TÜRKİYE GÜNDEMİ 

 ALMANYA GÜNDEMİ 

 ISTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ 

 DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 

  BI AWB MENÜLERİ 

 MÜŞTERİ SORULARI YORUMLARI 

 SAVUNMA SANAYİİ STRATEJİSİ 

 FİNANS KRİZİ KOMPLEKS DENGELER 

 ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ  

 
New Page 1
Ana Sayfa  >  ALMANYA GÜNDEMİ  >
     
ALMANYA GÜNDEMİ
 
 

 

Hüsnü Mahalli

hmahalli@hotmail.com

04 Haziran 2016, 02:11

 

 
 Koçaryan'ı 1993'te Karabağ savaşı sırasında tanıdım.
 O sıralar Ermeni kuvvetler komutanıydı.
 1998'de Ermenistan Cumhurbaşkanı seçildiğinde atlayıp Erivan'a gittim.
 Kendisiyle röportaj yapan ilk gazeteci bendim.
 Dışişleri Bakanı ise Halepli Vartan Oskanyan'dı.
 Her ikisiyle uzun uzun konuştum. 
 Koçaryan 'Göreceksin soykırımın 100. yıl dönümünde  birçok önemli ülke bu konuda karar almış olacak' dedi.
 Tarih: Haziran 1998.
 2015'e yani 100. yıla 17 yıl vardı.
 Döndüm Koçaryan'ın söylediklerini yazdım ve anlattım ama  ciddiye alan olmadı.
 Şimdi herkes Alman meclisinin kararına kızıyor.
 Alman kamuoyu uzun süredir AKP ve Erdoğan'a çok kızgın.
 İslamcı örgütlere verdiği destek, mülteciler  ve demokrasi ile özgürlüklere yönelik saldırılarından dolayı.
 Almanlar ve bütün dünya şimdi artık Ermeni konusunu konuşuyor.
 Kızanlar kızıyor ama yakında unutulur.
 Yoksa 4 milyon Rus turistten sonra 4,5 milyon Alman da gelmez.
 Öfkeyle kalkan zararla oturur.
 Hatırlayın başka ülkelere de kızılmıştı.
 Örneğin Fransa ve İtalya.
 AB'nin önemli  iki ülkesinin parlamentoları soykırımı tanıdı ve tanımayanları  cezalandıran yasaları kabul etti.
 Kısa bir süre için kıyamet koptu ama sonrasında herşey normale döndü.
 İş bununla  da kalmadı.
 Dönemin Başbakanı Erdoğan 4 Eylül 2008'de Fransız meclisinin kararınızdan iki yıl sonra Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozi ile el ele tutuşarak Şam'a gitti. 
 Yanlarında Katar emiri Hamed de vardı. 
 Amaç Katar gazını taşıyacak boruları Suriye topraklarından geçirip Türkiye'ye buradan da Avrupa'ya ulaştırmak.
 Amaç; Avrupa’yı Rusya'nın gaz tekelinden kurtarmak.
 Esad 'Hayır' dedi.
 Dediği için Erdoğan-Hamed-Sarkozi Esad'ın yani Suriye'nin üzerine çullandı.
 Suriye'de yaşayan herkes gibi  500 bin kadar Osmanlı tehcirinden kalma  Ermeni de çok acı çekti.
 Osmanlı'yı soykırımla suçlayan Sarkozi Suriyeli Ermenileri hatırlamadı bile.
 Sarkozi devrilinceye kadar Erdoğan'ın dostuydu ve hiç kimse Fransa'nın Ermeni konusundaki tavrını hatırlamadı.
 Görevini kötüye kullanan ve yandaşı savcıları önemli görevlere atayan Sarkozi 1 Temmuz 2014'te aniden gözaltına alındı. Bir gün sonra serbest bırakılan Sarkozi'nin yargılaması sürüyo0r.
 Fransız şirketleri ise Türkiye'de milyarlarca dolar kazanmaya devam ediyor.
 Tıpkı İtalyan şirketleri gibi.
 Peki, soykırımı 2000 yılında onaylayan İtalya ile ilişkiler ne oldu?
 Kısa süreli 'sinir hali'nden sonra herşey normale döndü.
 O kadar da değil.
 İtalya'nın namı-değer çapkın Başbakanı Berlusconi 10 Ağustos 2003'te evlenen Bilal  Erdoğan'ın nikâh şahidi oldu.
 Kadın ve genç yaştaki kızlarla ilişkilerinden dolayı yargılanan Berlusconi hapse atıldı ve kesin Ermenileri unuttu.
 Peki, ABD'de durum ne?
 PYD konusunda Türkiye ile nasıl dalga geçtiğini unutalım.
 Her 24 Nisan'da Amerikan Başkanı bir konuşma yapar ve 1915'te  yaşananları 'Büyük  felaket' diye tanımlar.
 Ankara 'Soykırım demedi' diye sevinir ve bir sonraki 24 Nisan'ı beklemeye koyulur.
 Çaresiz ve hiçbir şey yapamadan.
 Ermenilere göre ABD tavrı çok önemli.
 ABD 'soykırım' derse işte o zaman konu BM'ye taşınır.
 ABD'de 41 eyalet parlamentosu soykırımı tanımış durumunda.
 Soykırımı resmen tanıyan ülke sayısı şimdilik 29.
 Ermeniler bu işin peşini bırakmayacak.
 Ankara hamasi söylemlerin ötesine geçememenin sıkıntısını yaşıyor.
 Tepki göstermesi kolay değil.
 Ankara AB ve batılı ülkelere her alanda ve konuda muhtaç.
 Bakmayın siz hamasi konuşmalar ve havada uçuşan tehditkâr söylemlere.
 Osmanlı mirasçısı olmak kolay değil.
 Ankara yani AKP onlarca nedenden dolayı Almanya'yı kızdıramaz.
 ABD'yi asla.
 Obama'nın bir telefonu yeter.
 Hep birlikte Suriye'yi yıktılar.
 Hep birlikte on binlerce yabancı ruh hastasını Suriye'ye taşıdılar.
 Ama şimdi AKP yani Türkiye yalnız.
 Giderek daha da yalnızlaşacak.
 Türkiye'ye kazık atmak  için sırada başka ülkeler var ve olacak.
 Bir kez olsun bana inanın.
 Türkiye'yi seviyorsanız gerçeği görün.
 Böyle giderse İdi Amin bile sizi kurtaramaz.

