAYİİ, FÜZE, UÇAK VE HELİKOPTER İMALATININ TEKNİK, EKONOMİK, FİNANSAL VE KURUMSAL ALTYAPISI NASIL KURULUR?
 
Prof. Dr. Mehmet Erdaş, 26.11.2010 Berlin, Viyana, İstanbul
 
Sen iyilik yap, bilgi üret aktar yaz, Baliğ bilmese de Halik bilir. Türk gençliği ve karar vericiler için düşünüp araştırıp bilgi üretmeye, aktarmaya ve yaymaya devam etmek istiyorum. Ancak yaşadıklarım ve okuyucudan olumsuz tepki almak beni üzüyor ve tembelleştiriyor; zira müşterisi olmayan ne malın, ne hizmetin, ne de fikrin değeri de olmuyor. Dünya ekonomisini de çökerten talep yetersizliği değil mi? Rahmetli Nuri Demirağ, Türkiye de ilk uçak fabrikasını kurduğunda zamanın Türk hükümeti ve Genelkurmayı, Amerikalıların biz size daha iyisini veririz vaatlerine kanmasaydı, bugün Türkiye de en az Batılı ülkeler kadar uçak sanayi ve yan sanayi gelişirdi.
 
Uçak, Havacılık ve Uzay Endüstrisi, tüm diğer ekonomik sektörlerde ve firmalarda biriken teknolojik know-how, bileşik malzeme, organizasyon, standart ve mühendislik bilgisini, sermaye birikimini, araştırma geliştirme potansiyelini kullanır. Yan sanayiniz gelişmemizse, ilgili kalite ve standartlarınız, temel ve bileşik malzeme üretim teknolojileriniz, mühendislik yazılım ve donanım bilginiz, sermaye birikiminiz yetersizse ancak bugünkü gibi hazır alım yaparsınız ve milyarlarca doları her yıl hiç kullanılmayacak olan silahlara öder, aşırı borçlanır ve daha çok güvenlik ararken daha çok esir olursunuz. Türkiye de bugün AKP iktidarı, izlediği ucuz döviz, yüksek faiz, aşırı değerlenmiş TL, ihracattan çok ithalat ve sürekli artan cari açık ve dış borç yükü ile İsrail ve ABD ye AB ye kafa tutamaz ancak el açar, kapalı kapılar arkasında yalvarır ve güçlünün önünde diz çöker. Öyle dayandığı bir sermaye ve teknoloji birikimi, silah gücü olmadan ‘One Minute’ Show ları, din iman masalları ile kimseleri kandıramazsınız. Düğmeye bastı mı yok ederler sizi,  hem de binlerce kilometre uzaktan, daha temel kavramları ve hedefi görülmeden, anlamadan ve kavramadan kurulmasına çaresiz evet dediğiniz füze kalkanı projesi ile anında yok edilebilirsiniz.
 
Havacılık ve Uzay, Füze, Uçak ve Helikopter Sanayinin teknolojik, ekonomik, finansal ve kurumsal alt yapısını kısaca özetleyelim:
 
1-   Ülkede, bölgede ve dünya da yeni bileşik malzeme, elektronik yonga, yüksek hafızalı özel maksatlı VLSI özel chips, süreç denetim, optoelektronik, laser, mikrodalga anten, hassas dişli, türbin ve tahrik teknolojilerini üretebilen, tüm ilgili firmaların hammadde, yarı mamül, tam ürünlerinin, sistemlerinin, kalite ve standartlarının, fiyatlarının, teslim sürelerinin, fiyatlarının izlenerek envanterinin tutulması, yeni ürün, teknoloji değişim ve gelişimlerinin, keşif ve patentlerin sürekli izlenerek güncellenmesi
2-   Kamu ve Özel kurumların iştiraki ile bir finansman havuzu oluşturulması
3-   Hedef, Strateji, Kısa orta ve uzun vadeli hedeflerin belirlenerek özellikle ülke ekonomisinde mevcut tüm atıl hammadde, kalifiye işgücü ve makine kapasitelerinin son durumlarının, kalite ve standartlarının döküm ve güncel durum tesbiti yapılarak seferber edilmesi; bunun için gerekli finans kaynağının kamu ve özel sektör katılımı ile sağlanması
4-   Hedefler hiyerarşisinde nereden, hangi üründen başlanacaksa, o ürünün prototipinin yapılarak tüm detay tasarım ve üretim süreçlerinin, mühendislik, malzeme, işgücü ve üretim hatlarının belirlenmesi; fiyat, üretim satış ve pazarlama risklerini en aza indirgeyecek ihtiyaçların belirlenerek, uygun kapasite seçiminin yapılması, bütün bu şartları sağlayacak tümleşik yatay ve dikey kurumsal, finansal, idari hukuki ve teknik olarak güvenilir şartnamelerin hazırlanması; ulusal ve uluslar arası fonlardan uygun kaynak temini
5-   İlgili tüm yan sanayilerin, teknoloji, kalite ve standartların otomotiv sanayi başta olmak üzere, tekstil, metal, makine, elektronik ve haberleşme teknolojilerinin iş istihbaratı yöntemleriyle uygun portal ve bilgi bankalarında dökümünün yapılarak kullanımına sunulması
6-   Dünya da ABD, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere, Çin, Rusya, Almanya, Hindistan ve Brezilya, İran gibi Havacılık ve Uzay, Füze, Uçak ve Helikopter Sanayinin teknolojik, ekonomik, finansal ve kurumsal alt yapısına sahip ülkelerle ortak araştırma geliştirme, bilgi alışverişi ağlarının kurulması
7-   Galileo ve GPS Projeleri başta olmak üzere tüm NATO NASA, DARPA, ESA, EADS ve BOEING, ROLLS ROYCE gibi Havacılık ve Uzay, Füze, Uçak ve Helikopter Sanayi konularında çalışan tüm firma kurum ve kuruluşların projelerinin fuarlar, seminerler, açık oturumlar, özel çalıştaylar düzenlenerek izlenmesi, katılımcı gönderilmesi, sürekli periyodik ve raporlama dökümantasyon sisteminin kurulması; bu konularda Üniversitelerde ve sanayi sektörlerinde yeni projelerin teşvik edilmesi, vergi muafiyeti getirilmesi, finans desteği sağlanması
8-   Networking denilen ve şebeke ağlarıyla açık sistem yöntemleriyle haberleşmeyi sağlayacak, AB ve ABD dekine benzer bir geniş bant IT Bilişim altyapısının kurulması ve isteyen herkesin ücretsiz kullanımının sağlanması
9-   Teknoloji, Kalite ve Standart Test ve Kabul Merkezlerinin kurularak profesyonelce işletilmesi; ücret karşılığı Havacılık ve Uzay, Füze, Uçak ve Helikopter Sanayinin ihtiyacı malzeme dayanıklılık testlerinin yapılması, Teknoloji Enstitülerinde rüzgâr tünellerinin elektronik tam otomatik malzeme test analiz ve ölçme merkezlerinin kurulması
10-                   Yatay ve Dikey, Matriks organizasyonları ile azami kaynak verimliliği ve uygun zamanlama ile kapasite seçimi sağlayacak şekilde fon ve nakit akımlarının, insan gücü kaynaklarının proje ve ürün bazında tanımlanarak seferber edilmesi
11-                   Kamuoyunda bu konuda sürekli basın yayın organlarında lay lay lomlar yerine bilgilendirici ve eğitici programlarının yapılması; ülkede zaman ve kaynak kullanımının, tasarruf ve değer bilincinin yeniden yükselen değer haline getirilmesi
12-                   Biz de yaparız; Türk inan çalış güven;Bilgi güçtür, çalışarak katma değer üretmek, yardımlaşmak ve dayanışmak asalettir, imkanlarının üzerinde sürekli borçlanarak aşırı tüketimle yaşamak aşağılıktır, köleliktir;kanaat ve tasarruf ederek sürekli öğrenmek, ahlaklı yaşamak en yüksek fazilettir’ sloganının Fatiha gibi sürekli dilek ve temenni, samimi inanç ve ahlaklı yaşam felsefesi olarak ilk okul sıralarından başlayarak tüm tören ve toplantıların açılışında, sürekli ve gönüllü ulusal ortak iradenin ifadesi olarak tekrarlanmalıdır.
 
 
 
BW BI PERFORMANS YÖNETİMİ:
 
 
SAP BW Release 3.5 Yazılımın üzerinde Performans Optimizasyonu için öncelikle temel kavramların iyi bilinmesi ve anlaşılması gerekecektir.SAP BW Mimarisi, Veri Modellenmesinin ana prensipleri, köksayıların (key figures),organizasyon yapısı hiyerarşisi karar mekanizmaları ve süreçlerinin(Masterdata) iyi anlaşılması, iş faaliyeti/sektörüne göre boyutlandırılmalarının özellikleri ve bağımlılıkları, verilerin kapları(Metadata) ve kapsamlarının, transfer ve ekstrakt veri alan yapılarının, hedeflere PSA üzerinden veri yüklemesi(ETL) yapılmasının ve zamanlamasının anında izlenmesinin (Monitoring ve Scheduling) iyice anlaşılması performans optimizasyonu için çok önemlidir. Performans Optimizasyonu araçları olarak, en başta en az sayıda gereken doğru veri kümesinin seçimi (data selection) ile verileri mantıksal bölümlere ayırma (partitioning) ve endeksleme(indexing) yoluyla etkin hafıza kullanımının sağlanarak SAP BW ve Merkezi veri tabanı arasındaki soru –cevap ve ETL sürelerinin kısaltılması, Ana Bilgi Küplerinin Küçük küplere bölünmesi(Aggregate) sayılabilir. 
 
Performans Optimizasyonu konusunda kaynak olarak Literatür listesinde bulunan Thomas Schröder in kitabı referans kaynak olarak kullanılabilir.
 
 
 
 
Özellikle veri tabanı kullanımının eniyileştirmesi, endeksleme, veri tabanı istastistikleri, InfoCube da depolanan verilerin ayrıştırılıp sıklaştırılarak Agregat ların türetilmesi, ODS lerin güncelleştirilmesi, BW tasarım mimarisi (back-end) ile ETL fonksiyonlarını ve BW raporlama (front-end) performansını eniyileştirmek konusunda Schröder in kitabındaki örneklerin incelenmesi faydalı olabilir.(Bkz.Ek Literatür listesi)
 
 
 
 

Bu satırlar, bir anne serçenin yavrularının üzerine iri gövdesiyle basıp ezerek öldüren, sonra da kendisinin çok güçlü olduğuna güvenerek, evlat acısıyla ciğeri yanıp tutuşan anne serçeden bir özür dahi dilemeye yanaşmayan kendini bilmez kaba bir filin hesaplaşmasının hikayesidir. Olaylar Yeditepe Üniversitesinde gerçekten yaşanmıştır. Ancak kimin fil, kimin serçe olduğuna okuyucular karar vereceklerdir.
 
