TÜRKİYE GÜNDEMİ 

 ALMANYA GÜNDEMİ 

 ISTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ 

 DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 

  BI AWB MENÜLERİ 

 MÜŞTERİ SORULARI YORUMLARI 

 SAVUNMA SANAYİİ STRATEJİSİ 

 FİNANS KRİZİ KOMPLEKS DENGELER 

 ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ  

 
New Page 1
Ana Sayfa  >  TÜRKİYE GÜNDEMİ  >
     
TÜRKİYE GÜNDEMİ
 
 

 

Hüsnü Mahalli

hmahalli@hotmail.com

04 Haziran 2016, 02:11

 

 
 Koçaryan'ı 1993'te Karabağ savaşı sırasında tanıdım.
 O sıralar Ermeni kuvvetler komutanıydı.
 1998'de Ermenistan Cumhurbaşkanı seçildiğinde atlayıp Erivan'a gittim.
 Kendisiyle röportaj yapan ilk gazeteci bendim.
 Dışişleri Bakanı ise Halepli Vartan Oskanyan'dı.
 Her ikisiyle uzun uzun konuştum. 
 Koçaryan 'Göreceksin soykırımın 100. yıl dönümünde  birçok önemli ülke bu konuda karar almış olacak' dedi.
 Tarih: Haziran 1998.
 2015'e yani 100. yıla 17 yıl vardı.
 Döndüm Koçaryan'ın söylediklerini yazdım ve anlattım ama  ciddiye alan olmadı.
 Şimdi herkes Alman meclisinin kararına kızıyor.
 Alman kamuoyu uzun süredir AKP ve Erdoğan'a çok kızgın.
 İslamcı örgütlere verdiği destek, mülteciler  ve demokrasi ile özgürlüklere yönelik saldırılarından dolayı.
 Almanlar ve bütün dünya şimdi artık Ermeni konusunu konuşuyor.
 Kızanlar kızıyor ama yakında unutulur.
 Yoksa 4 milyon Rus turistten sonra 4,5 milyon Alman da gelmez.
 Öfkeyle kalkan zararla oturur.
 Hatırlayın başka ülkelere de kızılmıştı.
 Örneğin Fransa ve İtalya.
 AB'nin önemli  iki ülkesinin parlamentoları soykırımı tanıdı ve tanımayanları  cezalandıran yasaları kabul etti.
 Kısa bir süre için kıyamet koptu ama sonrasında herşey normale döndü.
 İş bununla  da kalmadı.
 Dönemin Başbakanı Erdoğan 4 Eylül 2008'de Fransız meclisinin kararınızdan iki yıl sonra Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozi ile el ele tutuşarak Şam'a gitti. 
 Yanlarında Katar emiri Hamed de vardı. 
 Amaç Katar gazını taşıyacak boruları Suriye topraklarından geçirip Türkiye'ye buradan da Avrupa'ya ulaştırmak.
 Amaç; Avrupa’yı Rusya'nın gaz tekelinden kurtarmak.
 Esad 'Hayır' dedi.
 Dediği için Erdoğan-Hamed-Sarkozi Esad'ın yani Suriye'nin üzerine çullandı.
 Suriye'de yaşayan herkes gibi  500 bin kadar Osmanlı tehcirinden kalma  Ermeni de çok acı çekti.
 Osmanlı'yı soykırımla suçlayan Sarkozi Suriyeli Ermenileri hatırlamadı bile.
 Sarkozi devrilinceye kadar Erdoğan'ın dostuydu ve hiç kimse Fransa'nın Ermeni konusundaki tavrını hatırlamadı.
 Görevini kötüye kullanan ve yandaşı savcıları önemli görevlere atayan Sarkozi 1 Temmuz 2014'te aniden gözaltına alındı. Bir gün sonra serbest bırakılan Sarkozi'nin yargılaması sürüyo0r.
 Fransız şirketleri ise Türkiye'de milyarlarca dolar kazanmaya devam ediyor.
 Tıpkı İtalyan şirketleri gibi.
 Peki, soykırımı 2000 yılında onaylayan İtalya ile ilişkiler ne oldu?
 Kısa süreli 'sinir hali'nden sonra herşey normale döndü.
 O kadar da değil.
 İtalya'nın namı-değer çapkın Başbakanı Berlusconi 10 Ağustos 2003'te evlenen Bilal  Erdoğan'ın nikâh şahidi oldu.
 Kadın ve genç yaştaki kızlarla ilişkilerinden dolayı yargılanan Berlusconi hapse atıldı ve kesin Ermenileri unuttu.
 Peki, ABD'de durum ne?
 PYD konusunda Türkiye ile nasıl dalga geçtiğini unutalım.
 Her 24 Nisan'da Amerikan Başkanı bir konuşma yapar ve 1915'te  yaşananları 'Büyük  felaket' diye tanımlar.
 Ankara 'Soykırım demedi' diye sevinir ve bir sonraki 24 Nisan'ı beklemeye koyulur.
 Çaresiz ve hiçbir şey yapamadan.
 Ermenilere göre ABD tavrı çok önemli.
 ABD 'soykırım' derse işte o zaman konu BM'ye taşınır.
 ABD'de 41 eyalet parlamentosu soykırımı tanımış durumunda.
 Soykırımı resmen tanıyan ülke sayısı şimdilik 29.
 Ermeniler bu işin peşini bırakmayacak.
 Ankara hamasi söylemlerin ötesine geçememenin sıkıntısını yaşıyor.
 Tepki göstermesi kolay değil.
 Ankara AB ve batılı ülkelere her alanda ve konuda muhtaç.
 Bakmayın siz hamasi konuşmalar ve havada uçuşan tehditkâr söylemlere.
 Osmanlı mirasçısı olmak kolay değil.
 Ankara yani AKP onlarca nedenden dolayı Almanya'yı kızdıramaz.
 ABD'yi asla.
 Obama'nın bir telefonu yeter.
 Hep birlikte Suriye'yi yıktılar.
 Hep birlikte on binlerce yabancı ruh hastasını Suriye'ye taşıdılar.
 Ama şimdi AKP yani Türkiye yalnız.
 Giderek daha da yalnızlaşacak.
 Türkiye'ye kazık atmak  için sırada başka ülkeler var ve olacak.
 Bir kez olsun bana inanın.
 Türkiye'yi seviyorsanız gerçeği görün.
 Böyle giderse İdi Amin bile sizi kurtaramaz.

DEFENDING HUMAN RIGHTS; HILFESCHREI FÜR MENSCHENRECHTE VON HILFSLOSEN KRANKEN MENSCHEN IN BERLIN DEUTSCHLAND! WG: IA4-3133/E/373/2015, Vorgangs Nr: 150324-1530-025408; Abgeordneten HAus Berlin Pet Ausschuss GZ: 6247/17

Do 30.04.2015 09:16

'info@opferbeauftragter.berlin.de'; 'info@humanrights.ch'; 'poststelle@senjust.berlin.de'; 'post@netzwerk-menschenrechte.de'; 'nowakj@hrw.org'; 'berlin@hrw.org'

'petmail@parlament-berlin.de'; 'vorzimmer.pet4@bundestag.de'; 'werner-fuss@berlin.de'; 'info@nationale-stelle.de'; 'Eckart Wähner'; 'poststelle@bpra.bund.de'; 'info@dgvn.de'; 'stuerznickel@dgvn.de'; 'maerker@dgvn.de'; 'mfa@mfa.gov.tr'; 'bimer@basbakanlik.gov.tr'

Vivantes Klinikum ist schuld daran dass Kranke wehrlose Patienten die wehrlos Untergebracht worden sind, mit Überdosierungen an Zwangs-Psychopharmaka der Pharmafirmen gegen Sponsorgelder von Herstellerfirmen i.H.v. hunderte Tausend von Euro, an wehrlosen Patienten mit 5 Punkte Fixierungen mit Hilfe der Polizei ohne Patverfügung mit Staatsfolter mit der Polizei zwangsverabreicht und mit der sie sind halt untergebracht Mentalität der Vivantes  Ärzten an wehrlosen Menschen ohne Messwerten wie Versuchskaninchen in Überdosierung an psychisch Kranken  unnötig weiter verabreicht und mit der Polizei mit Strafverfahren  bedroht werden.

 

Es wurde uns durch SS-Vivantes Ärzte ,trotz der Ärztliche Schweigepflicht Entbindung meines Sohnes, keine Akteneinsicht gewährt, ohne Patientenverfügung Narkose wurde gespritz, mit mehrmaligen 5 Punkte Fixierungen mit der Hilfe der Polizei und Pflegekräfte Überdosis an Psychopharmaka verabreicht ohne Bewusstsein, gegen den Willen von Patienten ohne PatVerfügung!

 

Prof.Dr.Dipl.Wirtsch.Ing. Mehmet Erdas

 Ph.D. TU Braunschweig TU Wien METU B.Sc.M.Sc. MBA erdasmehmet23@gmail.com http://t.co/sq8PoBa91F profdrmehmeterdas.blogspot.com www.mehmeterdassapbidanismani.com profdrmehmeterdas.wordpress.com http://wp.me/p1eYwI-4c

 

 

Mobile: +49 1789035440

Festnetz:+493067945420

 

 

 

-----Ursprüngliche Nachricht-----

Von: 1111 [mailto:erdasmehmet23@gmail.com]

Gesendet: Mittwoch, 29. April 2015 17:54

An: 'Frank.Rezmer@polizei.berlin.de'; 'polizeipraesident@polizei.berlin.de'; 'Eckart Wähner'

Cc: 'polizeipraesident@polizei.berlin.de'; 'der-regierende-buergermeister@senatskanzlei.berlin.de'; 'poststelle@senjust.berlin.de'; 'werner-fuss@berlin.de'; 'Bräunig, Peter, Prof. Dr.'; 'mfa@mfa.gov.tr'; 'bimer@basbakanlik.gov.tr'; 'michael.haeupl@spoe.at'; 'angela.merkel@bundestag.de'; 'petmail@parlament-berlin.de'; 'Thorsten Decker'; 'Macher, Zsuzsanna'

Betreff: IA4-3133/E/373/2015, Vorgangs Nr: 150324-1530-025408; Abgeordneten HAus Berlin Pet Ausschuss GZ: 6247/17

 

 

Wir fordern den Polizeipräsiden Berlin auf, die Angstmacherei und Bedrohung durch die Polizei Abschnitt 11 in Kollaboration mit Vivantes Klinikum im Nordgraben 2, Verfolgungswahn meines Sohnes wegen willkürlichen Psychopharmaka tests in die Höhe zu treiben, sofort zu unterlassen. Vivantes Klinikum ist schuld daran dass Kranke wehrlose Patienten die wehrlos Untergebracht worden sind, mit Überdosierungen an Zwangs-Psychopharmaka der Pharmatirmen gegen Sponsorgelder i.H.v. hunderte Tausend von Euro, an wehrlosen Patienten mit 5 Punkte Fixierungen mit Hilfe der Polizei ohne Patverfügung mit Staatsfolter mit der Polizei zwangsverabreicht und mit der sie sind halt untergebracht Mentalität der Vivantes  Ärzten an wehrlosen Menschen ohne Messwerten wie Versuchskaninchen in Überdosierung an psychisch Kranken  unnötig weiter verabreicht und mit der Polizei  bedroht werden.

Die Zustellung ist auch an falsche Adresse da mein in Steg e.V betreut wird Fragen Sie seinen nutzlosen Geschäftsbetreuer Herr Decker bitte an!

 

Prof.Dr.Dipl.Wirtsch.Ing. Mehmet Erdas

 Ph.D. TU Braunschweig TU Wien METU B.Sc.M.Sc. MBA erdasmehmet23@gmail.com

 

 

Mobile: +49 1789035440

Festnetz:+493067945420

 

 

 

-----Ursprüngliche Nachricht-----

Von: 1111 [mailto:erdasmehmet23@gmail.com]

Gesendet: Mittwoch, 29. April 2015 17:29

An: 'Eckart Wähner'

Cc: 'Thorsten Decker'

Betreff: AW: kein Betreff

Wichtigkeit: Hoch

 

Herr Waehner,

 

Anbei ist ein soeben erhaltene Schriftstück von der Polizei.

Bitte zeigen Sie Vivantes Station2.1 an, dass sie mit Polizei mein Sohn bedrohte und danach wieder fixierte und die Unterbringung unnötig 30 Tage verlängerte, meinem Sohn als Versuchskaninchen missbrauchte und meinem Sohn während der Unterbringung wie ein Gefangener Angst eingejagt wurde, zurechnungsunfähig mit der Polizei bedrohte, ihm private Sachen wie Handy, Kopfkissen, Jacke mehrmals gestohlen wurde, da er keinen Kleider-Schrank, kein Schlüssel für Aufbewahrung zugewiesen wurde. Diese Anzeige ist sinn-und zwecklos! Die Polizei Einsätze gegen meinen Sohn gefährdeten seinen Gesundheitszustand noch mehr.

Der Betreuer kümmerte sich und kümmert sich ganz und gar nichts! Bitte die Aufhebung der Betreuung weiter fortsetzen!mein Sohn war unter willkürliche Über-Dosierung von Psychopharmaka Tests von Bräunig  Gersch und Co.

Herr Decker sollte sich darum kümmern und uns auch benachrichtigen aber er war nie zu besuch bei meinem Sohn!

 

Bitte beantworten Sie die beigefügte Anzeige fristgerecht. Ich erhielt in unserem Postbox soeben . Die Zustelladdresse   meines Sohnes ist Steg e.V Waidsmannslusterdamm 211, oder über seinen Betreuer Decker!

 

 

HDP Secim Prof Dr Mehmet Erdas MV Aday Adayi

https://plus.google.com/u/0/106245894495395032160/posts

https://plus.google.com/+MehmetErdasProfDr

https://profdrmehmeterdas.wordpress.com/2015/04/03/prof-dr-mehmet-erdas-hdp-aday-adayi_hdp-berlin-bulusmasi-29-mart-2015/

 

http://hdpsecimproferdas.blogspot.de/2015/03/blog-post_15.html

 www.mehmeterdassapbidanismani.com     
http://hdpsecimproferdas.blogspot.de/  

https://profdrmehmeterdas.wordpress.com/

 https://www.facebook.com/fatih91us

http://youtu.be/LjLgOzOWLDw

HDP Berlin bulusmasi Selahattin Demirtas Berlin de 29mart Pazar

HDP Secim Prof Dr Mehmet Erdas MV Aday Adayi

https://plus.google.com/u/0/106245894495395032160/posts

https://plus.google.com/+MehmetErdasProfDr

 

http://hdpsecimproferdas.blogspot.de/2015/03/blog-post_15.html

 www.mehmeterdassapbidanismani.com     

http://hdpsecimproferdas.blogspot.de/  

https://profdrmehmeterdas.wordpress.com/

 https://www.facebook.com/fatih91us

http://youtu.be/LjLgOzOWLDw

 

HDP Türkiye partisi olursa…

- A +

Bazı seçimler vardır, önemleri sıradanı aşar, önümüzdeki 7 Haziran genel seçimleri de bunlardan biri. Bölgenin son derece kritik gelişmelere gebe olduğu, ülkenin tehlikeli bir dönemeçin eşiğine vardığı şu günlerde kullanacağımız bir tek oy, kendi değerinin kat be kat üstünde değer kazanıyor. Böyle seçimlerde kilit veya anahtar partilerin hem önemleri hem de sorumlulukları artar. 7 Haziran seçiminin kilit partisi tartışma götürmez bir kesinlikle HDP. HDP’nin barajı aşıp Meclis’e önemli milletvekili sayısıyla girmesi ya da barajın altında kalması Türkiye’nin yakın geleceğini, toplumsal-siyasal atmosferini belirleyecek. Bütün siyasal/ideolojik kanatlar, güç odakları ve en fazla da iktidar bunun farkında; kimi kesimlerdeki gerilim, telaş, öfke ve kokuları burnumuza kadar gelen provakasyon hazırlıkları bundan kaynaklanıyor.