DEFENDING HUMAN RIGHTS; HILFESCHREI FÜR MENSCHENRECHTE VON HILFSLOSEN KRANKEN MENSCHEN IN BERLIN DEUTSCHLAND! WG: IA4-3133/E/373/2015, Vorgangs Nr: 150324-1530-025408; Abgeordneten HAus Berlin Pet Ausschuss GZ: 6247/17

Do 30.04.2015 09:16

'info@opferbeauftragter.berlin.de'; 'info@humanrights.ch'; 'poststelle@senjust.berlin.de'; 'post@netzwerk-menschenrechte.de'; 'nowakj@hrw.org'; 'berlin@hrw.org'

'petmail@parlament-berlin.de'; 'vorzimmer.pet4@bundestag.de'; 'werner-fuss@berlin.de'; 'info@nationale-stelle.de'; 'Eckart Wähner'; 'poststelle@bpra.bund.de'; 'info@dgvn.de'; 'stuerznickel@dgvn.de'; 'maerker@dgvn.de'; 'mfa@mfa.gov.tr'; 'bimer@basbakanlik.gov.tr'

Vivantes Klinikum ist schuld daran dass Kranke wehrlose Patienten die wehrlos Untergebracht worden sind, mit Überdosierungen an Zwangs-Psychopharmaka der Pharmafirmen gegen Sponsorgelder von Herstellerfirmen i.H.v. hunderte Tausend von Euro, an wehrlosen Patienten mit 5 Punkte Fixierungen mit Hilfe der Polizei ohne Patverfügung mit Staatsfolter mit der Polizei zwangsverabreicht und mit der sie sind halt untergebracht Mentalität der Vivantes  Ärzten an wehrlosen Menschen ohne Messwerten wie Versuchskaninchen in Überdosierung an psychisch Kranken  unnötig weiter verabreicht und mit der Polizei mit Strafverfahren  bedroht werden.

 

Es wurde uns durch SS-Vivantes Ärzte ,trotz der Ärztliche Schweigepflicht Entbindung meines Sohnes, keine Akteneinsicht gewährt, ohne Patientenverfügung Narkose wurde gespritz, mit mehrmaligen 5 Punkte Fixierungen mit der Hilfe der Polizei und Pflegekräfte Überdosis an Psychopharmaka verabreicht ohne Bewusstsein, gegen den Willen von Patienten ohne PatVerfügung!