 
 
Bilgi üretmesi gereken ve ürettikleri bilgileri de çağdaş anlamda gelecek kuşaklara aktarması gereken Üniversitelerimizin gerçek durumu içler acısıdır.
ÖSS-ÖYS Sınavları, psikolojik olarak gençleri güzel gelecek hayalleriyle avutarak oyalamak ve çığ gibi büyüyen işşizlik sorununu birkaç yıl daha ertelemektedir. Ancak bu sınavlar, adları Özel ile başlayıp Vakıf ile biten birçok kurum ve kuruluşa ulusal ekonomide sadece zaman ve kaynak israfına yolaçan bir trajediye dönüşmüştür. 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
İnsan ne için yaşar diye sormayanımız var mı? İdealleri için yaşayabilenler gençlerdir. Genç olmak güçlü olmak, en azından kendini olduğundan güçlü hissetmek demektir. Zamanın akışı içinde ömrün sınırlı olduğunu idrak etmeye başlamak demek mi yoksa yaşlanmak, kimbilir? Hayat her zaman zor olmasına rağmen gençken insanlar bu gerçeği pek önemsememektedir. Bir inanışa göre insanlar henüz yeni doğduklarında melek, genç iken yarı melek yarı şeytan, yaşlılık sürecine girdiklerinde de daha çok şeytanlaşıyorlar. Melek ile şeytanın aynı bilgiye ve öze sahip oldukları halde, hayat sürecindeki varoluş maksatlarının birbirine tam tamına zıt olduğu söylenir: İyilik ve kötülük; doğruluk ve eğrilik, haklılık veya haksızlık gibi. Ne ilginç degil mi? İkilem veya dualite hayatın kendi öz dinamiğini oluşturmakta. Uzak doğuda buna Ying ve Yang demişler ve bir daire içinde iki su damlası şeklinde sembolize edivermişler:
 
 
 
 
 
Ying bazen Yang, yang ise bazen ying; insanlar da bazen melek bazen şeytan, bazen de hem melek hem de şeytan oluveriyorlar hayat denen bu zor süreçte.
Eğer henüz liseyi bitirmek üzere iseniz ÖSS ve ÖYS sınavlarının ne demek olduğunu bilmekle kalmaz içinizde bir korku, gelecek korkusu hissedersiniz.
Aksilik bu ya, diyelim ki tam o gün ve saatte virüs kaptınız ve barsaklarınız gürlemeye başladı, akabinde de sınav öncesi ishal veya hasta oldunuz veya kaza geçirdiniz. Bir yılınız gitti demektir. Böyle adaletsizlik olur mu? Gençlerimizin onbir yıllık ortaöğretimdeki bilgi birikimini üç saatlik kumara benzeyen bir sınavla ölçmek mümkün mü? Ne kadar bilimsel ve objektif hazırlandığı iddia edilirse edilsin, ÖSS-ÖYS sınavları, gençlik psikolojisi ile gençlerin farklı gelir düzeyleri ve farklı aile ortamları da dikkate alınarak değerlendirildiğinde, olsa olsa sonuçta Türk eğitim sistemindeki çarpıklığı ve fırsat eşitsizliğini sınav başarısı veya başarısızlığı şeklinde ölçmektedir. Devlet bile bile gençliğinin geleceği ile kumar oynamaktadır. Türk milleti bugünkü refahını korumak için gençliğinin geleceğini ipotek etmekte veya çok daha az bir değere değişmektedir.   
 
-Ya bu yıl da Üniversiteye giremezsem! Askerlik! İş bulmak! Evlenmek! Kısacası geleceğim ne olacak?
 
Bu sorgulamanın gençleri nasıl dershanelere yönelttiği malum. İyi araştırılırsa, son yıllarda lise çağındaki gençler arasında gittikçe yaygınlaşmaya başlayan içki, sigara, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıkların temelinde işte bu gelecek korkusunun, kendine güvensizlik ve yalnız bırakılmışlık duygusunun yattığı kolayca görülecektir. Toplumumuzun ve gençliğimizin geleceğini belirleyen böyle önemli ve kritik bir konuda, öncelikle gençlerimizi yalnız bırakmamak ve Üniversite eğitimindeki fırsat eşitsizliğine, kalitesizliğe ve çarpık aldatmacalara dikkati çekmek, en azından üç çocuk babası yurt dışında yaşamaya mecbur edilen bir Türk bilim adamı olarak kayıtsız kalmamak için, Viyana’ dan da olsa bu kitabı yazıp yayınlayarak devletin ilgilileri ile ilgisiz basınını ve kamuoyunu
uyarmak istedim.
 
Dersane masarafları, zaman, çevre baskısı... Neler de neler gelip geçmez ki aklınızdan. Hani biraz daha büyütürseniz, kendi kendinizden, kendinize olan sağduyulu özgüveninizden bile şüphe etmeye başlarsınız. Bunları en iyi kimler anlar? Elbette aynı bu duyguları bir zamanlar yaşayanlar! Ama onlarda bir süre sonra unutmaya, kayıtsız kalmaya başlayınca bu korkunç çark nesilden nesile devam eder gider. Birileride bundan iyi paralar kazanırlar. Kimler mi?
 
-Adı ÖZEL ile başlayan ve VAKIF ile biten bütün kurum ve kuruluşlar: Dersaneler, Pastaneler, Hastaneler, Liseler, Özel Vakıf Üniversiteleri, hatta Devlet Üniversiteleri...... ÖSS-ÖYS seçme sınavı kandırmacası, başlıbaşına milyarlarca dolarlık cirosu olan, dev bir ekonomik sektörü de oluşturmuştur Türkiye’de. Gençliğimizin psikolojik sağlığını altüst eden ve sonunda sigara, alkol ve uyuşturucuya giden bu paralar, yani milyarlarca dolar yıllardır nereye gidiyor, nasıl harcanıyor, hiç düşündünüz mü? Repoya, faize, emlak spekülasyonuna, kısacası rant ekonomisine!
 
Şöyle basit bir hesap yapalım: 1997 yılında, 1.200.000 öğrencinin ÖSS’ye, yaklaşık 700.000 öğrencinin de ÖYS sınavına girdiğini biliyoruz. Bunların her yıl ancak onda birinin Üniversitelerde istedikleri bölümlere girebildiklerini varsayarak, geri kalanının da yeniden yeni lise mezunları ile birlikte ÖSS-ÖYS sarmalına gireceğini ve lise 1.sınıftan itibaren dersanelere giderek hazırlanmaya başlayanları da hesaba kattığımızda heryıl en az üç milyon müşterisi olan olağanüstü bir pazardan sözetmekteyiz. Her bir öğrencinin, yiyecek, barınma, giyecek, enerji ve ulaşım giderlerinin çok az bir bölümü ile dersane ve kırtasiye masraflarının yıllık ortalama dörtbin doları bulacağını varsaydığımızda, 10-12 Milyar dolarlık yıllık bütçesi olan çok önemli bir rant sektörünü düşününüz. Sadece işşizlik sorununu birkaç yıl ertelemeye yaramak gibi çok önemli sosyal-politik bazı yan etkileri de var bu dev rant sektörünün. Yiğidi öldür, ama hakkını yeme demişler! İşte, bizim ya büyük para sahiplerinin, ya da parti liderlerinin kuklası olan kalitesiz politikacılarımız, iş dünyamız, tekelci ve tröstleşmiş basınımız, kamuoyumuz ve TV’larda gazetelerde kasılıp duran duyarsız devlet erkanımız, gençliğimizi ve kaliteli akademisyenlerimizi yıllardır böylesine acımasızca kurban etmektedir. Bu sorunu çözecek güç ve kapasitede olan Akademisyenlerimizi de, yurt dışına gitmeye adeta mecbur etmektedirler.
 
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ DALAN’IN BABASININ MALI MI Kİ,   DOLARLARI BASTIRANI HİÇ SINAVSIZ KAYDEDEBİLİYOR?
ÜNİVERSİTE DEĞİL, DOLAR BASAN DARPHANE MÜBAREK!
 
Kitabın sonundaki ekli özgeçmişten de görebileceğiniz gibi bu satırların yazarı, yurt dışında yaşayan akademisyenlerden sadece bir tanesidir ve tersine beyin göçü anlayışıyla Viyana’dan yurda dönüp Özel İSTEK Vakfının Yeditepe Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı, kamuoyunca malum Bedrettin DALAN tarafından ölümle ve silahla tehdit edilerek görevine son verilmiştir. 
Sayın Dalana ve onun şahsında tüm Yeditepe Üniversitesinin saygın ve seçkin Mütevelli Heyeti Üyelerine, Rektörüne, Dekanlarına, tüm öğretim kadrosu ve öğrencilerine sesleniyorum:
 
-Yeditepe Üniversitesi sizlerin ve Bedrettin Dalan’ın tapulu malı mı ki, canınızın, keyfinizin istediği herşeyi yapabiliyor sunuz ? Hani bu devirde kimse sultan değil di? Vakıf demek babanızın malı demek değil ki! Madem canınızın istediğini yapacaktınız, neden göstermelik olarak vakfettiniz? Vergi vermemek için mi?
İmparatorluğunun adı: Her türlü vergi, resim ve harçtan muaf kar amaçlı Özel İSTEK Vakfı Eğitim Kurumları, Bilgisayar ve diğer kar amaçlıTicaret Şirketleri, Yeditepe Üniversitesi Külliyesi. Vakfın adı da İSTEK!   Sevsinler!
 
Herhalde Türk kamuoyunda, Bedrettin Dalan’ın her istediğini yaptırabilmesi anlamında Bedrettin Dalan’ın İSTEK Vakfı Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Ahmet Serpil, Ali Kırca’nın Siyaset Meydanı Programında:
 
-Yeditepe Üniversitesine girmek çok kolaydır, ama çıkmak çok zordur!
 
deyivermişti de, Doğan Heper de bunu hemen ertesi günkü Milliyet gazetesindeki gizli başköşesinde , Özel Üniversiteler başlıklı makalesinde daha geniş kitlelere de mizahi bir üslupla duyuruvermişti. Eh ne de olsa, Doğan Medya Grubunun sahibi sayın Aydın Doğan da, Bedrettin Dalan’ın İSTEK Vakfının Mütevelli Heyeti Üyesi değil mi? Dinç Bilgin ile Bedrettin Dalan da çok yakın tavla arkadaşları değil mi?
 