7 Haziran’da ne olursa olsun HDP’ye oy vereceğimi, oy vermekle yetinmeyip çevremi de ikna etmeye çalışacağımı hemen söyleyeyim de yazının devamı yanlış anlaşılmasın.

Neden Halkların Demokrasi Partisi?

HDP, oluşumunu tamamlamış, oturmuş, katılaşmış bir yapı değil oluşum halinde bir parti. Kendinden önce kurulup kapatılmış Kürt hareketi kökenli partilerin hem devamı hem de -en azından iddia olarak- nitel bir farklılığa sahip: bölgeyi aşıp Türkiye partisi olmayı amaçlıyor. Bu amaca varılabilirse Kürt sorununun barışçı çözümü ve demokrasi adına ileri bir adım atılmış olur, bütün Türkiye kazanır. Yüzde 10 barajı gibi, demokrasi adına utanç verici bir engel yüzünden HDP Meclis dışında kalırsa Kürt siyasal hareketi yıkılmaz ama Türkiye partisi olma yolundaki adımları hem yavaşlar hem de etkisizleşir. Ayrıca radikal ve rövanşist etkilere/zorlamalara daha açık olur. Aksine, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne güçlü bir şekilde girmiş bir HDP’nin Türkiyelileşmesi, yani Kürt sorununun çözümüyle topyekûn demokrasi sorununun çözümünü daha güçlü ve kararlı şekilde birbiri içinde eriterek bu ülkenin ihtiyacı olan bir kitle partisine dönüşmesi umudu ve ihtimali vardır. Ben kendi payıma öncelikle bu yüzden HDP’nin güçlenmesini istiyorum.​

HDP, önümüzdeki seçimlerde Erdoğan AKP’sini geriletebilecek esas siyasal güç. Bu bir güzelleme ya da temenni değil; verilere, hesaplara dayalı bir gerçek. MHP ve CHP, oylarını ne kadar yükseltirlerse yükseltsinler, bu oy yükselişinin getireceği milletvekili sayısının AKP’nin barajı geçememiş bir HDP’den çalacağı milletvekili sayısına ulaşması mümkün değil. Cumhurbaşkanı seçildiği andan itibaren parlamenter sistemin bekleme odasına alındığını söyleyerek anayasa ihlalinde bulunduğunu açıkça itiraf eden Erdoğan’ın, en başta başkanlık dayatması olmak üzere tehlikeli hesaplarını boşa çıkaracak bir Meclis çoğunluğu, ancak HDP’nin Meclis’e güçlü şekilde girmesiyle mümkün. Bu yüzden de oyum HDP’ye.

Ve asıl; Demirtaş’ın yansıttığı barışçı, özgürlükçü, emekten ve adaletten yana, cinsiyetçiliğe karşı, kadın ağırlıklı, genç, yenilikçi yüzüyle çok ihtiyacımız olan bir gelecek umudu yarattığı için oyumu HDP’ye vereceğim.

HDP’nin seçim ödevi: Türkiye Partisi işaretleri

 

Çevremde -ki dar değildir- farklı siyasal kesimlerden hiç ummadığım kişiler, oyumu HDP’ye vereceğim, diyorlar. Belki sizin çevreniz de öyledir. Bu eğilimdekilerin çoğunun HDP’ye yönelmelerinin ana nedeni Erdoğan’ın ve hükmettiği AKP’nin istedikleri gibi at oynatacak çoğunluğa sahip olmalarının önüne geçmek. Yani, bir bakıma kerhen verilecek oylar söz konusu. Böyle düşünen seçmenlerin büyük çoğunluğu, “Oyumu HDP’ye vereceğim” dedikten sonra, “ama onlar da gerçekten Türkiye partisi olsalar, bunun işaretini verseler” diye ekliyor. 

Açık konuşacak olursak; HDP’ye karşı değiller, hele de Demirtaş’ı beğeniyorlar, açık sözlü, barışçı, namuslu buluyorlar ama içlerinde yenemedikleri bir kaygı var: Türk milliyetçiliğinin onlarca yıl boyunca genetik kod halinde içimize kazıdığı, sürekli kaşıdığı, çatışma ve savaşla da beslenen bölünme kaygısı, terör korkusu ve egemen ulus refleksiyle Kürtlerin kimlik, eşitlik, özgürlük mücadelesini kendi egemenliklerine tehdit olarak görme alışkanlığı… Bunları aşmak hiç kolay değil.

HDP’nin seçimlerdeki öncelikli hedefi, ya da seçim ödevi bu kaygıları gidererek kerhen oy verecek olan seçmenlerin gönül ferahlığıyla oy vermelerini sağlayacak; “HDP’ye oy verirdim ama…” diyen kararsızları da ikna edecek güçlü ve kararlı bir söylem geliştirmek; söylem de yetmez, mesela milletvekili aday listelerini bu kaygıları giderecek, Türk, Kürt, Ermeni, vb. toplumun tanıdığı, güvendiği kişilerle oluşturmak; hem de seçilmeyecek sıralara değil, seçilecek yerlere böyle adayları yerleştirmek… HDP’nin doğal kitlesi olan Kürt seçmenlerin yoğun bulunduğu bölgelerden çok Batılı seçmen için, Ege, Akdeniz, sahil şeritleri için seçilebilir yerlerdeki adaylar büyük önem taşıyor. Ve bu konuda, “Bir milletvekilliği nasıl olsa garanti; Türklerden, Ermenilerden, kadınlardan, vb. oy alabilecek X adayımızı ikinci sıraya koyarsak belki onun da seçilme şansı olur” hesabı yapmadan HDP’nin Türkiye partisi olduğu güvenini geniş kesimlere verebilecek ismi birinci sıraya koymak…

Öte yandan HDP toplumun farklı kesimlerini kucaklamak ve bunu iyi anlatmak zorunda. Bir yandan ceberrut devletin yarattığı etnik, dinsel, kültürel mağduriyetler yanında emeğin, kadının, farklı düşünenin, farklı yaşayanın, kendini mağdur ve tehdit altında görenlerin tümüne güven ve güvence vermesi gerekiyor. Biliyorum, çok güç ama her kesimden demokratlarla, özgürlükçülerle, emek hareketiyle birlikte neden yapılamasın!
Parti içinde neler olup bittiğini, hangi eğilimlerin olduğunu bilmiyorum, ama tam da bu noktada Müslüman demokrat Altan Tan’a, onun uyarılarına kulak verilmesi gerektiğini düşünüyorum. HDP, kuruluşundaki “devrimci sol/sosyalist” çevrelerin/örgütlerin temsilcileriyle sınırlı kalmamak; emeğin, adaletin, devrimci dönüşümün yani yeni hayatın o sınırlara sığmayan güçleriyle buluşmak, onları kendine çekmek zorunda. Tabii bir seçimlik değil gerçekten Türkiye partisi olmayı amaçlıyorsa.

‘Hariçten gazel okuma’ demeyin

Dışardan gazel mi okuyorum? Sakın kimse böyle düşünmeye kalkışmasın. Barış, demokrasi, eşitlik, özgürlük, adalet isteyen milyonlarca yurttaştan biri olarak, tam da konunun (sahnenin) ortasından konuşuyorum. 

Sekiz-on yıl önce barışçı, çatışmasız bir çözüm için, halkların kardeşliği, kucaklaşması için, daha da önemlisi Kürt halkının en az bir yüzyıldır gaspedilmiş haklarını korumak, mağduriyetlerine son vermek ve bütün ülkede demokrasiyi ilerletmek için elimizden geldiğince birşeyler yapmaya çalışırken, zaman zaman, “işimize karışmayın” cevabını aldığımız olurdu. Oysa Kürt meselesinin çözümü hepimizin işiydi, ama mağdur ve mazlum Kürt halkının, Kürt hareketinin devlete olan güvensizliği, Türk solunun ve aydınlarının önemli bölümünün meseleye milliyetçilik gözlükleriyle bakmaktan kurtulamamaları, en önemlisi de sıcak savaş, bu türden tepkileri anlaşılabilir kılıyordu. HDP’nin, en azından niyet ve temenni düzeyinde Türkiye partisi olma hedefini benimsemesi, konunun artık hepimizin işi olmasını da getiriyor.

Çözüm sürecine ve HDP’ye esas olarak bölünme kaygıları yüzünden uzak duranları, Türkiye partisi olabilmiş bir HDP’nin bölünmenin önündeki en sağlam set olacağına ikna etmek öncelikle Parti’nin sorumluluğunda. Benim gibiler de bunun sonuna kadar destekçisiyiz. Sadece gazel okuyarak değil, elimizi taşın altına koyarak da…

 

ÖNEMLI SEMINER DUYURUSU KONU: SAP BW ERP SOA HANA Applications YER: ANKARA TÜTEV TARIH: 29 Mayis-1 Haziran 2012

 
 
 
 
 
 
Rate This

ÖNEMLI SEMINER DUYURUSU

KONU: SAP BW ERP SOA HANA Applications

YER: ANKARA TÜTEV

TARIH: 29 Mayis-1 Haziran 2012

Ankara da TUTEV de SAP ERP BW BI HANA Kurumsal Kaynak Planlamasi Konusunda 29.05.202- 1.06.2012 tarihleri arasinda Prof.Dr.Mehmet Erdas, Üniversiteler, SAP Kullanicisi Kurumlar ve TUTEV Isbirligi gerceklestirilecek Seminer Duyurusudur:

Öncelikle SAP Türkiye Genel Müdürlügüne atanan Daniel Holz‘ u tebrik ediyorum. Türkiye de SAP egitiminin ve Pazarda calisan SAP Danismanlarinin kalitesini artirmak icin TUTEV ile birlikte Ankara da bir Seminer düzenlemek istiyoruz.TUTEV Bünyesinde, SAP kullanicilari ile Üniversitelerin Endüstri, Ekonomi, Idari Bilimler, Isletme, Bilgisayar, Elektrik, Makina ve Matematik istatistik bölümlerinden mezun olanlari bulusturacak arz talep dengesi ni n saglanmasina, SAP uygulama programlari üretimine kaliteli SAP danismani yetistirerek katkida bulunmak, Türkiye de SAP Mobility Solutions ERP SOA BI BW HANA Uygulama programlarinin üretilmesine öncülük yapmak, Türk genclerineTürkiye ve tüm dünya da ki SAP Projelerinde yeni is imkanlari yaratmak istiyoruz.

Ankara da bulunan ODTÜ HACETTEPE BILKENT TOBB GAZI Üniversiteleri basta olmak üzere SAP kullanan tüm kuruluslarla isbirligi yaparak mevcut arz talep dengesine göre,

TÜTEV- SAP Center of Excellence olusturmak ve talep olmasi halinde online ve classroom SAP egitimi vermek istiyoruz.

Ilgilenenlerin bu konuda ilk Türkce kitabin yazari Prof.Dr.Mehmet Erdas fatih91us@yahoo.de erdasmehmet@gmail.com ve TUTEV den Mustafa Guldemir,ile Email: mguldemir@gmail.com

Mail adreslerinden irtibata gecmelerini bekliyoruz..

Yeni fikirler yeni projeler yeni teknolojiler üretelim Türkiye de, baskalarinin akli fikri teknolojisi silahi ile orta ve uzun vadede issizlik sorunu cözülemez, ihracatin ithalati karsilamasi saglanamaz bagimsiz olunamaz. Tek cikar cözüm yüksek teknoloji üretimi ve bilgi isciligidir, uygulamaya yönelik Mobility Solutions saglayacak yeni yazilim üretimidir.

SAP HANA icin Uygulama programlari gelsitirmek Türkiye de milyarlarca dolarlik is sahalari acabilecek potansiyele sahiptir, zira HW DRAM ve SW fiyatlarinda karsilikli etkilesimler ve yeni In memory Column based nonrelational veri tabanlari yayginlasacak. Bu bir yazilim devrimidir ve SAP firmasi SAP HANA reklami icin 1 Milyar dolar harcadi sadece reklam ve tanitim icin!

TCO, Investment protection arastirma konulari,… Enterprise Apps Mobility Solutions Development for HANA , Bilgisayar, Makina, Elektrik ve Endüstri Müh. Isletme mezunlarina cok yeni is sahalari acacaktir.

Kabatas Erkek Lisesinin Haziran basindaki geleneksel Pilavindan önce Ankara ya gelmek ve bu Semineri TUTEV de ODTÜ Hacettepe TOBB Bilkent Gazi Üniversitelerine duyurarak gerceklestirmek istemekteyim.

Özellikle Prof.Dr. Abdullah Atalar ve EnerjiSA dan Gül hanimla ve Yener Türkeli ile irtibata gecmenizi, Üniversitelerde SAP ERP BW BI HANA Egitiminin olup olmadigini, varsa nerede var, ögrenci sayisi ve Ankara daki özel sektör ve devlet kurumlari ile sanayi isletmelerinden hangilerinin bu konuya hangi kapsamda olursa ilgi duyacaklarini arastirip bana iletmenizi bekliyorum. Malum bu devirde hersey talebe göre belirlenmektedir. Eskiden her arz kendi talebini yaratir derdi(Say‘s law) ekonoimistler, simdi her talep kendi arzini yaratir denmektedir(Cin, Hindistan….)

Selam sevgi saygilarimla basarilarinizin devamini dilerim.

Prof. Dr. Mehmet Erdas

SAP UK BW on HANA Ramp Up Coach /Business Solution Architect

SAP BI BW Specialist Senior Solution Architect

Associate Member of GLGroup New York

http://www.glgresearch.com/

http://mehmeterdas.wordpress.com

http://twitter.com/fatih91us

SME on SAP BI4.0 BO BPC IT GRC Risk Strategy Metadata
Systems Integration Network Transformation In-Memory Optimization
IT Strategy Performance Security Tuning and Optimization

http://www.linkedin.com/in/erdas

IT Strategy Performance Security Tuning and Optimization

AKP; ADALETSİZ ARTAN İŞSİZLİK VE SICAK PARAYLA KALKINMA (AYRIŞTIRIP BÖLME) PARTİSİ
 
Prof. Dr. Mehmet Erdaş, Berlin, 19.12.2010
 
 
Ayaklar baş olursa, kıyamet kopar; Ben Başbakan olduktan sonra faiz gerçeğini öğrendim, abdestimden şüphem yok ki namazımdan şüphem olsun; Yabancı dil bilmek ne kadar önemli diyen birine, elini havaya kaldırıp: ‘Boş ver ya, ben Tercüman kullanırım’ demişti. Ne dersiniz, bu sözleri kim, hangi psikoloji ile söylemiş olabilir?
 