 

Prof.Dr.Dipl.Wirtsch.Ing. Mehmet Erdas

 Ph.D. TU Braunschweig TU Wien METU B.Sc.M.Sc. MBA erdasmehmet23@gmail.com http://t.co/sq8PoBa91F profdrmehmeterdas.blogspot.com www.mehmeterdassapbidanismani.com profdrmehmeterdas.wordpress.com http://wp.me/p1eYwI-4c

 

 

Mobile: +49 1789035440

Festnetz:+493067945420

 

 

 

-----Ursprüngliche Nachricht-----

Von: 1111 [mailto:erdasmehmet23@gmail.com]

Gesendet: Mittwoch, 29. April 2015 17:54

An: 'Frank.Rezmer@polizei.berlin.de'; 'polizeipraesident@polizei.berlin.de'; 'Eckart Wähner'

Cc: 'polizeipraesident@polizei.berlin.de'; 'der-regierende-buergermeister@senatskanzlei.berlin.de'; 'poststelle@senjust.berlin.de'; 'werner-fuss@berlin.de'; 'Bräunig, Peter, Prof. Dr.'; 'mfa@mfa.gov.tr'; 'bimer@basbakanlik.gov.tr'; 'michael.haeupl@spoe.at'; 'angela.merkel@bundestag.de'; 'petmail@parlament-berlin.de'; 'Thorsten Decker'; 'Macher, Zsuzsanna'

Betreff: IA4-3133/E/373/2015, Vorgangs Nr: 150324-1530-025408; Abgeordneten HAus Berlin Pet Ausschuss GZ: 6247/17

 

 

Wir fordern den Polizeipräsiden Berlin auf, die Angstmacherei und Bedrohung durch die Polizei Abschnitt 11 in Kollaboration mit Vivantes Klinikum im Nordgraben 2, Verfolgungswahn meines Sohnes wegen willkürlichen Psychopharmaka tests in die Höhe zu treiben, sofort zu unterlassen. Vivantes Klinikum ist schuld daran dass Kranke wehrlose Patienten die wehrlos Untergebracht worden sind, mit Überdosierungen an Zwangs-Psychopharmaka der Pharmatirmen gegen Sponsorgelder i.H.v. hunderte Tausend von Euro, an wehrlosen Patienten mit 5 Punkte Fixierungen mit Hilfe der Polizei ohne Patverfügung mit Staatsfolter mit der Polizei zwangsverabreicht und mit der sie sind halt untergebracht Mentalität der Vivantes  Ärzten an wehrlosen Menschen ohne Messwerten wie Versuchskaninchen in Überdosierung an psychisch Kranken  unnötig weiter verabreicht und mit der Polizei  bedroht werden.

Die Zustellung ist auch an falsche Adresse da mein in Steg e.V betreut wird Fragen Sie seinen nutzlosen Geschäftsbetreuer Herr Decker bitte an!

 

Prof.Dr.Dipl.Wirtsch.Ing. Mehmet Erdas

 Ph.D. TU Braunschweig TU Wien METU B.Sc.M.Sc. MBA erdasmehmet23@gmail.com

 

 

Mobile: +49 1789035440

Festnetz:+493067945420

 

 

 

-----Ursprüngliche Nachricht-----

Von: 1111 [mailto:erdasmehmet23@gmail.com]

Gesendet: Mittwoch, 29. April 2015 17:29

An: 'Eckart Wähner'

Cc: 'Thorsten Decker'

Betreff: AW: kein Betreff

Wichtigkeit: Hoch

 

Herr Waehner,

 

Anbei ist ein soeben erhaltene Schriftstück von der Polizei.

Bitte zeigen Sie Vivantes Station2.1 an, dass sie mit Polizei mein Sohn bedrohte und danach wieder fixierte und die Unterbringung unnötig 30 Tage verlängerte, meinem Sohn als Versuchskaninchen missbrauchte und meinem Sohn während der Unterbringung wie ein Gefangener Angst eingejagt wurde, zurechnungsunfähig mit der Polizei bedrohte, ihm private Sachen wie Handy, Kopfkissen, Jacke mehrmals gestohlen wurde, da er keinen Kleider-Schrank, kein Schlüssel für Aufbewahrung zugewiesen wurde. Diese Anzeige ist sinn-und zwecklos! Die Polizei Einsätze gegen meinen Sohn gefährdeten seinen Gesundheitszustand noch mehr.

Der Betreuer kümmerte sich und kümmert sich ganz und gar nichts! Bitte die Aufhebung der Betreuung weiter fortsetzen!mein Sohn war unter willkürliche Über-Dosierung von Psychopharmaka Tests von Bräunig  Gersch und Co.

Herr Decker sollte sich darum kümmern und uns auch benachrichtigen aber er war nie zu besuch bei meinem Sohn!