Demek ki, Türkiye’de sadece para ve örtülü karşılıklı menfaat ilişkileri önemli! Sen, ister işli/işşiz iyi bir Üniversite mezunu olasın, ister isen allame-i cihan bir bilim adamı olasın, hatta en iyisi istersen dağlarda henüz hürriyetini şehirlerdekiler kadar çok fazla kaybetmemiş şöyle hür bir çoban olasın, hükmün ve insanlığın sadece paran kadardır. Boşuna mı demişler:
-Paran kadar konuş! diye.
Devrin bu acımasız gerçeğini, maalesef Türkiye’de Bedrettin Dalan sayesinde biraz geç de olsa iyice kavradım. Kendisine teşekkür ediyorum. Bizlere, birinden birşeyler öğrenirsen ona karşı sakın nankörlük etme, kulu kölesi ol diye öğretmişlerdi. Herhalde ben de Bedrettin Dalan’ın kulu kölesi olamamak gibi çok büyük bir hata işledim; kimbilir belki de onun çok bilgili Profesörleri ona yanlış bilgi verip onu kasden yanlış yönlendirmiş olamazlar mı? Kılavuzu karga olanın başı dertten kurtulmazmış, ya da kargadan korkan mısır ekmezmiş.
 
Halbuki İSTEK Vakfının sahibi ve tartışmasız yegane başkomutanı Bedrettin Dalan Paşa ile aramızda beni Viyana’dan dönmeye ikna etmeye çalışırken şöyle konuşmalar da geçmişti:
Bedrettin Dalan:
-Boşver, Turgut Özal zaten vatan hainiydi. Ben İstanbul Belediye Başkanı iken zamanın İngiliz Başbakanı, Demir Leydi Margaret Thatcher’dan İstanbul için 50 Milyon US Dolar hibe kredisi bulduğum halde kıskançlıklarından, parti içinde daha da güçlenmemi istemediklerinden, bana bu parayı Hazine’ den izinsiz kullandırtmadılar. Sen ne yapıyorsun Avusturya’da?
 
Mehmet Erdaş:
-Öğretim üyesi olarak bir taraftan Viyana Webster Üniversitesi ve Salzburg Üniversitesi Yüksek Teknoloji Merkezinde ders veriyorum, buna paralel olarak da piyasadaki firmaların büyük enerji- su-telekomünikasyon ve bilgisayar projeleri sistem analisti ve yöneticisi olarak danışmanlığını yapıyorum.
 
Bedrettin Dalan:
-Sistem Analisti ne yapar?
Elektrik Mühendisi olduğunu söyleyen Dalan’ın, meslekten birisi olarak Sistem Analistinin ne yaptığını bilmemesi doğrusu beni biraz şaşırtmıştı. Ama olabilir, herkes herşeyi bilemeyebilir diye düşünmüştüm. Ancak bir gün birilerinin gelip de ona benim hakkımda, sadece kıskançlık ve husumetlerinden olsa gerek, ipe sapa gelmez asılsız iddialarda bulunmaları üzerine, Dalan’ın bir gün beni ölümle tehdit edeceğini hiç mi hiç aklıma getirmemiştim. Yoksa Viyana’da ailemi de bırakarak gelip de Dalan’ın Yeditepe Üniversitesi ile 350 Milyon TL. Aylık ücret ve Kartal’ da lojman karşılığı bir yıllık sözleşme imzalamazdım.   
 
Dalan’ın Yeditepe Üniversitesinde, hem İngilizce hem de Almanca dillerini anadili gibi konuşan, TCZB Banka Otomasyonu, SIEMENS EWSD, TELETAŞ, F-16 Harp uçağı projesi gibi milyarlarca dolarlık büyük projelerde görev almış, en geniş uluslararası tecrübe birikimine sahip bir bilim adamı ile hemde öğretim görevlisi olarak matbu sözleşme imzalıyorsunuz, sonra da Türkiye’de profesörlük denkliğinin olmadığını iddia ederek tekme tokat dışarı attırıyor, İstanbul 2 No.lu idare mahkemesinin 1997/1406 esas ve 17.03.1998 tarihli Yürütmeyi durdurma kararına rağmen, yedi aydan beri tek kuruş maaş dahi ödemiyorsunuz. Dekan Yardımcısı kimliği verip dışarıya denkliği olan bir profesör olarak sözler verip tanıtıyorsunuz; dergilerinizde Profesör olarak makalelerini yayınlıyor, sonra da Mehmet Erdaş’ı kendi kişisel menfaatleri doğrultusunda emireri gibi: Git şu kadınlarla(İngilizce Hazırlık Bölümünün Yöneticileri) kavga et! Rektörü bu kadınlar idare ediyor! Gibi ipe sapa gelmez iddia ve isnatlarla koridorlarda bağıran bir Dekanın sözlerine kanarak dahil istediği herşeyde ve heryönde kullanamayacağınız akli dengesinin yerinde olmadığından tutun da resmi mercileri fuzulen işgal ve iğfal ettiğine varıncaya değin ipe sapa gelmez suç duyurularında bulunacaksınız ve basına yalan yanlış demeçler vereceksiniz ve hiç kimse buna karşı sesini yükseltemeyecek?
 
 
 
Böyle bir ülkede gençliğin geleceğe güvenle bakabilmesi mümkün mü?
 
Böylesine iyi yetişmiş, İ.İ.B.F. Dekan yardımcısı ilan ettiğiniz ve halen de yurt dışında Viyana’da yaşayan bir akademisyeninin, devlet erkanına tüm duyurularına, fax ve APS- Mektuplarına, basın ve gazetelerde yeralan Bedrettin DALAN’ı koruyan ve bilerek YÖK-Mevzuatını istismar edip suç işleyen Yeditepe Üniv. Rektörü ve İ.İ.B.F. Dekanının gerçekdışı açıklamalarına dayanarak, en asgari insan haklarına dahi saygı duyulmayan bir Özel Vakıf Üniversitesi ve böylesine bir olaya kayıtsız kalan, adeta   ölü bir devlet ve tepkisiz bir toplum hiç Avrupa Birliği üyesi olabilir mi?
 
Evet, gerçek neden şuydu:
 
Sanki Türkiye’de 2547 sayılı YÖK-Kanunu ve Mevzuatı hiç yokmuş gibi, sadece Mütevelli Heyet Başkanı Bedrettin Dalan’ın talimatları doğrultusunda hareket eden Yeditepe Üniversitesi Rektörü, Dekanları ve Üniversite Senatosu
Yatay geçişlerle veya doğrudan ve açıktan gazete ilanları ile hem Lisans, hem de Yüksek Lisans Master programlarına usulsüz öğrenci almaktaydı. Milyonlarca öğrenci, ÖSS-ÖYS işkencesini yaşarken, Bedrettin Dalan ve çevresinde topladığı nüfuzlu kişiler, hiç ÖSS-ÖYS sınavına girmeyenlere, hiç LES sınavı almayanlara dahi 5000-7000 USD karşılığında ya hiç sınavsız, ya da sözde özel yetenek sınavları ve bilahare yapılan hileli yatay geçişlerle, paralı ve torpilli olan yüksek gelir gruplarına Üniversite kapılarını hemen aralayıveriyorlar, ya da askerliklerini hemen tecil ediveriyorlardı. Bu maksatla, Yeditepe Üniversitesi İ.İ.B.F. Dekanı Doğan Altuner isim hanesi boş, altı ise imzalı yüzelli kadar boş Antetli Üniversite kayıt kabul kağıdını sekreterlere ve öğretim üye ve görevlilerine dağıtmıştı. Onlar da istediklerini hem de hiç sınavsız olarak Yüksek Lisans Diploması verme ve askerlik erteleme vaatleriyle dağıtıp kaydetmişlerdi. Böylesine mucizevi bir arzın talebi hiç olmaz mı? Zaten Ekonomide Say Kanununa göre, her arz kendi talebini yaratmaz mı? 
 
Neden? Neden? Neden? Bu devletüstü gücü, bu canavarca devleti hiçe sayıp iğdiş etme cesaretini nereden alıyorsunuz?
 
Bu devletin askeri ve polisi, hakimleri, savcıları, adı var kendi yok olan YÖK’ü Konuyu gerek bazı milletvekillerinden, gerekse doğrudan benim çektiğim fakslardan ve delilleriyle sunduğum şikayet dilekçemden dolayı yakinen bilen sayın YÖK-Başkanı Prof.Dr.Kemel Gürüz, Sayın Milli Eğitim Bakanı, Sayın Siyasi Parti Genel Başkanları, Sayın Başbakanı, sayın TBMM Başkanı ve Üyeleri, Sayın Cumhurbaşkanı ve devleti soymakta pek maharetli malum saygın büyük İşadamları, Sayın sözde hür Basını, Sayın renkli ama içeriği özü boş TV- Kanalları, Sayın Kamuoyu ve Sivil Toplum kuruluşları, Holding ve Vakıf Başkanları, TÜSİAD’ı MÜSİAD’ı, Belediye Başkanları.....ne güne duruyor?
 
Neyse, herşeyde bir hayır vardır deyip sabretmek ve yetkililer ve Türk kamuoyunun kayıtsız ve tepkisiz kalmasına karşı, canımı seve seve feda etmeye hazır olduğum Türk gençliğinin bu büyük hak mücadelesinde her zaman yanındayım:
 
ÖSS-ÖYS Sınavı tamamen kaldırılmalı, lise mezunu her isteyen öğrenci, öğrenimden iki yıl sonra taksitlerle geri ödenecek düşük faizli bir devlet kredisiyle, istediği Üniversiteye ve istediği bölüme sadece sırasını bekleyerek girebilmelidir. ‘Eğitimde fırsat eşitliği Anayasal bir insan hakkıdır.
Bu ilke ve anlayışla, ne pahasına olursa olsun gençlerle bayrak açıp, gençlerin yanında yer alarak mücadele etmekten, yani sesimizi yurt içinde ve yurt dışında duyurmaktan, baskı grupları kurarak kamuoyu desteği sağlamaktan başka çare yok!
 
Eski bir ODTÜ-Bilgisayar Bölümü Öğretim Üyesi ve Başbakanlık DPT-Enerji, Telekommünikasyon ve Yabancı Sermaye Başkanlığı Uzmanı, Braunschweig Teknik Üniv.-Almanya, Webster Viyana ve Techno-Z Salzburg-Üniversitesi bünyesinde Avusturya’da dersler vermiş yurt içinde ve yurt dışında çeşitli yayın ve makaleleriyle tanınmış, ne istediğini bilen hür ve kaliteli bir öğretim üyesi olarak, özellikle de Lise ve Üniversite gençliği ile gençlerin velilerinden, gençlerimize daha iyi bir eğitim ve daha iyi bir gelecek sağlamak için vereceğimiz   mücadeleye   maddi ve manevi destek vermeye, sesimizi kartelci-tekelci-baskıcı medyaya rağmen, paralı ilanlar ve diğer demokratik tepkilerle Türk ve Dünya kamuoyuna duyurmamıza yardımcı olmalarını rica ediyorum.
 
Avrupa’daki Üniversitelerin kapılarında, örneğin Freiburg Üniversitesi girişinde ‘Hakikat sizi hürriyetinize kavuşturacaktır’ yazılıdır. 
 