İnsanlar kendilerini nasıl görürlerse, çevresindekileri de aynen öyle görür, aynı ölçülerle değerlendirirler. Kendini gerçekte olduğundan, çok daha yükseklerde görenler, elde ettikleri gücün ve paranın da etkisiyle kendisini de çevresini de bambaşka gözlerle görmeye başlarlar. Adolf Hitler’ den Tayyip Erdoğan’ a, Süleyman Demirel’ den Özal ve Evren’ e kadar iktidar gücüne kavuşan tüm siyasetçilerde ve askerlerde, elde ettikleri muazzam iktidar gücünün de etkisiyle, kendi özgeçmişlerine ve gerçek kişiliklerine, çevresine yabancılaşma, tabiat kuvvetlerine bile meydan okuma psikolojisi görülür. Bu yüzden hem Napoleon hem de Hitler Orduları Rusya seferinde soğuktan donarak yok olmuştur. Bizim yakın tarihimiz de ise, Sarıkamış’ ta donarak ölen yüz binlerce askerimiz aynı kör psikolojinin kurbanı olmuşlardır. Güç sahipleri, ele geçirdikleri gücün büyüsüyle, körleşerek sonunda nerede duracaklarını bilemezler. Şeyh Edebali’ den Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey’ e verilen önemli tarihi nasihatin maksadı, işte bu gücün kör eden, en yakınındaki düşmanı ile dostunu, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayıran feraseti (farkında lığı) önleyen psikolojiye kapılmamasını sağlamak değil miydi?
 
Tayyip Erdoğan’ ın bizzat kendisi ayak iken, hiç hak etmediği halde, sürekli inancı ve değerleri ile alay edilen, büyük bir imparatorluk iken, on yıl da küçücük bir devlete indirgenmiş büyük bir milletin onu bir arada tutan tüm tarihi hassasiyetleri, muhteşem zamanlama ile tüm derin psikoloji yöntemleri kötüye kullanılarak, Amerikan ve İsrail istihbaratınca en ince ayrıştırıcı ve karmaşık psikolojik savaş yöntemleri ile tüm Siirt’ lilerin Eniştesi olarak Kasımpaşa’ dan Başbakan yapılmış değil midir? Ayaklar baş olursa, kıyamet kopar sözünü Tayyip Erdoğan söylerse ne anlarsınız? Düz Aristo mantığı ile, kıyametin geldiğini, sonunda idare ettikleri ülkede çok kötü şeyler olacağını anlarsınız değil mi? Her nefis, her benlik, sonunda kendi kendini hesaba çekmekte, tüm yaptıklarının hesabını vermektedir.
 
MÜSİAD Kongresinde, Recai Kutan’ dan sonra söz alarak, faiz gerçeğini kendisinin ancak Başbakan olduktan sonra öğrendiğini söyleyen Tayyip Erdoğan ne demek istiyordu? Bu çok önemli bir beyandır; çünkü kendisini kimlerin iktidar yaptığını söylemek istiyordu. Faiz ve döviz oyunları, sıcak para giriş çıkışları ile sekiz yıllık AKP iktidarı döneminde, Türkiye’ den en çok para kazanan kimlerdir? Küresel Siyonist Sermaye ve onların yerli işbirlikçileri Fethullah Gülen hareketi değil mi? İşte Tayyip Erdoğan ve AKP sini onlar iktidar yapıp kullanmışlardır. AKP Kadrolarının ve Fethullah Gülen hareketinin, Allah’ın son Peygamberi Hz. Muhammed ile gönderdiği son hak dini İslam ve Kuran ile istismar etmekten başka hiçbir samimi ilişkileri olamaz.
 
‘Abdestimden şüphem yok ki, namazımdan şüphem olsun’ ne demektir? Abdest ve namazı n hükmü Allah a ait değil mi? Sen hem savcı hem yargıç rolünde, abdest ve namazını nasıl şüphesiz temize çıkarıyorsun? Evliya mısın, yoksa Peygamber misin? Nasıl bu kadar ibadetinden emin olabiliyorsun? En çok din iman sömürüsü yapanlar, inanç ile insanları kandıranlar ibadetinden çok emin olanlar değil mi? Bu kadar zenginliği, aşırı mal varlığını, bu kadar kısa sürede nasıl elde ettin? ABD diplomatlarının Washington’ a çektikleri telgraflarında, Wikileaks tarafından açıklanan belgelerde yazılanlar doğru değil mi?
 
AKP kadroları ehliyetsizdir, iyi eğitim almamışlardır. Aldıkları sadece din eğitimidir. Fensiz din olur mu? İsviçre bankalarında 7 Milyar dolar, İstanbul Kısıklı’ daki helikopter pistli ve havuzlu villalar, Bankalardaki paralar, oğluna, kızına gelinine, damadına, Amerika’ da alınan daireler, gemiler, firmalar, sayısız ortaklıkların kaynağını nereden buldunuz? Örtülü ödeneği nasıl kullandınız? Mühendisler aç ve işsiz iken neden Basketbolculara 23 Milyon dolar bağışladınız? Babanızın parasını, kendi paranızı bağışlayabilirsiniz, ama milletin parasının son kuruşuna kadar hesabını vermek zorundasınız.
 
AKP sekiz yıllık iktidarının sonuna gelmiştir. Bu iktidar döneminde, en büyük adaletsizlik olan işsizlik ve fakirlik artmıştır. Her dört gençten biri işsizdir. Gençlerde gelecek umudu kalmadığı için Üniversitelerde protestolar dalga dalga yayılmaktadır. Polis sayısını artırarak güvenlik sağlayamaz, işsizliği önleyemezsiniz. Türkiye, İmralı’daki bebek katili mahkûmdan pilli ve iki dilli hale getirilmiştir. TBMM de bile Kürtçe konuşulmaktadır. Türkiye’ nin Üniter yapısı ve bağımsızlığı, devletin bekası, AKP ve Fethullah Gülen kadrolarının tehdidi altındadır. Bunlar dünyadan, insanlığın evrensel değerlerinden, Kur’an ve Tabiatın tam ve mükemmel bütünlüğünden, güzelliklerinden, matematikten, fizikten ve felsefeden, gerçek bilgiden ve imandan, hakikatten habersiz, samimiyetsiz din tacirleridir.
 
Türkiye nin Teknoloji üreten lider ülke olabilmesi için Teknolojiden anlayan, doğru kararlar alacak çekirdek Mühendis kadrolarına ve akıllı kalıcı sermaye birikimine ihtiyaç var. AKP Kadrolarında bunlar yok! Sıcak para ile de ne süreklilik sağlanabilir ne de teknoloji üretilebilir! Türkiye de önce devletin halkı aldatmaması, insan haklarına ve şeffaflığa önem vermesi, gelir dağılımını düzeltmesi eğitim ve sağlık yatırımlarını yapması lazım, sonra Avcı uçağı da üretilir Bombardıman uçağı da füze kalkanı da, Yazılım da geliştirilir teknoloji de. Önce ülkesini sadece pazarlamayan, pazarını SAP gibi firmalara bedavaya hiç teknoloji transferi kalite ve iyileştirme uyarlama yatırımları yapmadan, milyonlarca Euro luk lisans paralarının elde edilip yurt dışına çıkarılamaması sağlanmalı! Toplumun üstüne mühendisiyle Profesörüyle iş adamıyla siyasetçisiyle ölü toprağı serpilmiş, duyarsızlık kayıtsızlık almış başını gidiyor. Sahipsiz ülke elbette batar bölünür bir gün. Batılı ülkelerde firmalarla devletin strateji ve hedefleri aynı, devamlı ve kalıcı; hedef kar en çoklaması, sonuç yeni istihdam yaratmak! Türkiye de ise günü kurtarmak, kalıcılık ve süreklilik yerine köşe dönmece ve kapkaç, kayırma rüşvet, istihdam yaratmak ise kimsenin umurunda değil.
 
 
Bu yüzden AKP, iktidarda kaldığı sekiz yıl boyunca yaptığı tüm icraatları ile Adalet ve Kalkınma Partisi olarak değil, ülkeyi Kürt -Türk, Sünni - Alevi, dinli - dinsiz olarak tamamen kutuplaşma ve bölünmenin, etnik ve dini kültürel ayrışmanın, iç savaşın eşiğine getiren, işsizliği ve yoksulluğu artıran, Türk halkını büyük sermaye lehine uygulanan faiz döviz ve sıcak para politikalarıyla sadakaya muhtaç hale getiren siyasi iktidar olarak anılacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk Gençliği, Üniversiteler ve Öğretmenler, Hukukçular, Basın ve Medya kuruluşları başta olmak üzere, tüm milli güç unsurlarının, Haziran 2011 seçimlerinde güç birliği yaparak, demokratik yollarla, Türk toplumunun tüm refleksleri harekete geçirilerek AKP iktidardan uzaklaştırılamazsa ne olacaktır?
 
AKP yi 2001 krizinden sonra kimler iktidara getirmiş ise, İran a Kasım 2012 ye kadar yapılacak olası askeri müdahale öncesinde, AKP kadrolarını kesinlikle iktidardan götürecek, ancak ondan daha tehlikeli olacak ve kendi söz ve buyruklarından çıkmayacak, Türkiye yi üçe bölecek başka bir işbirlikçi siyasi kadroyu işbaşına getirecektir. Türkiye topraklarına hâkim olunmadan dünya güç dengeleri ve dünya barışı, Ortadoğu da kilit önemdeki enerji gaz, petrol ve su kaynaklarının güvenliği sağlanamaz ve korunamaz. Boşuna Türkiye, ‘Türklere bırakılacak kadar önemsiz değildir’ denmemektedir. En çok uluslar arası toplantı ve pazarlığın konusu Ortadoğu ve Türkiye’ dir. AKP’ nin sekiz yıllık tüm Ortadoğu Irak ve Afganistan Politikalarını, NATO, CIA ve MOSSAD, Alman BND ve İngiliz MI5 ve MI6 yönlendirmektedir. Toplumlar, bilgi ve sermaye birikimleri oranında dünya refahından pay alabilmektedirler. En zengin petrol, doğal gaz ve maden yataklarına, altına gümüşe uranyum kaynaklarına, kalabalık nüfusa sahip olsalar da, bu zenginlikleri ancak bilgi ve sermaye sahibi olanlar daha çok kullanmaktadırlar.
 
İstanbul Boğazında, deniz kıyısında bulunan muhteşem Villalar’ a sahip olanlar, tadını çıkaran kimlerdir? Sorgulamaya ve ibret almaya, daha çok çalışmaya değmez mi?

 

 
 
HAVACILIK VE UZAY TEKNOLOJİLERİ konusunda ODTÜ Kampusunda, yanlış zaman ve mekan da, BTYK ve TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Toplantısı yapıldı; ama acaba hangi önemli kararlar alındı? Ben de öğrenci olsaydım, Erdoğan'ın bu ortam da ODTÜ'ye gelmesini protesto ederdim!
Prof. Dr. Mehmet Erdaş, Berlin 15.12.2010
Üniversitelerin gergin ortamında şu son habere bakınız; Yangına körükle gidiyor, tüm çekirdek kadrosuyla, kafası çalışmayan, sadece deneme-yanılma yöntemiyle, milletin parasıyla işbaşında çok pahalıya öğrenen bilgisiz, hünersiz, hiç diplomasi tecrübesi olmayan AKP hükümeti! Tam da milletin parasıyla öğrendiklerini ülkemiz yararına kullanacaklarını zanneder iken, kuklası oldukları, kendilerini iktidara getiren Küresel Siyonist sermaye tarafından, muhtemelen 2011 Haziran seçimlerinden sonra, ama en geç Kasım 2012 tarihine kadar iktidardan uzaklaştırılacaklar; çünkü en geç bu tarihe kadar AB-D ve İsrail, İran’ a, Uranyum zenginleştirme işlemi tamamlamış olacağından, acil müdahalede bulunmak zorunda kalacaklar. Stuxnet casusluk virüsüne milyonlarca dolar da harcanmış olsa, İran santrifüj pompa sayısını artırarak Uranyum zenginleştirme sürecinde zaman kaybını telafi ettiğinden, AB-D ve İsrail askeri müdahale tarihini daha fazla erteleyemeyecekler.
Türkiye’de bilim politikalarının oluşturulmasında en yüksek karar organı olan Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu(BTYK), Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında ODTÜ de toplandı. TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsündeki BTYK’nin 22. toplantısına Başbakan R.T. Erdoğan’ın yanı sıra Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, Rektörler, Bakanlık Müsteşarları ve ilgili kurum yöneticileri katıldı.

Başbakan Erdoğan’ın ODTÜ de, toplantı salonuna girmesinin ardından bina önünde toplanan bir grup ODTÜ’lü öğrenci, protesto gösterisinde bulundu. "Kendi okulumuzun salonuna almıyorlar" diyen ODTÜ öğrencileri, Erdoğan ve AK Parti karşıtı sloganlar attı. Bu toplantı, herhalde daha çok ses getirsin diye, yanlış bir zamanda ve mekan da, ODTÜ Kampusunda yapıldı.
Şimdi bir durum değerlendirmesi yapalım ve bu toplantının konusu olan Uzay ve Havacılık Sanayii ile ilgili alınması ve yapılması gereken, en önemli gerçek gündem maddelerini, daha önce bu konuda yazdığımız makalemizde özetlendiği üzere Türk basınının ve kamuoyunun dikkatine sunalım. Acaba ODTÜ deki toplantıda bu önemli kararlar alındı mı? Alındıysa, ne mutlu, demek ki AKP hükümeti çalışıyor; alınmadıysa ne yazık, demek ki Başbakan ile AKP hükümeti ve YÖK erkanı, sadece kışkırtıcılık yapmak, zaman israf etmek için ODTÜ ye gitmişler. Aklın ve bilimin yolu yöntemi bir değil mi? ODTÜ’lüler kuru din iman söylem ve palavralarına aldanmazlar; yapılana, alan kararlara, neticeye bakarlar. Umarız bu da AKP hükümetinin TRT since kamuoyuna açıklanır, ya da gün gelir, WIKILEAKS bunu da ABD Ankara Büyükelçiliğinden Washington’ a geçilen kripto olarak bir gün açıklar.
Gençlik, hele hele ODTÜ gençliği başkadır. Türkiye nin en seçilmiş, geleceğe duyarlı ve dünyayı izleyen beyinleri ODTÜ’ dedir. Eski bir ODTÜ lü olarak, (ODTÜ den 1975 yılında Elektronik Microwave Mühendisi ve 1977 de İşletme Bölümü olmak üzere iki bölüm mezunuyum ve 1982-1984 yılları arasında DPT de çalışırken ODTÜ Bilgisayar Bölümünde dersler vermiş öğretim üyesiyim) ben de bugün yeniden ODTÜ öğrencisi olsam, Erdoğan’ ı, bu ortam da ne maksatla olursa olsun, ODTÜ ye gitmeye cesaret etmesini protesto ederdim. Üniversitelerin durumu ve gündem malum. SBF de yumurta atılmasıyla uğraşıyor YÖK Başkanı, ülke spekülatörlere an be an gün be gün satılıp da ülkemin kanı, varlık değerleri, yetersiz sermaye birikimi ve tüm Pazar imkanları yabancılara peşkeş çekilerek spekülatörlerce emilirken.
Türk gençliği ülkesinin sahibidir. Elbette yangına körükle giderek kışkırtıcılık yapanları protesto edecektir. Recep Tayyip Erdoğan, kim ne derse desin, Türkiye de en son Başbakan olabilecek kadar yetersiz bilgi birikimi hüner beceri ve güzel ahlaka sahiptir. Sözünde durmadığına ve yalan söylediğine, ekmeğimle oynadığına bizzat ben 1994 de şahit oldum. Hitabeti iyi, halkın nabzını iyi tutup nabza göre şerbet veriyor, ama ülkenin geleceğini ipotek ettiriyor. Erdoğan’ ın işi, en geç Kasım 2012 ye kadar, bizzat onu zengin edip Başbakan yaptıran perde arkasındaki güçlerce bitirilecek, ama Türkiye de üçe bölünecek; Kürdistan, İstanbul ve Batı Sahilleri ve İç Anadolu. Aynen Yugoslavya örneğinde olduğu gibi bir strateji izleniyor Türkiye için, sözde stratejik ortağı AB-D tarafından!
 