 

Bitte beantworten Sie die beigefügte Anzeige fristgerecht. Ich erhielt in unserem Postbox soeben . Die Zustelladdresse   meines Sohnes ist Steg e.V Waidsmannslusterdamm 211, oder über seinen Betreuer Decker!

 

 

,
 
 
 
 
 
YANGINA KÖRÜKLE GİDİYORLAR, ENTEGRASYON DEĞİL KESİNLİKLE SADECE ASİMİLASYON, YABANCI, TÜRK VE MÜSLÜMANLARI
HRİSTİYANLAŞTIRMAK İSTİYORLAR!
 
Prof.Dr. Mehmet Erdaş Berlin 16.10.2010
 
 
Angela Merkel bir Papazın kızı, Bayern CSU Başkanı Horst Seehofer de iki kadınla aynı anda yaşıyor. Bize de açıkça diyorlar ki bize benzeyeceksiniz, ya Hristiyan değerlerini kabul edeceksiniz, ya da Almanya’ yı terk edeceksiniz. Thilo Sarrazin den sonra, Alman hükümetinin en yetkili ağızlarından çok kültürlülük hedefini askıya alması ve açıkca asimilasyon hedefini ortaya koyması, eğitimli eğitimsiz tüm yabancılarda şok etkisi ve korku yarattı. Bu mesaja Hristiyan olmayan herkes büyük tepki gösterdi. Almanya da bulunan Yahudi Merkez Komitesi Başkanı Stephan Kramer dahi huzursuzluk ve korku duyduğunu açıkladı.
 
Dünya kamuoyunu karşısına almak pahasına, ilk seçimlerde iktidardan düşeceklerini bilen CDU/CSU Partilerinin liderleri, hristiyanlık propagandası yapan popülizm bayrağı açtılar. Bu işin sonu iyi gelmez. İnsanlık tarihi yeniden haçlı zihniyetinin hortlatılmasıyla başlayan din savaşları ile dolu değil mi? Hristiyanlığın önder ve öncü kültür (Leitkultur) olduğunu, Müslüman Yahudi ve Ateist Buddhist herkese tüm insanlığa kabul ettirmek iddiasında olan Alman politikacıların kendileri bile bunun ne anlama geldiğini felsefi açıdan dünya kamuoyuna açıklamaktan acizdirler. Bugüne kadar hiçbir Alman politikacı, ‘ Leitkultur’ dan ne kastettiğini tam olarak açıklayabilmiş değildir. Buna rağmen Angela Merkel ve Horst Seehofer, balıkları bile güldürecek mizahi ve popülist açıklamaları, ‘ Hristiyanlığın insan (ve Tanrı) kavramını kabul etmeyenler Almanya’ da boşuna, yanlış yerde, yanlış ülkede duruyor’ açıklamalarıyla iyice gülünç duruma düştüler.
 