Öyle ki Başbakanların dahi bu çarkı durdurmaya gücü yetmemektedir. Sayın Tansu Çiller, Başbakanlığı döneminde çok söz verdi, ama tutamadı. O güzel Profesörün verdiği en önemli sözü veya politik vaadi, işte bu ÖSS-ÖYS sınavı denen çağddışı iki aşamalı gençlik işkencesini ortadan kaldırmaktı. Ancak yerine getiremedi, hiç düşündünüz mü? Neden?
 
-Gücü yetmedi, boyunu ve kariyerini dahi aştı da ondan!
 
-2547 sayılı kanun ve diğer YÖK mevzuatı, Üniversitelerin yapısı, Plansızlık, Programsızlık..... Adına veya sebeplerine ne derseniz deyiniz, karşınıza çıkan yalın gerçek şudur:
 
-Bu işten çıkar sağlayanlar, aynen enflasyon konusunda olduğu gibi, başta devletin kendisi olmak üzere, çok etkili büyük parasal gücü olan güç odaklarıdır. Başbakanlara bile rahatça rest çekerler, hatta koltuğundan ederler.
 
 
Üniversiteler gelecek kuşaklara bilgi transferini belli bir disiplin dahilinde gerçekleştiren ve aynı zamanda araştırma-geliştirme altyapısı, kütüphanesi, laboratuarları, tüm personeli, cihaz ve donanımı ile yeni bilgiler, teknolojiler üreterek bilime ve toplumsal hayata katkıda bulunan ve bu yüzden de sürekli öğrenen organizasyonlardır. İnsanların dahi kopyalanabildikleri çağımızda, üretilen bilginin kötü maksatlarla kullanılmasını önlemek de son derece önemlidir. Örneğin atom çekirdeğini parçalayarak ortaya çıkan muazzam nüklleer enerjiyi ilk keşfeden Alman Fizikçi Otto Hahn için en önemli sorun nedir?
 
-Üretilen bu yeni bilginin veya teknolojinin ne maksatla-iyi veya kötü/ kitabın girişindeki melek-şeytan ikilemini hatırlayınız- kullanılacağıdır!
 
Aynı nükleer enerjiden elektrik enerjisi üretilebileceği gibi, askeri maksatlarla nükleer bomba da yapabilirsiniz. Demekki bilimin ürettiği bilginin kullanım maksadını belirleyecek daha üst bir kuruma ihtiyaç vardır.İşte bu üst kurum önceleri, her toplumun kendine has inanç ve değerler sistemi idi. Bugünün gittikçe küreselleşen-globalleşen- ve küreselleştikçe de küçülen dünyasında ise uluslararası normlar ve Birleşmiş Milletler bünyesindeki IAEA- Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu gibi üst kuruluşlar olmaktadır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
SINAV STRESİ
 
Stres nöro-psikolojik ruhsal bir olgudur. Stres sonucu insan vücudunda ruhsal ve zihinsel yorgunluk, bitkinlik, isteksizlik, bıkkınlık halleri gözlenir. Verimli ve üretken olamayan, fayda üretemeyen insan içten içe kendi kendini yoketmeye yiyip tüketmeye yönelir.  
 
 
Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm diyen Yunus’tan bir dörtlük:
 
İlim ilim ilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya bu nice okumaktır!
Ya bu nasıl Üniversite kurmaktır?
 
Stresi yenmenin ilk şartı, insanın neyi ne pahasına ne maksatla istediğini kendi kendine sorgulaması ve idrak edebilmesidir. Ünlü Alman filozofu Arthur Schopenhauer’a göre, insanların hayattaki en önemli problemleri neyi niçin istediklerini bilmemelerinden kaynaklanmaktadır. Şöyle bir soru soralım:
 
-Acaba neden muhakkak Üniversite eğitimi? Hayatın bizzatihi kendisi kitaplardan daha öğretici daha kapsamlı değil mi?
 
Bu noktada bireyin ve içinde yaşadığı toplumunun karmaşık değer hükümlerini, daha doğrusu alternatif tercihler kümesinden seçme, yani karar kriterlerini ve önceliklerini ardıştırmak zorundayız:
    
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
SİSTEM ANALİZ YÖNTEMİYLE ÖSS-ÖYS:
 
Çok ağır olduğu iddia edilen 1995 ÖSS-ÖYS sınavından sonra ana puan kategorilerinin değerlendirme katsayıları 2.6 hatta 2.8 lere fırlamıştı. Girmeyi tercih ettiğiniz bölümlere bağlı olarak, aşağıda sıralanan ana puan kategorilerinde alınan puanlar katsayılar yöntemiyle ağılıklandırılmaktadır.
 
Ana puan kategorileri ile bunların herbirinde varolan toplam soru adetlerini ve herbiri beş cevap seçenekli olan bu soruları cevaplandırmak için ayırabileceğiniz maksimum zamanı irdeleyerek, en uygun karar stratejisini ve yöntemini, ünlü matematikçi Gaus’un keşfettiği İhtimallerin Normal Dağılım (Probability Distribution Function) eğrisini kullanarak, belirlemeye çalışalım:
 
 
 
                       Toplam Soru Adedi     Toplam Süre     Soru/Şık başına ayr. Süre        
 
Türkçe                        64/65                   
 
Matematik                  52/53
 
Fen                             62/63
 
Sosyal                        72/73
 
Y.Dil   
 
TOPLAM                 250/254
 
 
 
Her öğrencinin ortalama toplam 180-185 sorunun cevabını işaretleyebildiğini varsayarak ve çok basit Sezgisel Yöntemler (Intuitive Approach) kullanarak bu optimizasyon problemini çözmeye çalışalım:
 
Soru adedi 30 dan fazla olduğuna göre soruların ve doğru cevaplarının Normal Dağılım eğrisine uyduğunu kabullenmek yerinde olacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Sayin ALGAN HACALOGLU TBMM Istanbul milletvekili              18.11.1997
 Sayin Milletvekilim,
Bedrettin DALAN`in israriyla Yeditepe Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü ile ÖGRETIM GÖREVLISI olarak 1-Yillik süreli hizmet sözlesmesi imzaladim. Daha sonra da benim becerikli olduguma kanaat getirmis olacaklar ki, bana Dekan Yardimciligi görevi ve soguk damgali kimligimi verdiler. Bu idari görevim geregi, ögrenci listesini isteyince de kiyameti kopardilar, zira ögrenciler ekseriya ya askerlik tecili icin, ya da parayla ünvan sahibi olmak icin LES(Lisansüstü Yeterlik) sinavini almadan 5000 USD karsiligi Dekanin bos olarak imzalayip sekreter ve ögretim görevlilerine dagittigi kagitlarla, usulsüz ve sinavsiz olarak yüksek lisans programina kaydediliyorlardi. Ayrica Vakif Üniversiteleri kurulus kanununa aykiri olarak Yeditepe Üniversitesinden ISTEK Vakfi hesaplarina para aktariliyordu.
Bunlarinda ötesinde Dekan Dogan Altuner, koridorlarda deliler gibi bagirip cagiriyor, Üniversite ortamina yakismayacak siddete meyyal davranislar sergiliyordu. Ayni koridorda karsilikli odalarimiz olan Hazirlik Okulu hocalariyla, kendi cani öyle istiyor diye kavga etmemizi istiyor, onlarla konusmami dahi yasaklamaya kalkiyor, ipe sapa gelmez yasaklarla ve korku yayarak MBA-yüksek lisans programini yürütebilecegini saniyordu. Hatta bir gün `ISLAMIC BANKING` konusunda makale yazmami ve Dogan Altuner adina uluslararasi finans dergilerinde kendi adina yayinlamami benden utanmadan isteyebilmisti.
Bugünkü Milliyet gazetesinin Egitim sahifesinde `Profesörlük Krizi`basligi altinda verilen haberde cok önemli bir husus gözardi edilmektedir: ODTÜ Elektronik 1975 mezunu, ODTÜ Isletme 1978 MBA Yüksek Lisans derecesine ve Almanya`dan Braunschweig Teknik Üniv. Idari Bilimler doktora derecesine sahip kaliteli bir beyin olarak YÖK-Mevzuatinin 3, 26, 28, 29. Maddelerine göre gerek yurticinde, gerekse yurt disinda yeterli ögretim deneyimine sahip oldugumdan, disardan Profesör olarak atanmak icin bütün niteliklere haizim. ODTÜ`de, Almanya ve Avusturya`da yillarca ögretim üyeligi yaptim. Oralarda Profesör ünvanini yillardir kullanmaktayim. Akademik ünvan olarak profesörlük ile YÖK`ün kadrolu Profesörlük ünvanini birbirine karistirmaktalar. YÖK usülü Profesörlük vaad edilerek bana Dekan yardimcisi kimligi verildi. Ancak daha sonra beni kiskanan ve istedigi gibi kullanamayacagini düsünen Dekan Dogan Altuner, sirf beni Dalan`a karsi kötüleyebilmek icin, ögrenci listesini istememi bahane ederek , beni adeta casusluk yapiyormusum gibi Dalan`a anlatti ve sanki YÖK`ten Profesörlük denkligimin olmadigini yeni ögreniyormus gibi Dalan`a yalanlar uydurarak beni tekme-tokat disari attirdi, silah ve polis copuyla korkutmaya calistilar. Ben de onur ve haysiyetle, bu tür baskilara boyun egmeyecegimi   ifade ederek savciliga suc duyurusunda bulundum. Halen Lojman´a ve Üniversiteye girememekte, kendi özel esyalarimi dahi alamamaktayim. Gerek YÖK nezdinde, gerekse Milli Egitim Bakanligi ve
TBMM`de Vakif Üniversiteleri konusunu gündeme getirmenizi ve özlük haklarimi alabilmem icin geregini yüksek takdirlerinize arz ederim.
 