HAVACILIK VE UZAY SANAYİİ, FÜZE, UÇAK VE HELİKOPTER İMALATININ TEKNİK, EKONOMİK, FİNANSAL VE KURUMSAL ALTYAPISI NASIL KURULUR?
 
Prof. Dr. Mehmet Erdaş, 26.11.2010 Berlin, Viyana, İstanbul
 
Sen iyilik yap, bilgi üret aktar yaz, Baliğ bilmese de Halik bilir. Türk gençliği ve karar vericiler için düşünüp araştırıp bilgi üretmeye, aktarmaya ve yaymaya devam etmek istiyorum. Ancak yaşadıklarım ve okuyucudan olumsuz tepki almak beni üzüyor ve tembelleştiriyor; zira müşterisi olmayan ne malın, ne hizmetin, ne de fikrin değeri de olmuyor. Dünya ekonomisini de çökerten talep yetersizliği değil mi? Rahmetli Nuri Demirağ, Türkiye de ilk uçak fabrikasını kurduğunda zamanın Türk hükümeti ve Genelkurmayı, Amerikalıların biz size daha iyisini veririz vaatlerine kanmasaydı, bugün Türkiye de en az Batılı ülkeler kadar uçak sanayi ve yan sanayi gelişirdi.
 
Uçak, Havacılık ve Uzay Endüstrisi, tüm diğer ekonomik sektörlerde ve firmalarda biriken teknolojik know-how, bileşik malzeme, organizasyon, standart ve mühendislik bilgisini, sermaye birikimini, araştırma geliştirme potansiyelini kullanır. Yan sanayiniz gelişmemizse, ilgili kalite ve standartlarınız, temel ve bileşik malzeme üretim teknolojileriniz, mühendislik yazılım ve donanım bilginiz, sermaye birikiminiz yetersizse ancak bugünkü gibi hazır alım yaparsınız ve milyarlarca doları her yıl hiç kullanılmayacak olan silahlara öder, aşırı borçlanır ve daha çok güvenlik ararken daha çok esir olursunuz. Türkiye de bugün AKP iktidarı, izlediği ucuz döviz, yüksek faiz, aşırı değerlenmiş TL, ihracattan çok ithalat ve sürekli artan cari açık ve dış borç yükü ile İsrail ve ABD ye AB ye kafa tutamaz ancak el açar, kapalı kapılar arkasında yalvarır ve güçlünün önünde diz çöker. Öyle dayandığı bir sermaye ve teknoloji birikimi, silah gücü olmadan ‘One Minute’ Show ları, din iman masalları ile kimseleri kandıramazsınız. Düğmeye bastı mı yok ederler sizi, hem de binlerce kilometre uzaktan, daha temel kavramları ve hedefi görülmeden, anlamadan ve kavramadan kurulmasına çaresiz evet dediğiniz füze kalkanı projesi ile anında yok edilebilirsiniz.
 
Havacılık ve Uzay, Füze, Uçak ve Helikopter Sanayinin teknolojik, ekonomik, finansal ve kurumsal alt yapısını kısaca özetleyelim:
 
1-    Ülkede, bölgede ve dünya da yeni bileşik malzeme, elektronik yonga, yüksek hafızalı özel maksatlı VLSI özel chips, süreç denetim, optoelektronik, laser, mikrodalga anten, hassas dişli, türbin ve tahrik teknolojilerini üretebilen, tüm ilgili firmaların hammadde, yarı mamül, tam ürünlerinin, sistemlerinin, kalite ve standartlarının, fiyatlarının, teslim sürelerinin, fiyatlarının izlenerek envanterinin tutulması, yeni ürün, teknoloji değişim ve gelişimlerinin, keşif ve patentlerin sürekli izlenerek güncellenmesi
2-    Kamu ve Özel kurumların iştiraki ile bir finansman havuzu oluşturulması
3-    Hedef, Strateji, Kısa orta ve uzun vadeli hedeflerin belirlenerek özellikle ülke ekonomisinde mevcut tüm atıl hammadde, kalifiye işgücü ve makine kapasitelerinin son durumlarının, kalite ve standartlarının döküm ve güncel durum tesbiti yapılarak seferber edilmesi; bunun için gerekli finans kaynağının kamu ve özel sektör katılımı ile sağlanması
4-    Hedefler hiyerarşisinde nereden, hangi üründen başlanacaksa, o ürünün prototipinin yapılarak tüm detay tasarım ve üretim süreçlerinin, mühendislik, malzeme, işgücü ve üretim hatlarının belirlenmesi; fiyat, üretim satış ve pazarlama risklerini en aza indirgeyecek ihtiyaçların belirlenerek, uygun kapasite seçiminin yapılması, bütün bu şartları sağlayacak tümleşik yatay ve dikey kurumsal, finansal, idari hukuki ve teknik olarak güvenilir şartnamelerin hazırlanması; ulusal ve uluslar arası fonlardan uygun kaynak temini
5-    İlgili tüm yan sanayilerin, teknoloji, kalite ve standartların otomotiv sanayi başta olmak üzere, tekstil, metal, makine, elektronik ve haberleşme teknolojilerinin iş istihbaratı yöntemleriyle uygun portal ve bilgi bankalarında dökümünün yapılarak kullanımına sunulması
6-    Dünya da ABD, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere, Çin, Rusya, Almanya, Hindistan ve Brezilya, İran gibi Havacılık ve Uzay, Füze, Uçak ve Helikopter Sanayinin teknolojik, ekonomik, finansal ve kurumsal alt yapısına sahip ülkelerle ortak araştırma geliştirme, bilgi alışverişi ağlarının kurulması
7-    Galileo ve GPS Projeleri başta olmak üzere tüm NATO NASA, DARPA, ESA, EADS ve BOEING, ROLLS ROYCE gibi Havacılık ve Uzay, Füze, Uçak ve Helikopter Sanayi konularında çalışan tüm firma kurum ve kuruluşların projelerinin fuarlar, seminerler, açık oturumlar, özel çalıştaylar düzenlenerek izlenmesi, katılımcı gönderilmesi, sürekli periyodik ve raporlama dökümantasyon sisteminin kurulması; bu konularda Üniversitelerde ve sanayi sektörlerinde yeni projelerin teşvik edilmesi, vergi muafiyeti getirilmesi, finans desteği sağlanması
8-    Networking denilen ve şebeke ağlarıyla açık sistem yöntemleriyle haberleşmeyi sağlayacak, AB ve ABD dekine benzer bir geniş bant IT Bilişim altyapısının kurulması ve isteyen herkesin ücretsiz kullanımının sağlanması
9-    Teknoloji, Kalite ve Standart Test ve Kabul Merkezlerinin kurularak profesyonelce işletilmesi; ücret karşılığı Havacılık ve Uzay, Füze, Uçak ve Helikopter Sanayinin ihtiyacı malzeme dayanıklılık testlerinin yapılması, Teknoloji Enstitülerinde rüzgâr tünellerinin elektronik tam otomatik malzeme test analiz ve ölçme merkezlerinin kurulması
10-                     Yatay ve Dikey, Matriks organizasyonları ile azami kaynak verimliliği ve uygun zamanlama ile kapasite seçimi sağlayacak şekilde fon ve nakit akımlarının, insan gücü kaynaklarının proje ve ürün bazında tanımlanarak seferber edilmesi
11-                     Kamuoyunda bu konuda sürekli basın yayın organlarında lay lay lomlar yerine bilgilendirici ve eğitici programlarının yapılması; ülkede zaman ve kaynak kullanımının, tasarruf ve değer bilincinin yeniden yükselen değer haline getirilmesi
12-                     Biz de yaparız; Türk inan çalış güven;Bilgi güçtür, çalışarak katma değer üretmek, yardımlaşmak ve dayanışmak asalettir, imkanlarının üzerinde sürekli borçlanarak aşırı tüketimle yaşamak aşağılıktır, köleliktir;kanaat ve tasarruf ederek sürekli öğrenmek, ahlaklı yaşamak en yüksek fazilettir’ sloganının Fatiha gibi sürekli dilek ve temenni, samimi inanç ve ahlaklı yaşam felsefesi olarak ilk okul sıralarından başlayarak tüm tören ve toplantıların açılışında, sürekli ve gönüllü ulusal ortak iradenin ifadesi olarak tekrarlanmalıdır.
 
 
Certified SAP ORACLE BI Consultant
 
 
 
 
 
 
KORKU, ZAMAN BİLİNCİ, EĞİTİM VE HAYAT KALİTESİ; SİYASİ GELECEK TAHMİNLERİ
 
Prof. Dr. Mehmet Erdaş,   07.12.2010   Viyana
 
Dondurucu soğuklar herkes için en büyük güncel tehdit olmaya devam ediyor. Berlin ve Viyana da -23 dereceye kadar düşen hava sıcaklığı korkutuyor. İnsanların ne giydiklerine bakınca, dikkatinizi çeken ortak nokta; hepsi petrol ürünleri, ama petrol bulunmadan önce de buralarda hayat vardı. Zaman bilincinin artması ve korkunun bilgiye dönüşmesi ile elde edilen yeni ürünler ve teknolojik keşifler hayat kalitesini de artırdı.
 
Güzel ahlak ve kaliteli eğitim, Alman idealizmi, Avrupa da zaman bilincinin artmasını ve korkunun bilgiye dönüşmesini sağladı. Bu sayede Alman teknolojisi üretilebildi. Bugünkü Alman toplumunun, Alman idealizmi ile pek bağı kalmadı. Karmakarışık ve disiplinsiz hayat, kalitesiz eğitim, gelişmekte olan ülkeler havasına soktu Almanya da günlük yaşamı. Ücretler çok düştü. Hartz IV kanunları ve Ajanda 2010 adı altında, hem de Sosyal Demokrat Gerhard Schröder’ in SPD ve Yeşiller hükümeti tarafından yürürlüğe sokulan uygulamalar Almanya’ yı kökten değiştirdi. Almanlar geleceğe pek umutla bakamıyorlar.
 
Umudunu kaybeden insanlar için hayat anlamını kaybeder. Kişilik bunalımları ve kötümserlik yayılır, toplum bunalıma girer. Radyo TV yayınları ile topluma ne kadar umut pompalamaya çalışsanız ve insanları ne kadar yapay gündemlerle oyalamaya çalışsanız da hayatın gerçekleri, gerçek gündem galip gelir. Bunalım dönemlerinde toplumda insan ilişkileri de zayıflar ve tüketim azalır. Kapitalizmin en büyük sorunu atıl kapasite ve talep yetmezliğidir. Üretilen mal ve hizmetlere talep azalınca, fiyatları düşer ve önce küçük işletmeler, atölyeler ve fabrikalar birer birer kapanmaya başlar.
 
Faiz mekanizması, serbest ticareti ve rekabeti yok eder; piyasalar da kendiliğinden tekelleşme oluşur. Fiyat mekanizması işlemez olur. Büyükler küçükleri yutar. Sermaye birikimi fazla olan büyük firmalar, fiyat kırarak küçük işletmeleri yok eder. Bu yüzden bunalım ve kriz dönemlerinde Bankalar, sadece büyük firmalara kredi vermeye başlarlar ve küçük firmalara kredileri tamamen keserler. Neden mi? Sermaye birikimi yetersiz olanların, rekabet gücünün de olmadığını ve uzun süre krize dayanamayacaklarını çok iyi bilen Bankacılar, ya doğrudan ödeme gücü olan son tüketicilere, ya da çok büyük firmalara yönelirler. Bunalım ve kriz dönemlerinde, tüm ekonomik aktörlerin hedef kitleleri, hedefleri, strateji ve taktikleri değişir. Ürün değiştirmeye, fiyat kırmaya, stoklardan kurtulmaya çalışırlar.
 
1929 Büyük Ekonomik Depresyonu ile 2008 Küresel Finans Krizinin sebep - sonuç ilişkileri aynıdır. Her ikisinin de temelinde güven bunalımı, atıl kapasite ve talep yetmezliği yatar. 1929 Büyük buhranından sonra, 1933 de Alman ya da Hitler sahneye çıkmış ve 1944-1948 arasında ikinci Dünya savaşı yaşanmıştır. 2008 Krizinden sonra, başta ABD olmak üzere karşılıksız dolar basmaya başlamışlardır. Varlık değerlerindeki trilyonlarca dolarlık erimeler, yeni finans balonları oluşturularak gizlenmeye çalışılmaktadır. Ekonomide de Tabiatta olduğu gibi birdenbire vardan yok, yok dan da var olmaz. Birikimi yıllar süren sermaye, eriyen varlık değerleri, ABD’ nin Irak ve Afganistan a askeri müdahalesi, uluslar arası ilişkilerde karşılıklı güveni yok etmiştir.
 
Dünya da korku dengesi, yeniden soğuk savaş döneminin silahlanma yarışına dönüşmek üzeredir. Çin ve Sovyetler Birliği, Hindistan ve Pakistan, Afganistan ve İran üzerinden ABD ve NATO ya büyük baskı uygulamaktadır. ABD dolarına güven sarsılınca, dünya da Altın fiyatları ons başına 1400 doları geçmiştir. Uranyum fiyatları da %45 oranında artmıştır. Hammadde ve petrol fiyatları normalin üzerinde artmıştır. Dünya ekonomisi yeniden, aynen 1929 buhranında olduğu gibi, önce yüksek enflasyon dönemini yaşayacaktır. Bir ekmek almak için yine bir çuval para ödenecektir. Arkasından da, büyük ihtimalle Ortadoğu’ dan başlayan yeni bir kıyamet harbi gelecektir.
 