Euro krizi, bankaları kurtarayım derken sebep oldukları kapatılması imkansız bütçe açıkları, İşsizlik sorunu, yanlış entegrasyon politikaları…. nedeniyle umutsuzluk, çaresizlik ve korkuya kapılan ve gelecek perspektifleri için hayli kötümser olan Alman halkına din üzerinden, hristiyan propagandası yaparak umut vermeye çalışıyorlar. Bunu yaparken, daha ikinci dünya savaşında Hristiyan olanların karşılıklı olarak ‘ Tanrı bizimle-Gott mit uns!- diye bağırararak birbirlerini öldürdüklerini ne çabuk unutuyorlar? Bunun neresi öncü ‘leitkultur’ olacak; çarmıha gerilmiş çivilenmiş bir insan tasviri ile korku yaymak insanlığa öncü diye kabul ettirebilir mi? İnanç sömürüsü Almanya da artık sökmez. Almanlar sorgulamayı, doğruyu yanlıştan ayırmayı Kant, Marxs, Hegel, Schelling, Goethe, Lessing…. sayesinde öğrenmişlerdir. Alman idealizmi ile İslam aynı felsefi temele dayanmaktadır. Kiliselere üye olup gönüllü aidat ödeyenlerin sayısı da hızla azalmakta, Alman toplumu artık kilise nikâhına dahi önem vermeden, dini nikah dışında yaşamaktadır. Evlenmeleri yasak ‘ Zölibat’ olan, Homoseksüel papazların, din eğitimi verdikleri subyan çocuklara kilise okullarında nasıl cinsel tecavüzde bulundukları, Amerika’ dan tutun da Almanya İngiltere Fransa…. tüm hristiyanlık dünyasına olan inancı ve güveni sarsmıştır. Artık kimse kilise öğretilerine sahip çıkmamaktadır. Bir taraftan Şeriat denilen ve daha adil işleyen İslam hukukunu reddederken, diğer taraftan kilisenin Kanonik ortaçağ hukukunu savunmaya kalkmak ve öncü kültür iddiasında bulunmak çılgınlık ve çaresizlik ifadesi değil de nedir? Aklım mantığım ve vicdanım, tüm bilgi ve tecrübe birikimim, fizik doktorası yapmış Papaz kızı olan bir hanımın, hem de Alman Bundeskanzler i olarak Alman Anayasasının, Almanya da yaşayan herkes için –din dil ırk köken ayırımı yapmaksızın- insan hakları, sosyal haklar ve eşitlik ilkelerine sadakat yemini ettikten sonra, hala hristiyan propagandası yapmasına karşı direnmemi emrediyor. Kaç günden beri Almanca, İngilizce ve Türkçe olarak dünya kamuoyuna sesleniyorum ve Almanya da, Thilo Sarrazin ile iyice ortaya çıkan, çok kültürlülüğe, özellikle Müslüman olan Türk ve Araplara karşı tırmandırılan, tehlikeli ırkçı yönelişe karşı uyarıyorum. Uyanık olup vaktinde tepki gösterilmez ise, birleşik Almanya’ da Yahudilerin yerine Türkler ve Araplar konularak yeniden Nazi dönemi hortlatılabilir. Tarih, insanlık bir türlü ders alamadığı için hep tekrarlanmaktadır.
 
Tüm dünyaya ilan ediyorum; benim aklım mantığım vicdanım bilgi birikimim ve tecrübem, Angela Merkel ve Horst Seehofer’ in içi boş ‘ Leitkultur-öncü önder lider Kültür’ iddialarını kabullenmeme engel olmaktadır. Bu durumda Angela Merkel ve Horst Seehofer bana açıkca diyorlar ki, sen Almanya da yanlış yerde yanlış ülkedesin!
Alman hükümetinin en tepesinde bulunup da, bu insanlık dışı, mantık ve ahlak dışı bu sözleri edebildikleri için kendilerini şiddetle kınıyorum ve en kısa zamanda Almanya yı terk edeceğimizi kendilerine hatırlatmak istiyorum. Zaten son yıllarda, kaliteli iyi eğitim görmüş insan gücü istatistiklerine göre, Almanya ya gelenden çok terk eden olmaktadır. Nitekim IT konusunda, örneğin İş İstihbaratı, iş zekâsı konusunda kaliteli eleman ihtiyacı nedeniyle, Hint li yazılımcılara ABD deki gibi ‘Green Card’ vermeyi vaat ederek davet etmelerine rağmen pek gelen olmadı. Hint’ liler bile Amerika ve İngiltere’ yi tercih ettiler. 
 
Çin Almanya rekabeti pek yakında Alman sanayini çökertecektir. En önemli Alman patent ve markalarını önce davet edip sonra kopyalayarak çoğaltan ve hiçbir lisans ve patent ücreti ödemeyen Çin ekonomisine karşı Alman ekonomisi her geçen gün rekabet kabiliyetini kaybetmektedir. Almanya da yabancılar olmasa işsizlik ve iç tüketim daha da yükselir ve Alman ekonomisi kaliteli eğitimli eleman bulmakta zorlanır. Buna rağmen nankörlük ederek, Yabancı, özellikle de Türk ve Arap düşmanlığı yapmak, Alman idealizmine, Kant ın ülkesine yakışıyor mu? Ne oldu Kantsche Imperativ denilen, kendine yapılmasını istemediğini başkalarına yapma evrensel ahlak ilkesine? Ortaçağ hristiyanlığına dayanan insan ve kültür anlayışını öncü kültür ilan etmek ilkellik ve geriye dönüş değil midir? Angela Merkel ve Horst Seehofer, bizlere akılları fikirleri, kavrama güçleri varsa, Kant dan hegel den Goethe den Schiller den Schelling den bahsetsinler, ama hristiyanlık kültüründen değil! Alman idealizmi ile Hristiyanlık ve Hristiyanlığın insan kavramı ve anlayışı çok farklıdır. Birinde evrensel insan hakları ve kimseyi dışlamayan ahlaklılık ilkeleri, diğerinde ise engizisyon mahkemeleri, giyotin ve subyan çocuklara cinsel tecavüz yapmaktan çekinmeyen ahlaksız hristiyan kilise papazları öne çıkmaktadır. Acaba Angela Merkel ve Horst Seehofer hangisini öncü kültür ‘ Leitkultur’ örnek alınacak kültür olarak savunmaktadır?
 