Sayin ALGAN HACALOGLU TBMM Istanbul milletvekili              18.11.1997
 Sayin Milletvekilim,
Bedrettin DALAN`in israriyla Yeditepe Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü ile ÖGRETIM GÖREVLISI olarak 1-Yillik süreli hizmet sözlesmesi imzaladim. Daha sonra da benim becerikli olduguma kanaat getirmis olacaklar ki, bana Dekan Yardimciligi görevi ve soguk damgali kimligimi verdiler. Bu idari görevim geregi, ögrenci listesini isteyince de kiyameti kopardilar, zira ögrenciler ekseriya ya askerlik tecili icin, ya da parayla ünvan sahibi olmak icin LES(Lisansüstü Yeterlik) sinavini almadan 5000 USD karsiligi Dekanin bos olarak imzalayip sekreter ve ögretim görevlilerine dagittigi kagitlarla, usulsüz ve sinavsiz olarak yüksek lisans programina kaydediliyorlardi. Ayrica Vakif Üniversiteleri kurulus kanununa aykiri olarak Yeditepe Üniversitesinden ISTEK Vakfi hesaplarina para aktariliyordu.
Bunlarinda ötesinde Dekan Dogan Altuner, koridorlarda deliler gibi bagirip cagiriyor, Üniversite ortamina yakismayacak siddete meyyal davranislar sergiliyordu. Ayni koridorda karsilikli odalarimiz olan Hazirlik Okulu hocalariyla, kendi cani öyle istiyor diye kavga etmemizi istiyor, onlarla konusmami dahi yasaklamaya kalkiyor, ipe sapa gelmez yasaklarla ve korku yayarak MBA-yüksek lisans programini yürütebilecegini saniyordu. Hatta bir gün `ISLAMIC BANKING` konusunda makale yazmami ve Dogan Altuner adina uluslararasi finans dergilerinde kendi adina yayinlamami benden utanmadan isteyebilmisti.
Bugünkü Milliyet gazetesinin Egitim sahifesinde `Profesörlük Krizi`basligi altinda verilen haberde cok önemli bir husus gözardi edilmektedir: ODTÜ Elektronik 1975 mezunu, ODTÜ Isletme 1978 MBA Yüksek Lisans derecesine ve Almanya`dan Braunschweig Teknik Üniv. Idari Bilimler doktora derecesine sahip kaliteli bir beyin olarak YÖK-Mevzuatinin 3, 26, 28, 29. Maddelerine göre gerek yurticinde, gerekse yurt disinda yeterli ögretim deneyimine sahip oldugumdan, disardan Profesör olarak atanmak icin bütün niteliklere haizim. ODTÜ`de, Almanya ve Avusturya`da yillarca ögretim üyeligi yaptim. Oralarda Profesör ünvanini yillardir kullanmaktayim. Akademik ünvan olarak profesörlük ile YÖK`ün kadrolu Profesörlük ünvanini birbirine karistirmaktalar. YÖK usülü Profesörlük vaad edilerek bana Dekan yardimcisi kimligi verildi. Ancak daha sonra beni kiskanan ve istedigi gibi kullanamayacagini düsünen Dekan Dogan Altuner, sirf beni Dalan`a karsi kötüleyebilmek icin, ögrenci listesini istememi bahane ederek , beni adeta casusluk yapiyormusum gibi Dalan`a anlatti ve sanki YÖK`ten Profesörlük denkligimin olmadigini yeni ögreniyormus gibi Dalan`a yalanlar uydurarak beni tekme-tokat disari attirdi, silah ve polis copuyla korkutmaya calistilar. Ben de onur ve haysiyetle, bu tür baskilara boyun egmeyecegimi   ifade ederek savciliga suc duyurusunda bulundum. Halen Lojman´a ve Üniversiteye girememekte, kendi özel esyalarimi dahi alamamaktayim. Gerek YÖK nezdinde, gerekse Milli Egitim Bakanligi ve
TBMM`de Vakif Üniversiteleri konusunu gündeme getirmenizi ve özlük haklarimi alabilmem icin geregini yüksek takdirlerinize arz ederim.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN
 
HIZLA BÜYÜYEREK,
 
EN KISA ZAMANDA
 
DAHA GENIS KITLELERE YAYILMASI
 
MAKSADIYLA 
 
TÜRK USULÜ
 
CAGDAS, HÜR VE DEMOKRAT, LIBERAL EKONOMIK
 
TÜRK MALİ VE SOSYO-EKONOMIKYÖNETİM MODELİNİN
ESASI AMACLARI VE İLKELERİ
                           
 
 
 
 
Hazirlayan:
Prof.Dipl.Ing.Dr.soc.oec. Mehmet ERDAS 
1120 Wien
Gaudenzdorfergürtel 69/6
AUSTRIA                          CEP TEL: 0043 664 4501329
Fax:0043 1 8103339          ISTANBUL TEL/FAX: 0216 414 02 34
17.01.1998
 
 
CUMHURİYET NEDIR, NE İSTEMEKTEDİR?
 
Millet iradesi ve hukukun üstünlügüne,
Din-vicdan-düsünce ve fikir hürriyetine,
Insan haklarina ve evrensel degerlere,
Hür tesebbüs ve rekabet ekonomisine
dayanan sivil bir yeni Anayasa ve adil bir yeni Secim Kanunu
sayesinde, hür secim-hür parlamento-hür muhalefet-hür yargi-hür yürütme-hür basin, hür üniversite, hür sendika ve nihayet hür ve sadece terör suclari haricinde, siyasi partilerin mahkeme kararlariyla kapatilamayacagi, gercek demokrasiyi bütün kurumlariyla yeniden yapilandirip kurarak çalıştırmak,
 
Devletin ordusu ve milleti ile bölünmez   birliginin- bütünlügünün-güvenliginin saglanarak, vatandasin devlete ve devletin de vatandasa güveninin yeniden tesis edilmesi; her türlü tarihten gelen etnik köken-din ve mezheb farkliliklarina dayali kutuplasma ve kamplasmalarin önlenmesi,
 
DIN VE VICDAN, DÜSÜNCE VE INANC, TESEBBÜS HÜRRIYETI VE INSAN HAKLARI ESASTIR.
 
Kimsenin samimi din duygusundan, fikir ve düsüncesinden, samimi inancindan dolayi kinanmamasi, hor ve hakir görülmemesi, T.C. vatandasi olan herkesin istedigi isi kurabilmesi,
 
Gerek etnik ve gerekse dine dayali ayrilikci akimlara prim verilmeyerek, milli birlik ve beraberligimizin, ic barisin korunmasi,
 
Dürüst devlet, dürüst ve kaliteli siyasetci, dürüst yöneticiler ile hür ve adil, cagdas bir yönetim anlayisiyla, ihtiyac sahibi bütün vatandaslarimizin devlet tarafindan ayni samimiyet ve ictenlikle kucaklanmasi, dogu ve güneydogudaki vatandaslarimizin yaralarinin sarilmasi, köylerine ve yurtlarina geri dönmelerinin saglanmasi,
Türkiye`nin hukuk düzeninden, devletin teslilatlanma ve isleyisinden ekonomik ve sosyal hayata kadar yenilesme ve yeniden yapilanma, modernizasyon ve cagdaslasma ihtiyaci vardir
Herkese ev-is-as-okul-ilac-hekim imkani verecek adil gelir -ve sosyo-ekonomik firsat esitligi ve refah paylasimi saglanmasi; herkesin gelecege güvenle bakabilmesinin saglanmasi,
 
Ekonomik fiyat istikrari icinde huzur–adalet-ve rejime güveni saglayip refahi artirmak; bu maksatla para-kredi, ücret, döviz, faiz ve enflasyonu tek rakkamli normal seviyelerine indirecek ekonomik politikalar ve tedbirler paketi üretmek,
 
Issizlik ve geciken adalet en büyük adaletsizliktir. Issizligi önleyecek yegane care, tasarruflarin artirilarak enerji - telekomünikasyon-bilgisayar gibi yüksek teknolojik yatirimlara yönlendirilmesi,
 
Türkiye Cumhuriyetinin, kisi basina düsen milli geliri, kullanilmaya hazir sermaye miktari, yüksek teknolojik egitim seviyesi ve okullasma orani, askeri ve sanayi gücüyle, Amerika, Avrupa ve Japonya gibi, bölgesinde en önemli dünya gücü ve Ortadogu ve Hazar Petrolleri üretim ve sevkiyatinda en önemli bölgesel güc ve istikrar unsuru haline gelmesi,
 
Türk toplumunun, en güzel ahlak demek olan inancini-tarihini ve kültürünü yeniden kesfederek, islam inancini serbestce yasamasi ve yüceltmesinin tesvik edilmesi,
 
EKONOMIK ISTIKRAR TEDBIRLERI:
 
Devlet, egitim, adalet ve güvenlik teskilati disinda Bankacilik dahil bütün ekonomik sektörlerden cekilecektir. Bu maksatla özellestirme hizla acik ve seffaf olarak gerceklestirilecektir.
Böylece devletin kaynak ihtiyaci azaltilacak, ekonomide agirlik tamamen piyasa otomatizmasi ve serbest rekabet anlayisi esas alinarak hizla özel sektöre devredilmesi
 
Devletin ekonomiyi fiilen yönetmeyecek, ancak denetleyecek halde olmasi,
 
Türk Lirasinin deger kaybetmesi enflasyon asagi cekilerek önlenecektir. Bu maksatla sifirlar atilarak TL.nin Dolar ve Mark gibi itibar kazanmasinin saglanmasi; döviz piyasasinin yol actigi makro-ekonomik kaynak kayiplari önlenerek, döviz kurlarina iliskin belirsizligin azaltilmasi,
 
Avrupa Para Birimi (ECU) ve Avrupa Para Sistemine uyum saglanmasi; bu maksatla da Maastricht kriterleri gözönünde tutularak, devletin ic ve dis borclanmasina sinirlamalar getirilmesi,
 
Bankacilik sistemimiz islah edilerek mal-hizmet ve para akimlari sosyal adalet ve verimlilik ilkeleri esasina göre yeniden düzenlenerek, tekelciligin önlenmesi,
 
Dünyadaki ekonomi ve finans sektöründeki gelismeler izlenecek ve Türk ekonomisinin dünya ekonomisi ile bütünlesmesi ve Türk ekonomisinin dünyadaki bilgi birikimi ve kaynaklarindan daha fazla istifade etmesi ve dünyadaki refahtan daha cok pay almasinin saglanmasi,
 
Ekonomik istikrar tedbirleri, liberal ekonomik model ve serbest piyasa kurallari icinde uygulanarak ihracat ve sanayilesme, yüksek teknoloji yatirimlari ve KOBI lerin tesvik edilmesi; bu maksatla ithalat ve ihracat rejimi, faiz oranlari ve yüksek faiz politikasinin, enflasyon asagi cekilmek suretiyle terk edilmesi,
 
Ekonomide geri kalmislik Türkiye`nin kaderi degildir.
Ortadogu`da, Amerika-Türkiye-Israil ücgeni yerine, bir taraftan Avrupa Birligi ile iliskiler gelistirilirken, diger taraftan da Islam ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri, Japonya ve Uzakdogu ülkeleri ile ticaretimiz artirilmasi; böylece ihracatin ithalati karsilar hale gelmesinin saglanmasi,
 
SU ve PETROLÜN Ortadogu güvenlik siyasetimizdeki stratejik önemi yeniden degerlendirilerek yeni bir enerji ve su politikasi, yeni bir ekonomik savunma stratejisinin gelistirilmesi,
 
Mevcut yetismis insan gücümüzün ve genc nüfusumuzun egitimle isgücü kalitesi artirilarak issizligin önlenmesi; bu maksatla da yurt disindan Türkiye`ye tersine beyin göcünün tesvik edilmesi,
 
Köyden kente göcün, sehirde ne varsa köye de götürülmesi suretiyle tersine cevrilmesi; egitim ve saglik, enerji-su ve yol yatirimlarinin kentler yerine daha cok köylere kaydirilmasi,
 