Türkiye’ de AKP iktidarı, en geç Kasım 2012 ye kadar iktidardan uzaklaştırılacaktır. Ani sıcak para çıkışları, bir süre ılımlı İslami sermaye ile dengelense de siyasetin fitili ateşlenecektir. Yolsuzluk dosyaları Wikileaks yöntemleriyle birer birer ortaya dökülecektir. TSK direnmeye başlayacak ve Türkiye de büyük bir hesaplaşma dönemi yaşanacaktır. Kimsenin yaptığı yanına kalmayacaktır. Hiçbir şey, hiçbir yolsuzluk sonsuza kadar gizli kalamaz.
 
İşsizlik ve gelir dağılımı bozukluğu Türkiye ekonomisinin temel yapısal sorunu olarak çözümsüzdür. Demokratik Devrim yapabilecek siyasi oluşumlar, dünyayı yöneten büyük sermaye tarafından desteklenmezler. Toplumsal ve sosyal adalet idrakinde yetersizlik, kalitesiz eğitim ve sağlık hizmetleri, büyük sermaye tarafından kontrol altında tutularak yönlendirilen güdümlü din iman sömürüsü, işsizlik ve gelir
dağılımındaki dengesizliği ve çözümsüzlüğü de sürekli kılmakta, yapısal ve kronik hale getirmektedir. Toplumları ya da bireyleri sömürmek için muhtaç hale getirmek, savaş ya da krizlerle sıkıntıya sokmak lazımdır. Kültürel değerler ve davranış kalıplarına uygun düşmanlık tohumları atmak ve birbirine karşı kışkırtarak, terör tehdidi ile menfaat çatışması yaratıp bölmek, Kapitalizmin kullandığı yaygın ve bilinen tarihi sömürü yöntemleridir. Bunun için önce toplum da düşmanlık tohumları ekilir; etnik Milliyetçilik, din ve mezhep ayrılıkları, sağ sol siyasi görüşler iyice kutuplaştırılır ve sonunca beklenen kıvılcım ateşlenerek hedef ülke karıştırılır.
 
Türkiye hedef ülkedir.Türkiye de yıllardan beri sinsice bu ortam hazırlanmıştır. Cesaret edip baş kaldıracak kimse kalmamıştır. Toplum korku ve geçim sıkıntısı ile iyice sindirilerek bölünüp parçalanmaya hazır hale getirilmiştir. Parasal ekonomik büyüme, Turizme dayanan büyüme ile Türk toplumu aldatılmaktadır. Bu yüzden kalıcı, işsizliği önleyici enerji ve üretim tesisleri kurulmamıştır. Toplum, oynanan siyasi güç oyununun farkına vardığında artık çok geç olacaktır.
 
 
 
WIKILEAKS PSİKO-TERÖRÜNE KARŞI SAĞDUYUNUN, SAF AKLIN, HÜRRİYET VE HAKİKATİN ÖNEMİ
 
Prof. Dr. Mehmet Erdaş, Berlin İstanbul, Viyana, 03.12.2010
 
Günümüzde en önemli silah ve politik güç, maksada ve erkâna uygun, doğru bilgilere anında erişebilmek; doğru ve güvenilir bilgilerle, işlenmiş verilere dayanan doğru kararları, anında ve en az riskle alarak, hayati öneme sahip nihai hedeflere zamanında ulaşmaktır. Bunu sağlayan da devletin açık veya gizli topyekûn istihbarat faaliyetleridir. Ülkelerin Dışişleri mensupları da onların istihbarat elemanlarıdır.
 
Bildiğiniz sadece size sızdırılan WIKILEAKS bilgilerinden ibaret ise, o bilgileri sızdıranların istedikleri şüphelere düşer, hedefinizi şaşırır, maksadınızdan uzaklaşır, doğruyu yanlıştan ayırmakta, ülkeniz için en doğru kararları almakta, emaneti ehline vermekte  zorlanırsınız.
 
Tüm gazeteciler, yazılı ve görsel yayın ve medya mensupları açık istihbarat görevlileridir; sadece topluma hâkim olan asıl güç sahiplerince ve güç dengelerince istenilen ve müsaade edilen bilgileri, istenildiği ve müsaade edildiği ölçüde, tamamen  kontrollü olarak ve önceden belirlenen hedef ve önceliklere göre, açık veya gizli, uygun zamanlanmış doz ve ölçeklerde kitlelere ulaştırırlar. Önemli olan Bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek, istenen hedeflere ulaşmaktır. Demokrasi oyununda, toplumda cereyan eden tüm bilgi ve fikir akımlarına hâkim olamazsanız, iktidarda kalamazsınız.
 
Bu satırların yazarı, F-16 Projesi hakkında 1983 yılında, DPT Uzmanı iken ve MSB Karargâhındaki askerlik görevim sürecinde, ABD firmaları ve askerleri ile TSK ve MSB adına katıldığı çok önemli bilgileri topluma mal etmek istemiş, ancak tüm içten çabalarına rağmen bunda başarılı olamamıştır.  
Hala aynı hatalı MOU ve anlaşma metinleri ile Türkiye de F-16 montajları yapılmakta, ABD den hazır silah sistemleri ve uçak alımları yapılmaktadır. Türkiye de hiçbir siyasi iktidar, Amerika’ ya rağmen iktidarda kalamaz.
 
Bilgi iki ağızlı bıçaktır; aynı bilgi hayra da kullanılır şerre de!
Maksadı ve hedefi belli olmayan bilgilerle berrak zihinler bulandırılır, gönüllere şüphe ve düşmanlık tohumları ekilir.
Allah ın insanlara verdiği en önemli iki nimet, hürriyet ve saf akıldır. Ancak hürriyet ve saf temiz yüreğinizi, aklınızı, zekâ ve hafızanızı sonuna kadar kullanırsanız,  hakikatlere ve doğru bilgilere kavuşursunuz. İnsanı hayvandan ayıran en önemli özelliği de soyut kavramlarla düşünebilmesi, bilgiyi maksadına göre kullanarak, önceden tedbirler ve sistemler geliştirerek, yaşamın önceliklerine ve değerlerine göre güvenliğini ve bekasını sağlaması değil midir?
 
Temiz hava, Su ve Enerji temini güvencesi ile bilgi güvenilirliği, günümüzde tüm insanlığın ve devletlerin kurumsal alt yapılarının en önemli stratejik görevidir. Bilgi toplumlarında, paranın değeri ve toplumsal güvenlik,  artık silah üstünlüğü ve ordu ile değil, eğitim ve sağlık hizmetlerinin kalitesi ve seviyesi, bankacılık ve finans sistemi, enerji, haberleşme, su ve gaz, enerji üretim iletim ve dağıtım şebekelerinin hızları, kapasiteleri, kapsama alanları, bant genişlikleri, frekansları, yazılım ve donanım teknolojilerini üretebilme kabiliyeti, kısacası sermaye birikimi ile ölçülmektedir. Küreselleşme süreci sonucunda, tüm dünyada ülkeler ve insanlar arasında bağımlılık ve bilgi paylaşımı ile birlikte bilgi kirliliği de artmıştır.
 
Aklı ve hürriyeti olmayanın hiçbir dini ve toplumsal sorumluluğu da yoktur; çünkü akıl ve hürriyet olmadan doğruyu yanlıştan ayırmak mümkün değildir. Bilgi kirliliğinin önlenmesi, doğruyla yanlışın ayırt edilebilmesi için en önemli ön şarttır. WIKILEAKS operasyonları ile yapılmak istenen, bilgi kirliliği sağlayarak siyasi iktidarları, hükümetleri Küresel Siyonist sermayenin istekleri ve menfaatleri doğrultusunda kitleleri etkileyerek değiştirmektir. Örtülü suikastlar ve bilgi kirliliği ile kim vurdu yöntemleriyle götürülen liderler, bilim adamları, gazeteciler…, önce onları toplum önüne çıkararak tanıtan, meşhur edip güce kavuşturan, perde arkasındaki gerçek güç sahiplerince sonuna kadar kullanılırlar, sonra da işleri bitince acımasızca yok edilirler.
 
İstihbaratın en önemli prensibi, önce doğru ve güvenilir bilgileri üretmek, sonra da karar vericiler için üretilen çok önemli stratejik bilgileri, sadece ve sadece ilgilisine iletmektir. Aksi halde tüm istihbarat süreçleri ve kurumları işe yaramaz, fayda üretemez. Ancak WIKILEAKS türü operasyonlarla bazen istihbarat bilgilerinin maksadı değiştirilir; gizli bilgilerin açıklanması veya kontrollü sızdırma yöntemleri kullanılarak, ilk maksadına yabancılaştırılan önemli istihbarat bilgileri sayesinde eski melek yeni şeytan, eski şeytan da yeni melek konumuna getirilir. Nitekim Ruslara karşı Afganistan da önce El Kaide yi kurup teşkilatlandıran CIA, daha sonra aynı El-Kaide yi şeytanlaştırmakla, küresel terör tehdidi yaratabilir, kendi uzun vadeli enerji güvenliğini sağlamak için Orta Doğu daki petrol tarlalarını işgal edebilir. 1991 Ocak ayında, Bağdat bombalanırken seyre doymayanlar, çok geçmeden kendi ülkelerinin de aynı güçler tarafından örtülü işgaline de çaresiz bakakalırlar.
 
Stuxnet virüsü hakkında Türkçe yazdığım makalemin, içerdiği önemli bilgiler nedeniyle, aniden İngilizceye çevrilerek World News da yayınlanmasına çok şaşırmıştım. Google da Mehmet Erdaş yazınca, baktım ki WN’ a hem de Çin haber ajansları üzerinden verdiğim bilgiler hemen aktarılmış. Hayrete düştüm, araştırdım, hafızamı yokladım ve STuxnet virüsünün nasıl ve kimler tarafından geliştirildiğini, konseptini ve mimarisini, hedefini çözdüm. Bunları da Türkçe makale olarak yazdım. Önemli bir yerde yayınlanmadığı halde, Google teknolojisi ile web i tarayarak hemen benim o makaleme ulaşmışlar ve ABD istihbaratına haber olarak servis etmişlerdi.
 
Bu örneği kendimi methetmek için değil; dünyada ki yaygın örtülü ve açık istihbarat faaliyetlerinin, maksada uygun bilgi yayma, bilgi kirliliği yaratma konusundaki tecrübelerimi örneklerle açıklamak istedim. Tayyip Erdoğan’ ı şahsen ve yakinen çok iyi tanıdığıma inanıyorum. Belediye Başkanlığı yapabilir, ancak Başbakanlık yapamaz, çünkü gerekli uluslar arası bilgi, beceri, eğitim ve teknoloji, diplomasi derinliğine sahip değildir, heyecan ve öfkesine hâkim olamamaktadır. Bu durum tespiti, kendi davranışlarıyla defalarca doğrulanmıştır.
Son zamanlardaki kulağa hoş gelen, ancak altı tamamen boş olan İsrail tehditleri ve ‘one minute’ mizansenleri ile gerekli ölçek ve diplomatik nezaket ve zamanlama ayarını iyi yapamamış, Türkiye yi İran ile ABD İsrail çatışmasında taraf haline getirmiş, gereksiz yere kendisine siyasi güç ve iktidar bahşeden ABD ve İsrail kontrolündeki Küresel Siyonist Sermayeyi, efendilerinin yumuşak karnına tekme atarak ve nasırlarına basarak kızdırmıştır. Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı en geç Kasım 2010 tarihine kadar iktidardan uzaklaştırılacaktır. Ancak Emperyalizmin maksadına uygun yeni bir siyasi alternatif bularak boşluğu doldurmak ve bunu arif Türk toplumunun ekseriyetine bu kadar kısa sürede kabul ettirmek için Internet üzerinden aynen Stuxnet sanayi virüsüne benzer şekilde, yapay ve hileli sosyal ve siyasal WIKILEAKS operasyonları düzenlenmektedir. Bu maksatla tüm ABD diplomatik sırları kısa sürede sızdırılıp ortaya dökülerek, AKP iktidarı ile ABD ve İsrail İşbirliği, sonuçları ne olursa olsun ve neye mal olursa olsun, bir defaya mahsus olarak kontrollü bir şekilde deşifre edilmiştir; artık Türkiye’ deki siyasi iktidarı değiştirmek için düğmeye basılmış, diplomasi tarihinde eşi ve benzeri görülmemiş yeni bir güç senaryosu başlatılmıştır. ABD li Diplomatlar ve özellikle Türkiye de ki ve hedef diğer Avrupa ülkelerindeki istenmeyen siyasetçiler, İstihbarat sürecinde çalışan günlük gazetelerin ve gazetecilerin durumuna düşürülmüştür. Ehh Vatan, birliği için dökülen tüm kutsal şehit kanları dâhil, kelle denilerek ve başörtüsü din iman sömürüsü ile tüm kutsal değerleri yok edilerek, günlük gazete haline getirilirse, ülkenin Başbakanı nın, Dış İşleri Bakanı ve Diplomatlarının da ‘deli ve tehlikeli’ nitelemesiyle günlük gazeteci durumuna düşürülmesine karşı, yüreğimiz ve beynimiz incinse ve içten içe Türklük bilinci ile dirense de elimizden ne gelir ki?
 
Kendi düşen ağlamaz; kim ne ederse kendine eder, hiç kimseye haksızlık yapılmadan hak ettiği verilir. Her nefis, her can, hesap görücü olarak kendi kendine yeter! Benim anlayamadığım, zaten AKP ye karşı yeterli Muhalefet yapamayan ve Başdanışmanı Vedat Bilgin’i istifa ettiren, sürekli oy kaybeden Devlet Bahçeli ve ekibinin, sanki bilerek ve isteyerek, benim de Milletvekili Aday adayı olduğum, 2007 seçimlerinde yaptığı ip atmak gibi hataları tekrarlaması, ABD ve İsrail e karşı, onların iktidara getirdiğini çok iyi bildiği AKP yi her ne pahasına olursa olsun savunmaya kalkması; ‘ABD Dışişlerine karşı bu milletin iradesiyle kurulmuş AKP'yi tutmak bir vatan görevi olur. İşte milliyetçilik budur’ demesidir. Bunu kişisel kanaatiniz olarak söyleyebilirsiniz, ama AKP karşısındaki Muhalefet Partisinin lideri olarak söyleyemezsiniz, çünkü Milletten artık oy alamazsınız. Hem AKP yolsuzlarını bileceksiniz, hem de AKP yi, ne olursa olsun, savunacaksınız? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu demezler mi adama? Kadim dostum, Viyana’ da misafirim de olan Rahmetli Cennet Mekan Muhsin Yazıcıoğlu, Kahlenberg de bana MHP-BBP Birleşmesini de Devlet bahçeli nin istemediğini ve engellediğini söylemişti. Ne kadar haklı olduğunu çok iyi anlıyorum: Beni de tüm bilgi birikimime ve kendisini destekleyerek 2007 seçimlerinde MHP den Milletvekili Aday Adayı olmama rağmen, elimi sıkarken çok kuvvetli bir şekilde bağırıp yana itekleyivermişti.
Devlet Bahçeli den de zor devlet adamı olur, ama tüm rakiplerini korkutarak sindirmedi mi bugüne kadar? Bahçeli den başka kim gelirse gelsin MHP nin %35 oy alacağını MHP li olmayanlar bile açıkca ifade etmektedir. Bakalım ne zaman istifa edecek Sayın Bahçeli? Belki de WIKILEAKS operasyonu ile oluşturulan bilgi kirliliği ortamı onu da istifa ettirebilir. Mahkeme kadıya, MHP BAhçeli ye  mülk değildir. Ne dersiniz?
İNSANLIĞIN VE TÜRKLÜĞÜN VARLIK- YOKLUK İKİLEMİ; ABD-AB-İSRAİL DOST MU DÜŞMAN MI?
 