Samimi ve inanmış, yüce Allah’ ın birliğinden ve onun elçisi Hz.Muhammed’ in Allah ın son hak peygamberi olduğundan başka, her gerçeği sorgulayan bir Müslüman olarak tüm dünyaya ilan ediyorum:
Kuran - ı Kerim, insanlığın ve bilimin gelebileceği en yüksek soyut bilgi ve kavram silsilesine sahiptir. Kuran da müspet bilim ve insan hakları ile çatışan hiçbir ilke, prensip kavram ve tavsiye de yoktur. Kavram derinliği olmayan, yüzeysel düşünenlerin kendi menfaatlerine uygun yanlış yorumları ve emperyalizm tarafından desteklenip türetilen sözde İslami devletlerin hiçbirinde(İran ve Türkiye dahil) , Hz. Muhammed’in evrensel mesajına, Kuran vahyine uygun faizsiz ve adil bir ekonomik ve sosyal hayat, felsefe ve medeniyet yoktur ve gerçek İslam bugünkü dünyada yaşanamamaktadır. 
 
Menfaatlerinin ve geçim derdinin esiri olmuş, hür olmayan, hür düşünemeyen, maddenin esiri ve kölesi olan insanlar (Kapitalizm) ile aklı olmayan insanların, makam ve mevkileri etnik kimlikleri dilleri ne olursa olsun, hiçbir dini sorumlulukları ve yükümlülükleri yoktur; çünkü onlar hiçbir zaman mutlak gerçeği kavrayıp, bilerek inanamazlar. Bilerek, salt ve müspet bilimlerin bilgi birikimi sonucunda, hiçbir zorlama ve kişisel menfaat düşüncesi olmaksızın, Tabiat’ ın yani Allah denilen tek Tanrının sonsuz çeşitlilik içindeki birliğine ve tekliğine, sonsuz gücüne inanmak, kendi rızası ile kabullenip iman etmek hayatta erişilebilecek en yüksek erdemdir, öncü ve önder kültürdür. Hristiyanlık ve kurumlaşmış hiçbir din öğretisi, din adamlarına dayanan kültür öncü ve önder kültür olamaz. Ancak mutlak bilgi ve gerçek sizi hürriyetinize kavuşturup insan yapabilir.
 
FUTURE TRENDS IN INTEREST RATES MECHANISM, BUSINESS INTELLIGENCE, FINANCIAL MARKETS AND INDUSTRIAL MANAGEMENT DECISION MAKING PROCESSES
Prof.Dr.Mehmet Erdas Berlin, 14.10.2010
 
 
The earth is moving in elipse path steadily around itself and others, whatever and whoever stays lags behind, looses the contemporary attachment and performance. The leading and lagging of wealthy nations in their development process, depend up with complete causality on their knowledge and capital accumulation, especially reproduced in higher quality of their human capital. The brain-drain process from the rest of the world into developed countries is feeding the economic growth and scientific discoveries. Without the new inventions of further basic elements and materials, new patents and trademarks, enabling the funding of the innovation process through economic growth by market automation, conducting more research and development in their technology centers, international companies or universities, Germany, USA, Japan could not have been performed well up to 15.th of Sept.2008.
 
All science fiction stories are aiming at letting the mankind think of another pseudo reality, outside of natural laws. The nature is uniquely reproducing itself with all of its energy and natural resources infinetely. The increasing earth population against the destruction power of weapons produced to protect only the achieved wealth and growth on earth is threatening the existence of mankind on this uniquely infinite but limited earth.
Another financial crisis much more severe than the one in 2008 should be expected, unless redistribution of wealth and growth on earth happens under peace and concensus. Risk management and technology assessment processes should be based on reliable, high quality of data without any uncertainty or redundancies. The right decisions can only be taken relying upon up to date, precisely high data quality. The Business Intelligence tools can provide you with such valuable data, enabling clearly defined business processes based on master data management in financial and industrial decision making processes. The compettition between China and Russia against US, Europe and Japan on the value, stability and sustainibility of exchange rates could lead to more protection in world trade through punishing customs policies.
 