Sosyal güvenlik kurumlarinin tek cati altinda toplanarak, özel sosyal güvenlik ve sigorta kuruluslarinin tesvik edilmesi,
 
Ekmek kuyruklarinda bekleyen ve cöplerden yiyecek arayan Emekli memur, isci, dul ve yetimlere insanca yasayabilecekleri asgari gelir seviyesinin devletce temin edilmesi,
 
Vergi adaletsizliginin önlenmesi; vergilendirilmis kazanc kutsaldir ilkesinin bütün kesimler ve herkes icin kazanci oraninda gecerli olmasi; vergi suclarina af getirilmemesi,
 
Asgari ücretten vergi alinmamasi,
 
Gelir dagilimindaki carpiklik ve adaletsizligin dar gelirliler lehine düzeltilmesi,
 
CEVRE, SAGLIK, EGITIM , SEHIRLESME VE KONUT PROBLEMLERININ MAKUL BIR KAYNAK-HARCAMA DENGESI ESAS ALINARAK BIR MAKROPLAN CERCEVESINDE CÖZÜMLENMESI,
 
Temiz hava, temiz su, kisacasi dogal cevre ve ormanlarimizin korunmasi, erozyonun önlenmesi; bu maksatla agaclandirmaya hiz verilerek, orman yanginlarinin önlenmesi,
 
Saglik ve egitim yatirimlarina hiz verilerek, özel sektörün saglik ve egitim yatirimlari köylerde ve kirsal kesimde olursa tesvik edilmesi; bu maksatla köylere Bilgisayar Projesinin gelistirilip uygulanmasi,
 
Genclik icin egitim ve spor ile birlikte kültürel kimligimize sahip cikilmasi,
 
Büyük sehirlerimizin büyümesi ve gelismesi, altyapisi, konut, okul ve yesil alan, elektrik, su , yol ihtiyacinin önceden hesaba katilarak nazim planlar cercevesinde gerceklestirilmesi,
 
Toplu konut projeleri, devletce belediyeler ve yerel yönetimler eliyle tesvik edilerek kredilendirilmesi; bölgelerarasi kalkinmislik farklarinin giderilmesi,
 
Istanbul icin yeni bir yönetim modeli gelistirilerek Istanbulùn altyapi ve yönetim problemlerinin cözülmesi; Yesilcay, Büyük Melen projeleri ile Bogaz`daTüp gecit, 3.Köprü ve Yaygin Metro
Projelerinin bir an önce gerceklestirilmesi,
 
Okul, yol, elektrik, su, yesil alan ihtiyaci, nüfus artisi ve ekonomik büyüme oranlari gözönüne alinarak gercekci kalkinma planlari ve saglikli kamu finansmani dengelerinin olusturulmasi,
 
Köy ve köylü, isci ve esnafin problemleri sosyal adalet ve firsat esitligi ilkeleri esas alinarak cözülmesi; bu maksatla yerel yönetimlere ve Belediyelere daha cok kaynak ve yetki devredilmesi,
 
Turizm ve Yurtdisi Müteahhitlik hizmetlerine yeni ihracat ve yatirim tesviklerinin saglanmasi,
 
 Organize Sanayii Bölgelerinin tesvik edilerek tüm Anadolu sathina yayilmasi; bütün illerimizin Denizli, Gaziantep, Konya, Kayseri, Eskisehir, Bursa düzeyinde sanayilesmesinin saglanmasi,
 
Icmesuyu, Yolu, Suyu ve Elektrigi, Telefonu olmayan köy ve kirsal alanin kalmamasi,
 
Tarim, Orman ve Hayvancilik sektörleri ile Madencilik ve Insaat ve Imalat sektörlerindeki teknolojik gelismelerin tesvik edilmesi,
 
Türk Standardartlari Enstitüsü ve Kalite artirici standardizasyon calismalarinin, Arastirma-Gleistirme ARGE yatirimlarina vergi muafiyeti getirilerek desteklenmesi,
 
 Üniversitelerimize giris sinavinin tamamen kaldirilarak, vakif Üniversitelerine ceki-düzen verilmesi, arastirma-tez ve uluslararasi yayin yapma yogunluguna göre ücret ve maaslarda artis saglanmasi,
 
 
YARGININ BAGIMSIZLIGI ESAS OLMASI,
 
Hakimler ve Savcilarin, Üniversite ögretim üyelerinin atanmasi ve görevlendirilmesinin özerklik ilkesine göre yapilmasi,
 
Anayasa Mahkemesinin parti kapatmasi Anayasa degistirilerek, terör suclari haric olmak üzere, parti kapatilmasi önlenecektir. Yasama-Yürütme-Yargi organlarinin görev-yetki ve sorumluluklari, parlamenter demokrasi ve kuvvetler ayriligi ilkelerine uygun olarak bir erkan dahilinde toplumsal baris, milli birlik ve bütünlügümüz korunacak sekilde yeniden tanzim edilmesi,
 
Türkiye Ekonomisinin bir an önce borc alan bir ekonomi olmaktan cikarilarak borc veren ve sermaye ihrac eden bir ekonomi haline getirilmesi,
 
 
DIS POLITIKA
 
Tarihi ve kültürel misyonumuza uygun türk tipi tutarli ve tatli sert bir milli dis politika konsepti, degisen dünya dengeleri esas alinarak gelistirilecektir. Dis politikada, karsilikli menfaatlerin sözde dostluklardan daha önemli oldugu gözönüne alinarak körü körüne bir batililasma politikasi yerine, yeni bir Milli Türk Dis Politikasi ve Milli Güvenlik Siyaseti Belgesinin hazirlanmasi, 
 
Türk dünyasi ile iliskilerin, en az Avrupa Birligi ve Ortadogu ile iliskiler kadar önem ve agirlik kazanmasi,
 
YENI BIR MILLI GÜVENLIK KONSEPTI, STRATEJIK HEDEF PLANI VE SAVUNMA SANAYII STRATEJISININ GELISTIRILMESI,
 
NATO üyesi bir Türkiye`nin NATO`dan en az Avrupa Birligi Ülkeleri kadar ekonomik ve stratejik olarak faydalanmasinin
saglanmasi,
 
Ortadogu`da olusturulmaya calisilan Amerika-Israil-Ortadogu ücgenine Balkanlar ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Islam Ülkeleri ile iliskilerimizin zarar görmeyecegi alternatiflerin hazir tutulmasi,
 
Güclü, kudretli, zengin bir Türkiye idealinin gerceklestirilmesi icin ucuz enerji ve taze para ihtiyacimizin Türk ve Islam Dünyasi, Karadeniz Ekonomik Isbirligi ve D-8 Organizasyonlarinin gelistirilerek saglanmasi,
 
Türk nüfusunun artirilmasi icin aileler tesvik edilerek cok cocuklu ailelere, aile yardimi ve cocuk parasi sisteminin ve issizlik ve saglik sigortasi siteminin kurulmasi,
 
 Tüm Anadolu, özellikle de Istanbul, Ankara , Izmir, Adana gibi Büyük Sehirlerimiz icin nükleer felaket, cevre veya iklim degisiklikleri, sert hava kosullari, deprem gibi tabii afetlere karsi bir ANADOLU ACIL SIVIL SAVUNMA KONSEPTI`nin behemahal gelistirilerek, gerekli siginak ve asgari kit`a yüklerinin derhal tesbit ve tedarik edilmesi,
 
amaclar kümesi Cumhuriyetimizin en öncelikli hedefleri olmalıdır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Sayın AYDIN DOĞAN
          İstek Vakfı Yeditepe Üniv.
          Mütevelli Heyeti Üyesi
          Telefax: 0090 212 505 66 50
                                                                                                          Viyana, 1998-04-21
 
KONU: Bedrettin Dalan’ın akıl almaz tehditleri ve keyfiliği; İstanbul 2 No.lu İdare mahkemesinin 1997/1406 esas sayılı yürütmeyi durdurma kararına uyularak, sözleşme ücretimin ödenmesinin gereği.
 
Sayın Aydın Doğan Beyefendi,
Yeditepe Üniversitesinin Mütevelli Heyet Üyesi olmanız ve Yeditepe Üniversitesi MBA Programında Dekan Doğan Altuner ve Rektör Ahmet Serpil’in akıl almaz tutumları nedeniyle yaşanan üzücü olayların Milliyet ve Hürriyet gazetelerinde gerçek dışı aksettirilmesi sebebiyle zat-ı alinizden yurt dışında yaşayan kariyer sahibi bir Türk olarak bir öğretim üyesine hem de Üniversitenin Mütevelli Heyeti Başkanı tarafından uygulanan kaba kuvvet ve tehditle sindirme yöntemine karşı kayıtsız kalmamanızı rica etmek istiyorum. Basın hürriyeti ideali böyle bir olayın kamuoyuna gerçek dışı aksettirilmesi sebebiyle büyük yara almıştır. Gerekirse bizde sesimizi Avrupadan dünyaya duyururuz. Dalan’dan kendi ilkel tutumu ve çok kolay dolduruşa gelmesi nedeniyle, benden özür dileyerek   bir yıllık sözleşme ücretimi derhal ödemesini bekliyorum. Aksi halde maddi ve manevi tazminat davası açacağım.
 
Hazırlamakta olduğum Vakıf Üniversiteleri hakkındaki görüş ve önerilerimi İngilizce ve Almanca olarak da bir kitapçık halinde Mayıs 1998 sonunda Üniversite Giriş Sınavları öncesinde yayınlayarak dağıtacağımın bilinmesini; bu sebeple de üyesi bulunduğunuz Yeditepe Üniversitesi Mütevelli Heyetince İstanbul 2 No.lu İdare Mahkemesinin Yürütmeyi durdurma kararının savsaklanmadan uygulanması konusunda ilginizi ve toplumsal sorumluluk duygunuzu hissetmeyi arzu etmekteyim. Bedrettin Dalan ile dostluk, arkadaşlık, hatta girift menfaat ilişkilerinizi iyi bildiğimden, konunun sulhen halledilmesine ve kamuoyuna doğru aksettirilmesi için hassasiyet göstereceğinizi ummak istemekteyim. Beni tanıyanlar, inanmış bir ideal adamı olduğumu, nüfuz suistimali ile doktora alanlardan olmadığımı iyi bilirler. Oldukça iyi bir kariyer sahibi, iki lisan bilen kaliteli ve kişilikli bir öğretim üyesinin Viyana’dan İstanbul’a, ipe sapa gelmez kıskançlık ve ilkelliklerle uğraşmak, Bedrettin Dalan’la kavga ve düello etmek için dönmeyeceğine inanmak daha makul gelmiyor mu size de?   İlginizi rica ediyor, saygılar sunuyorum.
Prof.Dipl.Ing.Dr.soc.oec.Mehmet Erdaş
1120 Wien
Gaudenzdorfergtl.69/6-7
Tel.: 0043 1 8103339    Fax: 0043 1 8101839
Cep: 0043 664 450 13 29
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
SAYIN T.C. CUMHURBAŞKANI, TBMM BAŞKANI,BAŞBAKANI, BAKANLARI, SİYASİ PARTİLERİN GENEL BAŞKANLARI VE MİLLETVEKİLLERİ; SAYIN GENELKURMAY BAŞKANI, KUVVET KOMUTANLARI VE GENELKURMAY J-BAŞKANLARI; TÜM EMNİYET VE İSTİHBARAT BİRİMLERİ; SAYIN YÜKSEK YARGI ORGANLARININ BAŞKAN VE ÜYELERİ İLE CUMHURİYET SAVCILARI; SAYIN Y.Ö.K. BAŞKANI VE Y.Ö.K. DENETÇİ KURULLARI ÜYELERİ İLE BÜTÜN T.C. ÜNİVERSİTELERİNİN ÖĞRETİM ÜYELERİ; SAYIN HÜR VE ARAŞTIRMACI BASIN MENSUPLARI İLE YAZILI VE GÖRSEL BASIN KURUMLARI VE SAHİPLERİNİN YÜKSEK DİKKATLERİNE,   Tarih 1998-02-05
             