Prof.Dr.Mehmet Erdaş, Berlin   01.12.2010
 
Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan, AKP-Adalet ve Kalkınma Partisi ne güzel sempatik ve ideal isimler ve hedefler değil mi bunlar? Belki de bu yüzden sürekli Türk halkından oy alıyorlar. Efendileri, perde arkasında emir aldıkları Küresel Siyonist Sermaye de, bu yüzden seçip iktidar yapmıştı onları. 1 Mart Tezkeresi, efendilerine önceden söz verilmesine rağmen, TBMM den geçirilemeyince, Recep Tayyip Erdoğan daha Başbakan ve milletvekili bile değilken, onu Başkan Bush ile görüştüren Üzeyir Garih’ e racon kesildi ve Kabala işkencesiyle öldürülüp cesedi Eyüp Mezarlığına, bir sarhoşun önüne atıldı. Katil diye o sarhoşu tutukladılar.
 
Türk insanını adam yerine koydukları izlenimi veriyorlar. ama sekiz yıl iktidar olduktan sonra anlaşıldı ki gizli gündemleri var. Efendileri de onları, apaçık kuklaları olmalarına rağmen adam yerine koydukları izlenimi vererek, idare ediyor, oyalıyor ve hoş tutuyorlar.
 
Sekiz yıldan beri Türkiye de yapılan ve söylenenlere bakalım:
 
1-Türkiye de Özelleştirme adı altında fiziki gerçek sermaye birikimi ve teknoloji üretim süreci durdurulmuştur. Enerji ve elektrik üretim kapasitesi nüfus ve tüketim artışı oranında artmamıştır. Başta TELEKOM olmak üzere, tüm Bankalar ve Enerji Üretim İletim ve Dağıtım ihaleleri yabancı sıcak ve hoppa paraya, nerdeyse bedavaya, peşkeş çekilmiştir. Elde edilen Özelleştirme gelirleriyle yeni yatırımlar yapmak yerine, sadece dörde katlanan iç ve dış borç faizleri ödenmiştir.
 
2-Türkiye piyasası hiçbir koruma ve serbest rekabet önlemi alınmadan, tamamen yabancı sermayeye terk edilmiştir. TC Merkez Bankası, piyasaya giren ve çıkan para miktarını, döviz kuru ve faiz hadlerini kullanarak yönetemez hale getirilmiştir.
 
3-Tekstil sektörü bitirilmiş, Denizli, Bursa, Çorlu, Tekirdağ, Gaziantep, Adana ve İstanbul da 80 Milyar dolarlık tekstil dokuma tezgahı çürümeye terk edilmiştir.
 
4- TSK uygulanan psikolojik asimetrik savaş yöntemleri ile hedef haline getirilmiş; Türk ordusunun Generallerine sanki kaçacaklarmış gibi adi suçlulara yapılan tutuklama muamelesi yapılmış, sonuçta Ordu sindirilmiştir.
 
5- Kürt açılımı, Demokratik açılım adı altında Cözüm süreci savsaklanmistir
 
6- Füze kalkanı Projesi adı altında Türkiye Cumhuriyetinin Bağımsızlığı ve TSK nin savunma ve saldırı harekâtı yapabilme kabiliyeti elinden alınmıştır.
 
7- İhale Yasası sık sık değiştirilerek, Rüşvet Yolsuzluk tırmandırılmış başörtülü eşleri olan ve jiplerle gezen AKP zenginleri türetilmiştir.
 
8- Türkiye Cumhuriyetinin yepyeni ve çağdaş tüm uygarlık projeleri askıya alınmış ve devlet yapısı, Emniyet Teşkilatı ve HSYK, Adalet Bakanlığı tamamen Fethullah Gülen hizmetine tahsis edilmiştir.
 
9- Türk toplumunun savunma ve ülkesine sahip çıkma refleksleri, yeni kurulan Fethullah ve AKP Medya tekellerinin, ülke gerçeklerinden tamamen uzak, yapay gündem ve propaganda yöntemleri kullanılarak gün be gün, an be an ve adım adım, suyun sert kayaları ufalayıp eritmesine benzeyen günde beş vakit tekrarlanan beyin yıkama yöntemleri kullanılarak,  sözde din iman, tarikat siyaset ticaret yöntemleri ile tamamen yok edilmiştir.
Türk toplumu kredi kartları ile sürekli ve aşırı borçlandırılmış, Tekelleşme yöntemleriyle AVM ve Süper Market zincirleri gecekondu bölgelerine kadar yaygınlaştırılmış, Türk halkı sürekli olarak çoluk çocuk, hep ürettiğinden daha çok tüketmeye, imkânlarının üzerinde yaşamaya yönlendirilmiş, tamamen aciz, fakir fitre ve sadakaya muhtaç hale getirilerek çaresiz bırakılmıştır.
 
10- Samimi dindarlık yerini başörtülü menfaat şebekelerine bırakmış, THY dahil emniyet ve adalet kurumlarına, önemli devlet kurumlarına el altından sadece imam hatip kökenli olan AKP’ liler ve CIA korumasında ABD de yaşayan Fethullah Gülen hizmetkarları yerleştirilmiştir. Deniz feneri doyasına hala işlerlik kazandırılamamış, toplumda adalete ve orduya güven duygusu da bilinçli bir şekilde yok edilmiştir.
 
11- Toplumda mevcut samimi din iman ve vatan sevgisinin yerini, dünya malına makam mevkii ve zenginliğe paraya tapan sahtekâr ve menfaat düşkünü,  adeta her şeyi gören ve bilen her şeyden haberdar olan yüce, yegâne kadir-i mutlak olan Allah’ ı kandırabileceklerini sanan şeklen başörtülü, Müslüman görünümlü sahtekârlık ve ahlaksızlık almıştır. İşsizlik, özellikle gençler arasında %25 lere kadar tırmandırılmıştır. Her dört gençten birisi işsiz bırakılarak, terör iktidar sahiplerince adeta el altından desteklenmektedir.
 
12- Açıklanan ve ne için açıklandığı henüz belli olmayan WIKI WAKI Belgeleri olmasa da, günlük hayatın akışı içişinde, kimsenin kimseye güveni, sevgisi, saygısı, duygusu ve merhameti kalmamış, olana bitene tamamen kayıtsız ve duyarsız, robotlaşmış bir tüketim toplumu yaratılmıştır.
 
13- Türkiye’nin Kurtuluş savaşında baş düşmanı olan, emperyalizmin baş temsilcisi AB, ABD ve İsrail güdümündeki Küresel Siyonist Sermaye en önemli stratejik ortak adı altında Türkiye ye tamamen hakim olmuştur. Dünyanın başka hiçbir ülkesinde Türkiye deki kadar Mossad, CIA, BND, MI5 ajanı bulunmamaktadır.
 
Nitekim WIKILEAKS belgelerinde de İRAN ve TÜRKİYE’ nin, kurulan çok yönlü sosyal, ekonomik, finansal, askeri ve teknolojik istihbarat ağlarıyla en yakından izlenen kilit ve hedef ülkeler olduğu apaçık anlaşılmaktadır. Küresel Siyonist Sermaye, Türkiye nin idaresine her alanda hakim kılınmıştır.
 
Mavi Marmara gemisine İsrail tarafından saldırılacağı bilindiği halde, bir Kruvazör refakati ile en basit koruma tedbiri dahi alınmamıştır. Geriden bağırıp çağırmak, ‘one minute’ showları ile yapay gündem yaratmak, devlet gücünün gerektiğinde ve yerinde kullanılmasının, devlet adamı becerisi göstermenin yerini hiçbir zaman tutamayacağı, kaybedilen canlarla bedel ödenerek anlaşılmıştır.
 
AB’ nin sırasıyla Yunanistan, İrlanda, Portekiz, İspanya ve İtalya’ nın borçlarını çeviremez hale düşmesiyle dağılacağı ve Almanya, Hollanda, Avusturya arasında yeni bir EURO bölgesi kurulacağı konuşulmaktadır. Türkiye’ nin hiçbir zaman gerçekleşemeyecek olan AB’ ye tam üye olma hayali ve hedefi ile NATO Füze kalkanı Projesine evet demesi bugünkü dünya koşullarında, Avrasya, Rusya, Brezilya, Çin karşısında ne kadar gerçekçidir? ABD ve İsrail en geç Kasım 2012 ye kadar İran’ a askeri müdahalede bulunduğunda Türkiye nin tutumu ne olacaktır? En geç Kasım 2012 de İran, kurduğu yeni santrfüjlerle Nükleer santrallerinde, atom silahı için gereken Uranyum zenginleştirme işlemini başaracak; AB ülkelerine ve İsrail e nükleer başlıklı balistik füze fırlatabilecektir.
 
Türkiye 2011 seçimlerinde veya hemen seçimlerden sonra yeniden Koalisyon hükümetleri dönemine girecektir. Umalım ki ülkemiz, gelecek fetret döneminde iç harp ve terör sonucu bölünme, Üniter devlet yapısının tamamen yok edilmesi acı tecrübesini yaşamadan, ordusu, yargısı, yasama ve yürütmesi, medyası ile gerekli tüm tedbirleri alarak, toplumsal reflekslerini harekete geçirerek, düşmanlarına karşı birlik ve bütünlüğünü her şeye rağmen koruyabilsin!
 
Elçiye zeval olur mu? Bilim işcisi olarak elçilik görevimizi yapıyor ve Türk toplumunu geleceğin önemli tehdit ve tehlikelerine karşı uyarıyoruz. İnşallah, o gün ve o zamana kadar hitabeti etkileyici kör sağır dilsiz hünersiz ve beceriksiz uşakların yerini, önemli karar mercilerinde ehliyetli bilgili, uluslar arası lisan ve teknoloji bilgisi ve diplomasi tecrübesi olan, çok iyi yetişmiş, ne istediğini bilen, dini imanı bütün gerçek vatanseverler alacaktır.
 
UYUYAN DEV TÜRKİYE, AKP İSLAMI VE NATO FÜZE KALKANI NİNNİSİ
 
Prof. Dr. Mehmet Erdaş, 19.11.10 Berlin- Viyana- İstanbul
 
Kurban Bayramının son gününe rastlayan bu mübarek Cuma gününde, tüm inananların bayramlarını en içten dileklerimle kutluyor, kesilen kurbanların akan kanlarının tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
 
Tüm dinlerde mitolojinin ve mucizelerin çok önemli ve öncelikli bir yeri vardır. Kurban, Hz. İbrahim’ in tek Tanrısını arayış sürecinde, en sevdiği oğlu Hz. İsmail’den vazgeçmesini ve onu kurban etmeyi Tanrı isteği olarak kabullenmişken, ona Tanrı tarafından Koç olarak sunulan ikame edici ödülün adıdır. Toplumların hayal güçleri ile bilinç altılarının kesiştiği kutsal hikâyeleri, ya da din ve mitolojileri, aynı zamanda soyut düşünebilme kabiliyetlerinin, yaratıcı olabilmelerinin de ölçüsüdür. İnsan yerine Koç kurban edilmesi, insan kanının ve insan hayatının kutsanması, insanın tek Tanrı ya eşdeğer kılınması anlamını taşımaktadır. Miraç ve Kurban, Kuran -ı Kerim mucizesinde, insan aklını aşan ve dinimizin temel dayanağını oluşturan iki kutsal mucizedir.
 
Türkiye jeostratejik konumu, yer altı ve yerüstü kaynakları, insan kaynakları, tarihi ve kültürel zenginlikleri ile bölgesinde uyuyan dev bir potansiyel güçtür. İslam dünyasının ve Ortadoğu bölgesinin lideridir. İran ve Türkiye ile güvenlik işbirliği olmadan Ortadoğu petrollerinin güvenliği sağlanamaz. Nitekim 1983 de ABD Başkanı Reagan döneminde Yıldız savaşları Projesi olarak başlatılan ve sonra NATO Füze kalkanı projesi haline getirilen önemli projede asıl hedef 2012 de nükleer güç olması beklenen İran ve atom başlıklı balistik İran füzeleri değil midir? Türkiye, Çin ve Rusya ise asıl gizlenen aşamalı hedeflerdir. Füze kalkanı Projesinde öncelikle Türkiye ve İran’ ın karşılıklı düşman ve tehdit unsuru haline getirmek hedeflenmektedir.
 
Kara da hava da deniz de ve uzayda konuşlandırılabilecek hareketli SM-3 ve Patriot PAC-3 füze rampaları ve laser ışınları ile x-Band radarlarından oluşan kademeli bir küresel füze kalkanı oluşturulmak istenmektedir. Genişletilmiş orta menzilli Avrupa füze kalkanı Projesi olarak bilinen MEADS Projesinin kapsama alanı daha da genişletilerek küreselleştirilecek ve teknolojik olarak daha ileri sensör ve interseptörlerle, X-Bandı Radarlarla donatılarak, üç aşamada her türlü havadan havaya, karadan havaya, denizden karaya veya uzaydan dünyaya atılacak füzeler küresel olarak ya fırlatıldıkları anda ya hedefe doğru yol alırken ya da hedefe ulaşmadan kısa bir süre önce havada imha edilmek istenmektedir. Komünikasyon ve Komuta kontrolü de tamamen NATO standartları ile ABD kontrolünde olacaktır.
 
Füze Kalkanı projesi ile Türk Silahlı kuvvetlerinin bölgesel etkinliği ve bağımsız bir askeri harekât veya operasyon düzenleme kabiliyeti tamamen elinden alınacaktır. Daha önce Polonya ve Çekoslovakya topraklarında konuşlandırılması düşünülen füze kalkanlarından Rusya nın karşı silahlanma tehdidi yüzünden vazgeçilmiştir. Kara da İsrail ve Türkiye Merkezli olarak yoğunlaşacak füze kalkanı projesi hem saldırı hem de savunma amaçlıdır. Akdeniz de, bir AWACS ve BOEING uçağında ve Uzay da konuşlandırılacak hareketli füze rampalarının yanı sıra X-Bandı Radarlar ve güçlü lazer füze yörünge izleme silahları ve karadan havaya atış yapabilen Patriot füze rampaları ve SM-3 hareketli füze rampaları ile desteklenecek olan füze kalkanı projesi son aşamasında uzayı da kapsayan küresel bir savunma ve saldırı kalkanı haline dönüştürülecektir.
 
AKP İslamcılığı ile dost düşman ve stratejik ortaklık tanımı da iyice belirsiz ve kaygan haline getirilmiş, İslamın kurban ve miracı dahil tamamen hristiyanlaştırılarak, en kesin ve şiddetli faiz yasağına rağmen, İslam dini yazdırılan uyduruk hadislerle kapitalizme tamamen uydurulmuştur. Komünizmin çöküşünden sonra Kapitalizmin en büyük tehdidi olan İslam dini böylece bertaraf edilmiştir.
 