 
 
 
 
 
It can be said that decontrol and deregulation of the interest rates have been manipulated by energy prices and Exchange rates mostly in the past two decades and in the whole history of the capital accumulation. A new definition of interest rates on a complex time scale could accomplish the re-distribution of wealth and growth on earth, re-balancing or re-matching of aggregate demand and aggregate supply, as John M. Keynes has suggested.  we will briefly discuss the main economic functions of interest rates for the consumers, companies, sectors, national and internatiponal economies.
In classical economic theory, the interest rate is simply regarded as the price of capital or liquidity advantage, in a very similar analogy between the rate of exchange between goods and services, which contain an added value. In the case of money interest rate concept, the real money value amounts at a different time horizon are exchanged. In fact, money could be any material or good as long as it serves the functions of money. The speciality of the interest rate as a price of Money capital is the way in which the exchange event occurs between an amount of money today and another amount of money tomorrow. Consequently, the pure rate of interest is a time-dependent function of money or intertemporal price of money to money exchange at a different point in time scale. Therefore, the complex time scale has to be the main factor in the exchange of money against money without any additional value, therefore this time scale has to be complex, consisting of real and imaginary scales, accounting for both production and distribution of goods and services at the same time, such that the supply and demand functions, could be exactly matched at a certain point in future, without any excess or idle production capacity. 
The interest rate is simply defined as the price of capital in the capitalist economic system, but the interest rates, in comparison with the rates of profits, are meant to have the main determining role over the volume of investment, of savings, level of employment, the level of prices and the balance of payments, determining the capital accumulation process and capital stocks. Due to its intertemporal nature, the price of capital or  the complex interest rate is the single determining variable for the intertemporal allocation of time, energy and resources in the economy.(Malinvaud, 1969.). The complex interest rate mechanism as the price of capital, energy, time and resource available for production and consumption at two different points in time,  determines all the other economic decision variables and the level of investment in conjunction with productivity of the capital. But on the other hand complex interest rate determines the level of savings and all other timing and resource productivity preferences for all economic activities. The complex interest rate determines the aggregate demand and aggregate supply for all financial funds and available scarce economic resources in the economy. Finally, the complex interest rate as the price of capital is the main central determinant of productivity and time value of all economic activity in a period of time traded in the capital markets. The vital central importance of complex interest rate  as the price of capital in the capitalist economic system, prevents from monapol or oligopol markets, enabling all of the market players for free competition market automation.
In a free market economy, the interest rate is simply the price in the money and capital markets. There is no doubt that the
rate of interest is regarded as a price which performs the same function like the price of any good in its market.
In the literature numerous interest rate theories have been set up in order to explain why the rate of interest exists and how it
is determined. Most of the theories, especially earlier ones, depend on a single factor in the explanation of the interest rate
phenomenon. Adam Smith,in his ‘The Wealth of Nations’ explains that the reason for a lender charging interest for his money is because of the borrower making a profit out of his money. Thus, the interest rate of money is always a derivative revenue rate on complex time scale consisting of both the real and the imaginary components. It is the basic idea that interest is coupled to future profit expectations and its rate is determined proportionally to that of the profit. On basic questions about the existence, why the rate of interest exists and how it is determined, there are basically the abstinence theory, productivity theories and uses theory. These theories are classified as single cause theories of interest (Conard, 1959. p.30-40., Fisher, 1982. chp.2.) to justify the existence of the interest rate through the productivity argument of capital, and the interest rate determination is simply left to the supply and demand for funds as in any other commodity market in the economy.
 
The existing interest rate mechanism, ruling over the international Money and financial capital markets, can not measure any more the complexity of all economic activities in relation to scarcity of all resources regarding the limitations like the environmental boundary conditions, climate change, finite energy resources, lack of demandor the idle capacity of production, the capital productivity, liquidity, the cost of abstinence from capital and the profit maximization goal of capital. As you can see all economic activities require the availibility of capital, processing energy, labor, time, communication and transportation for both production and consumption. The final goal of production is consumption and social welfare. The monopolistic nature of interest rates mechanism leads to the idle capacity in periods of decades in capitalist system. This can be prevented by introducing the complex time scale in the definition of interest rates, instead of only real time scale, explaining only for real capital stock and solving the supply side problems, but we have to include the imaginary time scale for demand side, explaining for more innovation through productivity increase by fair distribution, social justice leading to more spendable income and demand forces, without idle capacities occurring as residual value after every decade.
 