Cennet vatan bilerek inandığımız Türkiye’miz, içimizden ve dışımızdan kimileri eliyle uygulamaya koyulan sinsice planlarla ve gayet dikkatlice yürütülen din-mezhep-etnik köken gibi tarihten gelen kültürel farklılık ve zenginliklerimiz art ve kötü niyetle kullanılarak ve üstelik en önemli devlet güvenlik organlarımız da, varlığını devletin zirvesinin dahi kabul ettiği malum çeteler eliyle kasten zaafa uğratılarak, hızla muhtemel bir iç savaşa doğru sürüklenmektedir. Dünyanın en önemli petrol ve su kaynaklarına hükmedebilecek en uygun jeostratejik konumdaki ülkemizde, şehit kanlarıyla sulanan bu kutsal vatan topraklarımızda, vatandaşlarımız artık kendi devletine ve bu ülkede hukukun işlerliğine güvenemediklerinden hızla silahlanmaktadırlar.
1975 ODTÜ Elektronik B.Sc. ve 1978 ODTÜ İşletme M.Sc./MBA dereceleriile 1982 Almanya Braunschweig Teknik Üniv. ‘Devlet Bilimleri Doktoru’ ünvanını haketmiş; devletin TEK, DSİ, DESİYAB, Başbakanlık ve DPT, TCZB gibi enüst kamu ve özel sektör (ARÇELİK, TELETAŞ, SIEMENS) kurumlarında görev aldıktan başka yurt içinde ODTÜ Bilgisayar Mühendisliğinde ‘Computer Models in Operations Research’, yurt dışında ise Almanya ve Avusturya’da TU-Braunschweig Yöneylem Araştırması, Viyana’daki Amerikan Webster Üniversitesi İşletme Bölümü ve Salzburg Teknoloji Merkezinde Elektronikte Üretim Yöntemleri derslerini yıllarca öğretmiş ve son olarak da İSTEKVakfı YEDİTEPE Üniv. İ.İ.B.F. Dekan Yardımcılığı görevini yürütmekte iken Vakfın Başkanı Sayın Bedrettin Dalan tarafından, üniversiteye hiç imtihana girmemiş olanların dahi usulsüz ve kanunsuz olarak ‘Ver 5000 USD, askerliğini tecil edelim, üstelik de YÖK’ten onaylı İşletme Yüksek Lisans derecesi verelim’ şeklindeki uygulamalarına karşı çıktığım için   SİLAHLA ÖLÜMLE tehdit edildim. Beş aydır maaşımı alamamakta ve üniversiteye de girememekteyim. Olaylar savcılığa intikal etmiş, yazılı ve görsel basında da yer almış iken İdare mahkemesinin tebligatı ve Savcılık evrakı kaybedilmekte normal hukuk devletinin hak arama prosedürleri işletilememektedir. Avukatım dahi Bedrettin Dalan’ın önemli bir güç odağı olduğunu ima ederek mafyadan korktuğundan davadan çekilmek istediğini söylemektedir.
Bu ülkenin yetiştirdiği şahsiyetli bir ilim adamı olarak; bu ülkede normal hukuk yolları ile hak arama usulü gereği gibi işletilemiyorsa, malum çeteler gibi ben de bir ondörtlü tabanca alarak mı hakkımı savunabileceğim? Viyana’dan, devletin de vatandaşın da ne olduğunu çok iyi bilip tanıdığı Bedrettin Dalan’la düello etmeye mi getirildim? Ödesinler sözleşme gereği olan haklarımı, dönüp gideyim! Ama ölümle tehdit edilerek korkutulabilecek biri olmadığımı; ölümötesinin sınırsız bir nur deryası olduğunu çok iyi bildiğimden, ailem, çocuklarım ve gelecek nesiller için ölümü de gerekirse seve seve hiç korkmadan göze alabileceğimi, bütün demokratik devlet erkanına, basına ve medeni aleme, en içten saygılarımla arz etmek zorundayım.  Sahi, benim yerimde siz olsaydınız, ne yapardınız?
Yalanlarla dalanlarla, gazete ilanlarıyla aldanan ve aldatılan gençlerimize, devletimize ne yazık! Bu memleket bizim, hepimizin !
Prof.Dipl.Ing.Dr.soc.oec. Mehmet ERDAŞ
Prof.Dr.Macit Erbudak Sok. 39/4 Rasimpaşa Mah. 81320 KADIKÖY/İST.
Tel.:0216 414 02 34      CEP Tel: 0043 664 450 13 29
Viyana Ev: 00431 810 33 39
 
NOT: Bu duyurudan daha geniş kapsamlı bir duyuruyu INTERNET’te TÜRK VAKIF ÜNİVERSİTELERİ DOSYASI prof.erdasmehmet@aon.at adresinden   okuyabilirsiniz.
 
 
 
 
 
 
 
 
İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİNİN 9.6.1998 TARIH VE Y.D. İTİRAZ NO: 1998/484 SAYILI, İSTANBUL 2.İDARE MAHKEMESİNİN 17..3.1998 TARİH VE E01997/1406 SAYILI YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARININ YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASINA KARŞI KONU ESASTAN KARARA BAĞLANINCAYA DEK       YENİDEN YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI VERİLMESİ TALEBİMDİR.
 
                                                                                              14.07.1998
İSTANBUL 2.İDARE MAHKEMESİ         
 SAYIN BAŞKANLIĞINA,
İSTANBUL                                                         ESAS NO: E01997/1406
                                                                                                          Y.D. İTİRAZ NO:       1998/484 
 
DAVACI: Öğretim Gör. Prof.Dr.soc.oec.Dıpl.-Ing. Mehmet Erdaş
                  Gaudenzdorfergtl.69/6 1120   WIEN   AUSTRIA
VEKİLİ :   Rechtsanwalt Dr.Heinrich VANA
                 Taborstr. 10 Stg.2    A-1020 WIEN    AUSTRIA
DAVALI : İstanbul Dalan İstek Vakfı Yeditepe Üniversitesi Rektörlüğü
TEBLİGAT TAR.: 24.6.1998 (Av.Ahmet Güler eliyle)
DAVAKONUSU: İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 9.6.1998 tarihi itibariyle verdiği 1998/484 No.lu İstanbul 2.İdare mahkemesinin 17.3.1998 tarih 1997/1406 sayılı Yürütmeyi durdurma kararının yürürlükten kaldırılması üzerine konu esastan karara bağlanıncaya kadar idarenin keyfi tutumu hiçbirşekilde değişmediğinden ve gerek Üniversiteye gerekse lojmana giremediğimden, sayın mahkemenizce yeniden yürütmenin durdurulması kararı verilmesi talebim hakkında.
 
AÇIKLAMA: Yeditepe Üniversitesi İ.İ.B.F. ce, Viyana’dan ısrarla davet edilip makale yazmam istendi. Bu makalem ‘Yeditepe Üniversitesi İ.İ.B.Fakültesinin Current Issues ın Busıness’ dergisinde yayınlandıktan sonra, lojman tahsis edilerek Yeditepe Üniversitesi İ.İ.B.F. Dekan Yrd. kimliği de verilerek 1.9.1997 de sözleşmeyle kesin olarak görevlendirildim. Daha önce sözleşmesiz olarak MBA Programında Hazıran-Eylül 97 arasında üç ay kadar çalıştım ve denendim.
Kadrolu Profesörlük YÖK denkliği gerektirdiği için öğretim görevlisi olarak sözleşme imzaladım. Ünvanlı Profesör(Endowed Professorship) olarak yurt dışında tanınmaktayım ve yıllardır ders vermekteyim. Sadece askerlik tecili maksadıyla 5.000 USD karşılığı usülsüz öğrenci alımı ve parayla diploma satışına karşı çıkmam, tez yazdıracağım öğrencileri belirlemek maksadıyla öğrenci listesini istemem, Dekan Doğan Altuner tarafından Bedrettin Dalan’a kasten yanlış aksettirildi. 7.000 USD verebilen öğrenciler önce sözde bir özel yetenek sınavıyla Adadaki Güzel Sanatlar Fakültesine alınmakta, oradanda bir yıl sonra 5.000 USD karşılığında Mühendislik veya İşletme Bölümüne yatay geçiş yaptırılmaktadır. Bu büyük bir haksızlık ve fırsat eşitsizliği ve keyfiliktir. O zaman Üniversite Giriş Sınavları sadece varlıklı öğrenciler için fiilen kaldırılmış olmaktadır.
 