Dünyaya hükmeden Küresel Siyonist Sermayenin önünde İran, Çin ve Rus ittifakından başka hiçbir engel kalmamıştır. İşte çok aşamalı ve çok kademeli olarak katmer katmer mimarisiyle, 2020 yılına kadar tamamlanması öngörülen milyarlarca dolarlık Küresel Füze Kalkanı Projesinin asıl hedefinde Türkiye, İran, Çin ve Rusya vardır. Stuxnet virüsüne milyarlarca dolar harcanarak, İran nükleer tesislerindeki Uranyum zenginleştiren santrifüjlerin sabit tutulması gereken hızları, 800 Hz. İle 1200 Hz. Bandındaki Frekans Konvertörleri şaşırtılarak geciktirilmek istenmiştir. Bu konvertörlerin ve doğru akım kaynaklarının ihracatını ABD, uranyum zenginleştirilmesinde kullanıldıklarından yasaklamıştır.
 
İran zarar gören santrifüjler yerine yüzlerce yenilerini eklemiş ve santrfüj sayılarını üç kat yedekleme yaparak artırmıştır. Kasım 2012 de Nükleer güç haline gelecek olan İran a karşı, bu tarihten önce Türkiye de konuşlandırılacak füze rampaları X-Bandı radarlar ve lazer sistemleri kullanılarak İran NATO tarafından aynen Irak ve Afganistan ile Yugoslavya ya karşı işletilen NATO anlaşmasının ünlü beşinci maddesine ve BM anlaşmasının 51 Maddesi işletilerek kesinlikle vurulacaktır.
 
Hedefi ve tehdit değerlendirmesi bu kadar açık olan ve sonuçta önümüzdeki on yıl içinde çok aşamalı ve çok kapsamlı bir NATO Projesi olarak gerçekleştirilmek istenen Küresel Füze Kalkanı Projesi, tüm dünya enerji kaynaklarının ve mutlak dünya hâkimiyetinin, Küresel Siyonist Sermaye tarafından kuzu postuna bürünmüş kurt misali, Çin Türkiye İran ve Rusya ya karşı, orta ve uzun vadede kesinlikle sağlanması amacına yöneliktir.Bunun aksini iddia edenler ve AKP kadroları kesinlikle Küresel Siyonist Sermayenin işbirlikçileridirler.
 
Türk milletine ve İslam dünyasına yepyeni bir İslami diriliş, Kuran-ı Kerim, Mirac ve Kurban mucizeleri sayesinde dostu ile düşmanını kesin ayırt edebilmesine imkân verecek iman nimetinden başka bir kurtuluş yolu gözükmemektedir.
 
 
Prof. Dr. Mehmet Erdas

 

 SAP THY Projesi Kapalı kapılar ardında menfaat ortaklıkları konuşularak doğru dürüst bir şartnamae hazırlanmadan verilmedi mi? THY Genel Müdürü Türk Kamuoyuna Proje hedeflerini ve maliyetini şartname hükümlerini açıklamak zorundadır.

 

 

THY SAP projesi yapıyor ve rüşvetle Türkiye SAP bu projeyi aldı. Müteaddit kereler ikaz yazıları yazarak şartnamede risk minimizasyonu yapılmasını ve yazılım  menülerinin ve bug larının  mutlaka tek tek kontrol edilmesini, aksi halde THY nin Global SAP ve SAP  Türkiye’ ye gereksiz yere milyonlarca Euro lisans ve verziyon dönüşüm  parasını gereksiz yere ödeyeceğini ve rekabet kabiliyetini kaybedeceğini yazdım. Uyarılarım hiç dikkate alınmadı ve olumlu olumsuz hiç bir cevap bile verilmedi. SAP Türkiye Müdürü Cem Yeker görevden alınacaktı ama bu tam bu sırada THY Projesi imdadına yetişti ve THY sayesinde görevinde kalmayı başardı. Cem yeker SAP Türkiye Genel Müdürlüğünü de binbir entrikalarla ele geçirmişti. İlk SAP Türkiye Müdürü ve uzmanları şahittir.
Hemen Sonra THY Yönetim Kurulu Başkanı Candan Ertekin görevinden kendi isteğiyle ayrıldı.
Hem THY Genel Müdürüne, hem THY SAP Projesini yürüten Adnan Metin ve THY Genel Müdürüne bu Proje hakkında ilettiğim çok önemli bilgiler dikkate alınmadı.
THY nin Web sitesinden hala doğru dürüst reservasyon yapılamıyor örneğin Berlin Schönefeld İstanbul uçuşları hiç yok sistemde?
SAP firması,  bir Afrika ülkesinde dahi olamayacak şekilde, yarı Almanca, yarı İngilizce, yarı Türkçe menü lerle Türkiye den milyonlarca Euro lisans parasını hiçbir masraf yapmadan Türkiye den dışarıya transfer edebiliyor.Bu konuda ilk Türkçe kitabı yazmama ve SAP CEO su Leo Apotheker in doğrudan destek sözüne rağmen SAP Türkiye mafyası kitabıma sponsor olmadı ve bana olmadık güçlükler çıkarttı bu konuda piyasaya bilgi verip aydınlatmamam gençlere yardımcı olmamam için. Pasta çok büyük ve ÜLKER grubuyla anlaşmışlar SAP Eğitimi ve Danışmanlık hizmetleri sektörü ne başka kimseyi sokmamak istiyorlar!
Konusundaki ilk Türkçe Kitabıma kimse sponsor olamadı; İstanbulda ki bürom da üst kattan musluk açık bırakılarak  su bastırıldı ve 550 adet SAP kitabım suda çürüdü. Burada kasıt olduğunu düşünüyorum zira tüm Apartmanı su basmasına rağmen ve Internetten/Google dan  kolayca ulaşılabilmeme rağmen kimse bana haber vermedi. Berlin de evim soyuldu. Bu kadar kısa süre de bu kadar çok talihsiz olayın tesadüf olamayacağını düşünüyorum.
Gerek TELEKOM Özelleştirmesi, gerekse SAP konusunda Recep Tayyip Erdoğan başta Ulaştırma Bakanı ve tüm yetkililere gerekli bilgileri ve kitabımı ulaştırdığım halde, Fethullah Gülen medyasında dahi SAP ile ilgili mülakat yapılmasına ve Avrupa da ve dünya da  tanınmama rağmen THY Genel Müdürlüğü ve SAP Türkiye mafyası benim Türkiye de SAP Danışmanlığı yapmamı engellediler.
Özelleştirme yapılınca, tüketicinin de sunucu yu alternatifler arasından seçebilmesi gerekir. Türk Elektrik ve Telekom sektöründe aboneler aynı sunucuya bağlı kalmak zorunda. Böyle özelleştirme dünya da nerede var? Afrika da bile yok! Araplarda bile yok!
ELEKTRİK sektöründe tüm özelleştirmelere rağmen ENERJISA bana İngiliz Head Hunter lar üzerinden ulaştı ve kendilerine tavsiyelerde bulundum; ancak Türkiye gerek Enerji gerek Telekopm ve Hava Ulaşımı sektöründe büyük teknolojik yanlışlıklar içindedir. Elektrik tüketen ve Telefon kullanan Müşterilere hiçbir rekabet avantajı sağlamayan ve büyük rüşvetlerle dönen özelleştirmeler, iç piyasaları tekelleştirerek Türkiye yi dünyanın en pahalı elektrik telefon ve enerji fiyatlarını ödeyen enayi  halk ve enayi ülke konumuna düşürmektedir.
Bu konudaki makalelerimi de ekliyorum

 

 


 The relationship between defense industry, IT- information technology, business intelligence, energy, microwave telecommunication technologies, project management, banking and finance
SAVUNMA SANAYİİ, ENERJİ- TELEKOM, BİLİŞİM, İŞ ZEKASI  TEKNOLOJİLERİ İLE BANKACILIK VE  FİNANS SİSTEMİNİN İLİŞKİSİ
Prof.Dr.Mehmet Erdaş,   31.08.2010
Ekonominin teknoloji üretim kabiliyeti, sermaye birikimine, işgücü başına yatırım tutarına, işgücünün zaman idrakine ve toplumun zaman ölçme hassasiyetine, eğitim ve disiplinli yaşamına dayanır.

İsrail Orta Doğu da, en modern bilişim ve enerji teknolojilerini en küçük alanda üretmektedir. Neden? ABD deki Yahudi Lobisi İsrail deki AR-GE harcamalarını faizsiz finanse etmektedir, eğitim oranı ve disiplin, zaman idraki yüksektir.Nedir savunma sanayii, telekom, bilişim ve enerji teknolojileri üretiminin başlangıcı ve altyapısı; finans ve bankacılık sistemi ile ilişkisi?
Bilgi, know-how ve sermaye birikimidir; bir kişilik istihdam yaratmak için gerekli sermaye miktarındaki artıştır, enerji tüketimidir.
Temel bilimler araştırmalarının sonuçlarını yeni ürünlere dönüştürmek için finans üretim ve satış üçgeninin kurulması ve işletilmesi gerekmektedir. Bu üçgen mercedes yıldızı demektir. Önce ürün araştırma geliştirmesi, prototip ve seri imalatı için finansman, parasal kaynak gereklidir. Bu finansmanın da en kısa sürede geri kazanımı için bir an önce kaliteli üretim ve beklenen satışların gerçekleştirilerek faiz yükünden kurtulmak gerekir. Dünyanın en mükemmel teknolojilerini üreten firmaları dahi en çok %20 oranında özkaynak %80 oranında kredi kullanır, yani faizle borçlanır.Kimse yüzde yüz kendi parasıyla üretim ve yatırım yapmaz.Aksi halde yüksek vergi öder ve sermaye kaybına uğrar.
Burada Bankaların ve finans sisteminin faiz hadlerinin, enerji ve haberleşme giderleri ile vergilerin ekonomide üretilen her türlü ürün ve hizmetin fiyatının ve rekabet kabiliyetinin belirlenmesinde anahtar rolü vardır. Uluslararası piyasalar da sermaye hareketleri, para ve nakit akımları faiz oranları(Spread+Libor) na göre yönlendirilir. Spread piyasalarda politik risk ve belirsizliği ölçer. Libor ise Londra da Bankalar arasındaki para alışverişlerinde geçerli faiz oranıdır.
Türkiye de ithal ikamesi ile sanayileşme politikası uygulandığından, yurt dışına çok yüksek oranlarda lisans ücretleri ödenerek, ikinci üçüncü kuşak eski  know how satın alınmaktadır. Yüksek AR-GE yatırımları ile yeni know-how ve yeni ürün prototipleri geliştirilirse eski know-how lar Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere ihraç edilir. Enerji telekom ve bilişim sektörlerinde ilk yeni ürün geliştirme yatırımı muhakkak askeri amaçlarla yapılır. Knoe –how ın yayılması, yazılım şifrelemesi ile önce engellenir sonra o askeri teknolojinin sivil amaçlarla kullanılmasına müsaade edilir. DARPA da geliştirilen Internet teknolojisi başta olmak üzere tüm nükleer enerji, IT teknolojileri , yüksek hızlı haberleşme ve uydu teknolojileri önce askeri amaçlarla üretildiler. Sonra sivil kullanıma açılarak ticari hale dönüştürüldü.
Türkiye de ITT sistem 12 Santralleri çok yüksek hafıza kapasiteli özel VLSI teknolojisi chipleri, Rusların ve doğu Bloku ülkelerinin eline geçmesin diye hafıza kapasiteleri küçültülerek ticarileştirildi ve sonra Türkiye ye TELETAŞ a çok düşük hafıza kapasiteli chipler kullanılarak geri teknoloji lisansı satıldı. Büyük firmalar ve gelişmiş ülkeler arasında cereyan eden teknoloji casusluğu günümüzün en önemli ve masraflı örtülü gizli askeri üstünlük faaliyetidir. Kodlama ve şifreleme teknolojilerine milyarlarca dolar harcanmaktadır.
Ürünlerin enerji muhtevasının yüksekliği ile çevre kirliliği doğru orantılı olduğundan, özellikle Avrupa sermayesi tüm tekstil, çelik ve çimento sanayii know-how ını komşu ülkelere veya Çin e sattı. Üretim hatlarında kullanılan bilişim ve haberleşme teknolojileri, yazılımlar sayesinde otomasyon sağlanarak kalite ve verimlilik artışı sağlanmaktadır. Faiz, vergi ve tüketici bilincindeki farkındalık artışı da eklenince, az gelişmiş, sermaye birikimi yetersiz ülkelerin, zengin ve sermaye birikimini sağlamış ülkelerle serbest rekabet etme şansı kalmamaktadır. Koruma ve teşvik tedbirleri de iyice piyasa otomatizmasını bozmakta ve kıt kaynakların verimli kullanılmasını önlemektedir.
Sonuç olarak kısa bir örnek verelim. Türkiye tekstil sektörüne para kullandırırken, Dünya Bankası 1980 lerde Kredi paketine koyduğu ve Türk Hazinesinin de kabul ettiği önşart şuydu; kişi başına sermaye yoğunluğu 20.000 US dolarını geçmeyecekti,Halbuki aynı yıllarda Avrupa da ve Amerikada, Uzak Doğu da Japonya da Tekstil sektöründe kişi başına sermaye yoğunluğu 100.000 Euro mertebesindeydi. Bu demektirki Türk tekstil sektörü beş kat daha geri, verimliliği ve rekabet şansı az olan, az sermaye yoğun teknolojisi geri tekstil makinalarına yatırım yaparsa, Dünya Bankası döviz kredisini yabancı kaynak olarak kullanabiliyordu. Aksi halde kredi alamıyordu. Türk hükümeti Maliyesi ve Hazinesi de, Sanayicisi de bile bile lades diyordu. Sonuç:  2010 da 80 Milyar Dolarlık tekstil Makinası Türkiye de hurda haline gelmiştir ve Bankalar artık Teskstil sektörüne kesinlikle kredi, yabancı kaynak kullandırmamaktadır.
Bir kişilik istihdam yaratmak için sektörlere göre değişen asgari yatırım tutarlarının, teknoloji izleme ve değerlendirme kritrlerinin, önceliklerinin, asgari yatırım tutarlarının, iç ve dış finansman, yatırım ve işletme sermayesi belirlenirken özkaynak/yabancı kaynak oran ve ihtiyaçlarının, sermayenin geri dönüş ve dolaşım hızına göre karlılık, sosyal maliyet ve geri ödeme sürelerinin fert-firma-sektörel-bölgesel-ulusal – bölgesel ve küresel ölçeklerde hesaplanarak belirlenmesi gerekmektedir.
Türkiye sadece pazarını yabancılara, gümrük birliği anlaşmasıyla  neredeyse bedavaya satarak, orta ve uzun vadeli yatırım sermayesi değil, ancak kısa vadeli sıcak para çekebilmektedir. Bunun sonucunda da işsizlik ve ithalat hızla artmakta, ancak fabrikalar kapanmakta üretim azalmaktadır. Fiziksel büyüme, enerji santralleri yatırımları yapılamamaktadır. Türkiye de yapılan özelleştirmelerin asıl maksadı, sermayenin Türklerin elinden yabancıların eline geçmesidir. Nitekim tüm Bankalar ve önemli enerji üretim ve haberleşme tesisleri yok pahasına yabancılara satılmıştır.
Din iman palavraları ile türetilen başörtülü sakallı yeni zenginler sınıfının tüketim eğilimi yüksektir. Tam da yabancı sermayenin istediği aşırı tüketim ve yabancı sermaye kontrollü piyasa yapısı, aynen eski İngiliz sömürgelerindeki ekonomik yapı hakim kılınmaktadır. Türkçe yerine İngilizce isim ve kavramlar hakim olmaktadır. İthalat hızla artmaktadır. Toplumun savunma refleksleri kırılmış, ülke tam bir kaos ve bölünme ortamına AKP damgasıyla hazırlanmıştır. Türkiye de uygulanan ekonomik model, siyasal ve toplumsal hızlı dönüşüm, askeri ihtilaller süreci, tamamen sermaye birikiminin ve yabancı sermaye politikalarının irdelenmesiyle borç yönetimi ve kalkınmanın finansmanıyla anlaşılabilir.Popülist yaklaşımlarla kutuplaştırılan geniş cahil halk kitlelerinden, düzmece milliyetçilik, düzmece tarih ve din istismarı ile gerçek kapitalist sömürü mekanizmaları gizlenmektedir. Ordu da bu maksatla kullanılmıştır. YAZIKLAR OLSUN TÜRK İŞ ADAMINA MEDYASINA VE İNSANINA Kİ TÜM BU VURGUNLARA SESSİZ KALIYOR!BAŞKA BİR ÜLKEDE BU YANLIŞ İŞLERİ YAPAN ORTAÇAĞ KARANLIĞINA ÜLKEYİ DÖNDÜRMEYE ÇALIŞAN İKTİDAR ÇOKTAN DÜŞERDİ! FRANSA DA AYAKLANAN HALK SADECE EMEKLİLİK YAŞI İKİ YIL GERİYE ÇEKİLDİĞİ İÇİN BU TEPKİYİ GÖSTERDİ! BİZİM İÇİN VATAN BU KADAR MI BEDAVAYA SADECE GAZETE OLUR MUŞ?