The pride and the racist prejudice of German people against turkish and arabic ethnicity  has been based  mainly  on their values stemming from Islam. The Integration debate in Germany was fired up after Thilo Sarrazin has published his populist book, claiming that all social transfers in Germany are being spent for moslem minorities. The main social conflict of interest was due to  tightening job markets, the result of global financial crisis, leading to more higher jobless rates. What would you do, and how would you feel yourself, if you would be discriminated by the politicians in the society, where you spent your whole life, contributing to economic growth, losing your health?
 
One of the Leaders of German Coalition Government, the leader of the governing Party CSU in Germany , namely the Christian Social Union CSU, Horst Seehofer,  publicly announced that they do not want to have even any skilled workers and researchers (Fachkraefte in german )with arabic and turkish origin in Germany. What shoud that clear statement  mean, all of a sudden after Thilo Sarrazins logically inconsistent famous book? What are the consequences for 4 Million Moslems and their children living in Germany? If you are a moslem in Germany, you will be isolated, prejudiced and discriminated anyhow, but this was not publicly and clearly announced as a directive from a party leader up to now. It is always better to be sincere, telling your opinion directly to the public as a politician.
Thank you Mr.Seehofer! I have got afraid of living in Germany.Unless you burn people, you see their bloods, genes, values.. you never accept them as human beings with the same rights to live and co-exist peacefully in your country. I am going to tell my children not to go to Munich and work for companies in Bayern.  But are you conform with your German constitution, guaranteeing for all people living in Germany, the very basic human rights, ‘ Chancengleichheit’ and primus inter-pares?
Prof.Dr.Mehmet Erdas   Schlieperstr.75  13507 Berlin
 
 
Prof. Dr. Mehmet Erdas
00491789035440
00493089636518
Engineering Design & Services Outsourcing
Certified SAP ORACLE BI Consultant
 
 
Prof. Dr. Mehmet Erdas
00491789035440
00493089636518
Engineering Design & Services Outsourcing
Certified SAP ORACLE BI Consultant
WO BLEIBT DIE MENSCHLICHE AKZEPTANZ UND NAECHSTENLIEBE TROTZ DIFFERENZEN IM AUSSEHEN UN IM GLAUBEN?
Mit Thilo Sarrazin muss die Integrationspolitik neu durchdacht und ausgewertet werden. Wir Türken sind gegen İslam Klischees wie Kopftuch, Islam als Feindbild. Man behandelt uns nicht einmal wie die Hunde oder Halbaffen! Wer mich meine Identitaet nicht anerkennt, erkenne ich keine Leitkultur! Warum sollen wir Muslime wie die Christen sein und nicht umgekehret? ISlam ist der letzte abstrakteste Glaube mit direkter Verbindung zu Gott. Muslime brauchen keine Kirche Synagoge Kirche Moschee! Nur unser Herz ist unser Gebetsraum und unser Gehirn unser Logiksraum! Wir sind frei!
 

From: fatih91us [mailto:fatih91us@yahoo.de]
Sent: Friday, October 15, 2010 9:28 AM
To: 'ankcum@cumhuriyet.com.tr'; 'awz@bundestag.de'; 'bundespraesident@bpra.bund.de'; 'bundespraesidialamt@bpra.bund.de'; 'pressereferat@bundestag.de'; 'pressedienst@daserste.de'; 'puzzle_consulting@googlegroups.com'; 'cem.ozdemir@bundestag.de'; 'cdu@cdu.de'; 'spiegel@spiegel.de'; 'spon_wirtschaft@spiegel.de'; 'spdvorstand@spd.de'; 'sonkibar@gmail.com'
Cc: 'hulki.cevizoglu@cevizkabugu.com.tr'; 'onur.oymen@tbmm.gov.tr'; 'mail@bundestag.de'; 'mtamer@milliyet.com.tr'; 'werner.faymann@spoe.at'; 'redaktion@profil.at'
Subject: YABANCI DÜŞMANLIĞI TÜRK VE ARAP LARI İYİ EĞİTİMLİ DE OLSALAR ALMANYA DA İSTEMİYORUZ HORST SEEHOFER-CSU LEADER
 
 
 
 
Prof. Dr. Mehmet Erdas
00491789035440
00493089636518
Engineering Design & Services Outsourcing
Certified SAP ORACLE BI Consultant
 
 
 

 

       

 

Copyright © 2008 Mehmetrdassapbidanismani.com Tüm Hakları Saklıdır..

Ana Sayfa  |  Güncel  |  Eğitim Danışmanlığı  |  Hr Pr Danışmanlığı  |  Üye Girişi  |  Kitap Siparişi  |  Kitap Oku  |  Yeni Projeler  |  İletişim

 

Web Tasarım ve Kodlama: ATLASDİZAYN.NET