Bunun dışında herhangi bir ihtilafım olmamıştır. Bana Lojman tahsisi yapılarak Eylül 97 maaaşım da ödenmiştir. Eğer sözleşme yürürlüğe girmemişse Yeditepe Üniversitesinin bana lojman tahsis edip maaş ödemesi de mümkün olamazdı. Tek karar ve tek kurul bizzatihi sadece ve sadece Bedrettin Dalan’dır. Profesör demek şahsiyetli ve bilimsel bir dünya görüşüne sahip olan insan demektir. Esasen önemli olan akademik ünvan doktoradır ve benim de Üniversitelerarası Kuruldan aldığım doktora denkliğim dosyamda mevcuttur. Kaldıki benimle sadece öğretim görevlisi olarak sözleşme imzalanmıştır. Bana kendileri YÖK’ten profesörlük denkliğimi alacaklarını vaaderek Dekan Yrd. kimliği ve lojman verip maaş ödemişler ve beni kendileri etrafa yayınlarında Profesör olarak tanıtmışlardır. Esasen YÖK Kanununun 3., 26 ve 28. Maddelerine göre boş kadro bulunması halinde profesör olarak atanabilecek şartları da taşımaktayım. Yurt dışında Avusturya Vatandaşı olarak Profesör ünvanını 1992 yılından beri de kullanmaktayım. Avusturya Makamlarının Şahıs bilgi bankasında da Profesör olarak kayıtlıyım. ODTÜ Bilgisayar Müh, Viyana Amerikan Webster Üniv., Techno-Z Salzburg Üniversitelerinde yıllarca ders verdim ve uluslarası tanınan bir insanım. Viyana’dan kurulu düzenimi bozarak şahsiyetimi ve ahlakımı   az bir değere değişerek Bedrettin Dalan’ın keyfinin istediği tehdidi hakareti ve haksızlığı yapabilmesi için değil, vatan sevgisi ve gelecek kuşaklara evrensel değerleri ve yüksek teknolojik bilgiyi aktarmaya geldim; seviyesizlik ve kavga için değil. Bulunduğum fakültedeki en evsaflı ve en iyi yetişmiş, İngilizce ve Almanca yayınları olan en tecrübeli tek öğretim elemanıyım.(Delil: Diplomalarım, hizmet belgelerim ve diğer tanıklar). Eğer benim sözleşmem yürürlüğe girmemişse, benim mülakat yaparak kaydına olur verdiğim en az elli öğrencinin de kayıtları usulsüzdür, hukuken geçerli değildir. Bedrettin Dalan, sadece benim bizzat mülakat yaparak kaydını yaptığım 50 öğrencinin herbirinden beşerbin dolar alarak 250.000 dolar para kazanmıştır. Benim bir yıllık maaş tutarım ise 25.000 Dolardır. İlişikte Viyana’daki Avukatım kanalıyla,eğer Dalan sözleşme ücretim olan bu parayı öderse sulh olmaya hazır olduğumu da iletmiş bulunmaktayım. Aksi halde iç hukuk yolunu tükettikten sonra Avrupa mahkemesine giderek T.C. aleyhine dava açmak zorunda kalacağım. O zaman da Türkiye’den verilen bütün Üniversite Diplomalarına Avrupa Komısyonunda şüphe ile bakılacak ve çok daha ağır olarak Avrupa Üniversitelerinden Türk öğrencilerinin diploma denkliği almakta büyük sorunları olabilecektir. Bu uzun ve meşakkatli yol yerine bir yıllık sözleşme ücretimin ödenmesi karşılığında sulh olmayı teklif ediyorum. Yeditepe Üniversitesi ve Bedrettin Dalan bu dava ve kendi ifadeleri ile kendi inanılırlık, güvenilirlik ve saygınlıklarına yarardan çok zarar verdiklerinden başka, tüm Türk gençliğine de eğitimde fırsat eşitsizliğini ve rüşveti, dejenerasyonu hakim kılarak ihanet etmektedirler. Öğretim görevlisine silah çekmek, kaba kuvvet ve tehditle bir yere varılamaz. Tarihte de her zaman cesur ve akıllı birisi çıkıp hadsizlere haddini bildirmiştir.Bir öğretim elemanına çekilen silah, gençliğe ve bilime karşı çekilmiştir. Hür, demokratik ve çağdaş Türk Kamuoyu ve yüksek yargı organları böyle bir olaya ne pahasına olursa olsun sessiz kalmayacaktır. Bilseydim Viyana’da kalır ve Avusturya’da ders verirdim, bir yıldır maaş alamamakta ve Üniversiteye de girememekteyim. Lojmanında benden habersiz kilidini kırıp değiştirmişler. Herhalde özel eşyalarımı, ne tür belge ve bilgilere, ne gibi delillere sahip
olduğumu, belki de iç çamaşırlarımın rengini gizlice öğrenmek istemiş
olabilirler. Eğer hırsızlık olmamışsa, meraklarını da anlayışla karşılıyorum. Delil:Eski ve değiştirilen yeni Anahtarlar, şahit Feriha Özyuva Sitesi.Lojman Bekçisi Ali Köse Paşa, Rahmanlar-Kartal.
 
HUKUKSAL DAYANAKLAR: 2547 sayılı YÖK Kanununun 3., 26., ve 28.Maddeleri ile Akademik Personel Yönetmeliği, hem Türk hem de Avusturya vatandaşı olmam sebebiyle ilgili Avrupa Birliği Mevzuatı, Uluslararası Bağlayıcı Nitelikteki İkili Anlaşma ve Sözleşmeler, İnsan Hakları, İş ve Çalışma Hayatını düzenleyen yasalar, Milli Eğitim Temel kanunu ve T.C. Anayasası.
 
 
SONUÇ VE TALEP:
Sonradan ortaya çıkabilecek telafisi mümkün olmayan zararları ve Vakıf Üniversitelerindeki vergisiz kazanç ve milyonlarca dolarlık devlet yardımının, eğitim ve öğretimdeki dejenerasyonu önlemek için, Yüksek Mahkemenizce yeniden Yeditepe Üniversitesi Rektörlüğü aleyhinde Yürütmeyi durdurma kararı verilmesini; mahkemenizce konu esastan karara bağlanıncaya kadar yeniden yürütmeyi durdurma kararı verilmesini, tüm samimiyetimle şahsi çıkarımdan daha çok, Türk gençliği ve Türk Üniversitelerinin kalitesi ve imajının korunması maksadıyla konu esastan karara bağlanıncaya kadar yeniden Yürütmeyi Durdurma kararı verilmesini arz ve talep etmekteyim.
 
Prof.Dr.Mehmet Erdaş
 
 
 
 
 
EKLER: Avukatım Dr.Heinrich Vana’nın Yeditepe Üniv. Rektörlüğüne bir yıllık birikmiş maaşımın ödenmesini talep eden yazısı
Viyana’dan faxladığım ve Yeditepe Üniv. Rektörlüğünce yayınlanan makalem
Lojman tahsis edilerek Dekan Yrd. kimliği verildiğine dair belgeler
 
YEDITEPE UNIVERSITESINDE YASANAN ISTISMARLAR HAKKINDA:
1.     Kurulus kanununa aykiri olarak kamu haklari korunmamakta ve kanuna karsi hile yapilmaktadir. Vakif Universitesi olmasina ragmen tek adam ve tek ve mutlak otorite sahibi yalnizca Bedrettin Dalan dir. Universite Senatosu dahi formaliteden ibaret kalmaktadir.
2.     LES sinavina girmeyenler dahi askerlik ertelemek maksadiyla 5000 USD karsiliginda MBA Yuksek Lisans Programina alinmaktadir.
3.     Kanunen usulsuz ogrenci yatay gecislerine musaade edilmektedir.
4.     Kalitesiz ve Yeteneksiz kimseler Rektor Ahmet Serpil ve Dekan Dogan Altuner tarafindan sadece sahsi cikarlar ve mulahazalarla gerek Hazirlik Okulunda, gerekse diger Bolumlerde akademik personel olarak gorevlendirilmektedir.
5.      Yerine getirilmesi mumkun olmayan vaat ve kandirmacalarla, ornegin gercek disi ilan ve duyurularla sadece ve sadece daha cok para kazanmak icin egitimin kalitesi ve seviyesi dusurulmekte, parasi olmayanlar aleyhine buyuk haksizlik ve firsat esitsizligi yaratilmaktadir.
6.     Ustune ustluk, Yeditepe Universitesi yillik cari giderlerinin %45 ini de 1998 den itibaren devlet butcesinden karsilanmasina hak kazanacaktir.
7.     Vakif Statusunun istismari sayesinde egitimde ve askerlikte firsat esitsizligi de yaratilarak, vergilendirilmeyen yuksek kazanclar elde edilmektedir.
8.     Kutuphanesiz, Laboratuarsiz, Yetersiz Ogretim Kadrosu ve Yetersiz Idarecilerle adeta parayla ve ortulu ama orgutlu cikar iliskileriyle unvan ve diploma dagitilmaktadir.
9.     Kamu haklarinin korunmasi ve kanunlara karsi hilelerin onlenmesi maksadiyla, saltanat usulu atama yoluyla getirilen Rektor ve Dekanlarin muhakkak bir ust kurulus tarafindan onaylanmasi ve denetlenmesi gerekmektedir.
10.Vakif statusu ile ozel kanunla kurulan Universite ve diger Egitim Kurumlarinda, Vakfa varligini vakfeder gorunen Sermayedar ile Vakif Mutevelli Heyeti Baskani ve Uyelerinin farkli kimseler olmasi zaruridir. Aksi halde sozde Vakif goruntusu altinda, ozde ise tek motifi para kazanmak olan Isletmeci Isadamlarina vergi kolayligi saglanmis olmakta, egitimde kalite dusmekte, diplomali ancak hunersiz universiteli issizlerin sayisi hizla artmaktadir.
11.Gelir dagiliminin bu kadar adaletsiz oldugu Turkiye gibi gelismekte olan ulkelerde, devlet universiteleri ile vakif universitelerinin gerek ogretim uyesi, gerek ogrenci secme yerlestirme ve mezun etmeleri, gerekse asgari laboratuar ve kutuphane ihtiyaclari denk olmalidir. Anayasa da ifadesini bulan egitimde firsat esitligi ilkesi, ustelik vakif statusu istismar edilerek daha da fazla bozulmamalidir.
12. ISTEK Vakfinin, kuruldugu 1985 yilindan itibaren mal varliginin kaynagi
Nerelere yatirim yapildigi, mal varligindaki artisin muhasebe kayitlarindaki hesap plani ile tutarliligi ve hesaplarin nasil kullanildigi belgelere dayali olarak esasli bir sekilde arastirilmalidir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
ÖSS-ÖYS SINAVINA GİRECEK ÖĞRENCİLER
SINAVDA DAHA BAŞARILI OLABİLMEK İÇİN
BU KİTAPTA ANLATILANLARI
MUTLAKA OKUYUP KENDİNİZDE DENEYİNİZ!
 
 
 
ÖSS-ÖYS SINAV STRESİ ALTINDA İKEN
 
  MİN. BİLGİ VE MAX. ÖNSEZİ İLE
                                                    
 
 
TESTLERDE SİSTEM ANALİZİ,
 
 
PSİKOTEKNİK DENEYİMLER
 
VE İSTATİSTİKİ DAĞILIMLARLA 
 
HIZLI KARAR VERME
 
YÖNTEMLERİ
 
 
 
Prof.Dipl.Ing.Dr.soc.oec.
Mehmet Erdaş
ODTÜ/Techno-Z Salzburg/Webster-Viyana Üniversitesi Öğretim Üyesi
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

       

 

Copyright © 2008 Mehmetrdassapbidanismani.com Tüm Hakları Saklıdır..

Ana Sayfa  |  Güncel  |  Eğitim Danışmanlığı  |  Hr Pr Danışmanlığı  |  Üye Girişi  |  Kitap Siparişi  |  Kitap Oku  |  Yeni Projeler  |  İletişim

 

Web Tasarım ve Kodlama: ATLASDİZAYN.NET