Prof. Dr. Mehmet Erdas

00491789035440

00493089636518

www.mehmeterdassapbidanismani.com

http://www.mehmeterdassapbidanismani.com/default.asp?wx=xp1&anx=453&k=FİNANS-KRİZİ-KOMPLEKS-DENGELER

www.habervatan.com

https://councils.glgroup.com/Profile/Summary.aspx#BiographyAnchor

Engineering Design & Services Outsourcing

Certified SAP ORACLE BI Consultant
,

 

THY ve SAP Mafyası; Tüketiciyi yüksek fiyat ödemeye mahkum eden büyük rüşvetlerle yapılan ENERJİ TELEKOM THY ÖZELLEŞTİRMELERİ, ÜLKER GRUBU VE SAP TÜRKİYE Projeleri
 
 
THY SAP projesi yapıyor ve rüşvetle Türkiye SAP bu projeyi aldı. Müteaddit kereler ikaz yazıları yazarak şartnamede risk minimizasyonu yapılmasını ve yazılım  menülerinin ve bug larının  mutlaka tek tek kontrol edilmesini, aksi halde THY nin Global SAP ve SAP  Türkiye’ ye gereksiz yere milyonlarca Euro lisans ve verziyon dönüşüm  parasını gereksiz yere ödeyeceğini ve rekabet kabiliyetini kaybedeceğini yazdım. Uyarılarım hiç dikkate alınmadı ve olumlu olumsuz hiç bir cevap bile verilmedi. SAP Türkiye Müdürü Cem Yeker görevden alınacaktı ama bu tam bu sırada THY Projesi imdadına yetişti ve THY sayesinde görevinde kalmayı başardı. Cem yeker SAP Türkiye Genel Müdürlüğünü de binbir entrikalarla ele geçirmişti. İlk SAP Türkiye Müdürü ve uzmanları şahittir.
Hemen Sonra THY Yönetim Kurulu Başkanı Candan Ertekin görevinden kendi isteğiyle ayrıldı.
Hem THY Genel Müdürüne, hem THY SAP Projesini yürüten Adnan Metin ve THY Genel Müdürüne bu Proje hakkında ilettiğim çok önemli bilgiler dikkate alınmadı.
THY nin Web sitesinden hala doğru dürüst reservasyon yapılamıyor örneğin Berlin Schönefeld İstanbul uçuşları hiç yok sistemde?
SAP firması,  bir Afrika ülkesinde dahi olamayacak şekilde, yarı Almanca, yarı İngilizce, yarı Türkçe menü lerle Türkiye den milyonlarca Euro lisans parasını hiçbir masraf yapmadan Türkiye den dışarıya transfer edebiliyor.Bu konuda ilk Türkçe kitabı yazmama ve SAP CEO su Leo Apotheker in doğrudan destek sözüne rağmen SAP Türkiye mafyası kitabıma sponsor olmadı ve bana olmadık güçlükler çıkarttı bu konuda piyasaya bilgi verip aydınlatmamam gençlere yardımcı olmamam için. Pasta çok büyük ve ÜLKER grubuyla anlaşmışlar SAP Eğitimi ve Danışmanlık hizmetleri sektörü ne başka kimseyi sokmamak istiyorlar!
Konusundaki ilk Türkçe Kitabıma kimse sponsor olamadı; İstanbulda ki bürom da üst kattan musluk açık bırakılarak  su bastırıldı ve 550 adet SAP kitabım suda çürüdü. Burada kasıt olduğunu düşünüyorum zira tüm Apartmanı su basmasına rağmen ve Internetten/Google dan  kolayca ulaşılabilmeme rağmen kimse bana haber vermedi. Berlin de evim soyuldu. Bu kadar kısa süre de bu kadar çok talihsiz olayın tesadüf olamayacağını düşünüyorum.
Gerek TELEKOM Özelleştirmesi, gerekse SAP konusunda Recep Tayyip Erdoğan başta Ulaştırma Bakanı ve tüm yetkililere gerekli bilgileri ve kitabımı ulaştırdığım halde, Fethullah Gülen medyasında dahi SAP ile ilgili mülakat yapılmasına ve Avrupa da ve dünya da  tanınmama rağmen THY Genel Müdürlüğü ve SAP Türkiye mafyası benim Türkiye de SAP Danışmanlığı yapmamı engellediler.
Özelleştirme yapılınca, tüketicinin de sunucu yu alternatifler arasından seçebilmesi gerekir. Türk Elektrik ve Telekom sektöründe aboneler aynı sunucuya bağlı kalmak zorunda. Böyle özelleştirme dünya da nerede var? Afrika da bile yok! Araplarda bile yok!
 
THY ve SAP Mafyası; Tüketiciyi yüksek fiyat ödemeye mahkum eden büyük rüşvetlerle yapılan ENERJİ TELEKOM THY ÖZELLEŞTİRMELERİ, ÜLKER GRUBU VE SAP TÜRKİYE Projeleri

ELEKTRİK sektöründe tüm özelleştirmelere rağmen ENERJISA bana İngiliz Head Hunter lar üzerinden ulaştı ve kendilerine tavsiyelerde bulundum; ancak Türkiye gerek Enerji gerek Telekopm ve Hava Ulaşımı sektöründe büyük teknolojik yanlışlıklar içindedir. Elektrik tüketen ve Telefon kullanan Müşterilere hiçbir rekabet avantajı sağlamayan ve büyük rüşvetlerle dönen özelleştirmeler, iç piyasaları tekelleştirerek Türkiye yi dünyanın en pahalı elektrik telefon ve enerji fiyatlarını ödeyen enayi  halk ve enayi ülke konumuna düşürmektedir.
Bu konudaki makalelerimi de ekliyorum
 The relationship between defense industry, IT- information technology, business intelligence, energy, microwave telecommunication technologies, project management, banking and finance
SAVUNMA SANAYİİ, ENERJİ- TELEKOM, BİLİŞİM, İŞ ZEKASI  TEKNOLOJİLERİ İLE BANKACILIK VE  FİNANS SİSTEMİNİN İLİŞKİSİ
Prof.Dr.Mehmet Erdaş,   31.08.2010
Ekonominin teknoloji üretim kabiliyeti, sermaye birikimine, işgücü başına yatırım tutarına, işgücünün zaman idrakine ve toplumun zaman ölçme hassasiyetine, eğitim ve disiplinli yaşamına dayanır.
İsrail Orta Doğu da, en modern bilişim ve enerji teknolojilerini en küçük alanda üretmektedir. Neden? ABD deki Yahudi Lobisi İsrail deki AR-GE harcamalarını faizsiz finanse etmektedir, eğitim oranı ve disiplin, zaman idraki yüksektir.Nedir savunma sanayii, telekom, bilişim ve enerji teknolojileri üretiminin başlangıcı ve altyapısı; finans ve bankacılık sistemi ile ilişkisi?
Bilgi, know-how ve sermaye birikimidir; bir kişilik istihdam yaratmak için gerekli sermaye miktarındaki artıştır, enerji tüketimidir.
Temel bilimler araştırmalarının sonuçlarını yeni ürünlere dönüştürmek için finans üretim ve satış üçgeninin kurulması ve işletilmesi gerekmektedir. Bu üçgen mercedes yıldızı demektir. Önce ürün araştırma geliştirmesi, prototip ve seri imalatı için finansman, parasal kaynak gereklidir. Bu finansmanın da en kısa sürede geri kazanımı için bir an önce kaliteli üretim ve beklenen satışların gerçekleştirilerek faiz yükünden kurtulmak gerekir. Dünyanın en mükemmel teknolojilerini üreten firmaları dahi en çok %20 oranında özkaynak %80 oranında kredi kullanır, yani faizle borçlanır.Kimse yüzde yüz kendi parasıyla üretim ve yatırım yapmaz.Aksi halde yüksek vergi öder ve sermaye kaybına uğrar.
Burada Bankaların ve finans sisteminin faiz hadlerinin, enerji ve haberleşme giderleri ile vergilerin ekonomide üretilen her türlü ürün ve hizmetin fiyatının ve rekabet kabiliyetinin belirlenmesinde anahtar rolü vardır. Uluslararası piyasalar da sermaye hareketleri, para ve nakit akımları faiz oranları(Spread+Libor) na göre yönlendirilir. Spread piyasalarda politik risk ve belirsizliği ölçer. Libor ise Londra da Bankalar arasındaki para alışverişlerinde geçerli faiz oranıdır.
Türkiye de ithal ikamesi ile sanayileşme politikası uygulandığından, yurt dışına çok yüksek oranlarda lisans ücretleri ödenerek, ikinci üçüncü kuşak eski  know how satın alınmaktadır. Yüksek AR-GE yatırımları ile yeni know-how ve yeni ürün prototipleri geliştirilirse eski know-how lar Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere ihraç edilir. Enerji telekom ve bilişim sektörlerinde ilk yeni ürün geliştirme yatırımı muhakkak askeri amaçlarla yapılır. Knoe –how ın yayılması, yazılım şifrelemesi ile önce engellenir sonra o askeri teknolojinin sivil amaçlarla kullanılmasına müsaade edilir. DARPA da geliştirilen Internet teknolojisi başta olmak üzere tüm nükleer enerji, IT teknolojileri , yüksek hızlı haberleşme ve uydu teknolojileri önce askeri amaçlarla üretildiler. Sonra sivil kullanıma açılarak ticari hale dönüştürüldü.
Türkiye de ITT sistem 12 Santralleri çok yüksek hafıza kapasiteli özel VLSI teknolojisi chipleri, Rusların ve doğu Bloku ülkelerinin eline geçmesin diye hafıza kapasiteleri küçültülerek ticarileştirildi ve sonra Türkiye ye TELETAŞ a çok düşük hafıza kapasiteli chipler kullanılarak geri teknoloji lisansı satıldı. Büyük firmalar ve gelişmiş ülkeler arasında cereyan eden teknoloji casusluğu günümüzün en önemli ve masraflı örtülü gizli askeri üstünlük faaliyetidir. Kodlama ve şifreleme teknolojilerine milyarlarca dolar harcanmaktadır.
Ürünlerin enerji muhtevasının yüksekliği ile çevre kirliliği doğru orantılı olduğundan, özellikle Avrupa sermayesi tüm tekstil, çelik ve çimento sanayii know-how ını komşu ülkelere veya Çin e sattı. Üretim hatlarında kullanılan bilişim ve haberleşme teknolojileri, yazılımlar sayesinde otomasyon sağlanarak kalite ve verimlilik artışı sağlanmaktadır. Faiz, vergi ve tüketici bilincindeki farkındalık artışı da eklenince, az gelişmiş, sermaye birikimi yetersiz ülkelerin, zengin ve sermaye birikimini sağlamış ülkelerle serbest rekabet etme şansı kalmamaktadır. Koruma ve teşvik tedbirleri de iyice piyasa otomatizmasını bozmakta ve kıt kaynakların verimli kullanılmasını önlemektedir.
Sonuç olarak kısa bir örnek verelim. Türkiye tekstil sektörüne para kullandırırken, Dünya Bankası 1980 lerde Kredi paketine koyduğu ve Türk Hazinesinin de kabul ettiği önşart şuydu; kişi başına sermaye yoğunluğu 20.000 US dolarını geçmeyecekti,Halbuki aynı yıllarda Avrupa da ve Amerikada, Uzak Doğu da Japonya da Tekstil sektöründe kişi başına sermaye yoğunluğu 100.000 Euro mertebesindeydi. Bu demektirki Türk tekstil sektörü beş kat daha geri, verimliliği ve rekabet şansı az olan, az sermaye yoğun teknolojisi geri tekstil makinalarına yatırım yaparsa, Dünya Bankası döviz kredisini yabancı kaynak olarak kullanabiliyordu. Aksi halde kredi alamıyordu. Türk hükümeti Maliyesi ve Hazinesi de, Sanayicisi de bile bile lades diyordu. Sonuç:  2010 da 80 Milyar Dolarlık tekstil Makinası Türkiye de hurda haline gelmiştir ve Bankalar artık Teskstil sektörüne kesinlikle kredi, yabancı kaynak kullandırmamaktadır.
Bir kişilik istihdam yaratmak için sektörlere göre değişen asgari yatırım tutarlarının, teknoloji izleme ve değerlendirme kritrlerinin, önceliklerinin, asgari yatırım tutarlarının, iç ve dış finansman, yatırım ve işletme sermayesi belirlenirken özkaynak/yabancı kaynak oran ve ihtiyaçlarının, sermayenin geri dönüş ve dolaşım hızına göre karlılık, sosyal maliyet ve geri ödeme sürelerinin fert-firma-sektörel-bölgesel-ulusal – bölgesel ve küresel ölçeklerde hesaplanarak belirlenmesi gerekmektedir.
Türkiye sadece pazarını yabancılara, gümrük birliği anlaşmasıyla  neredeyse bedavaya satarak, orta ve uzun vadeli yatırım sermayesi değil, ancak kısa vadeli sıcak para çekebilmektedir. Bunun sonucunda da işsizlik ve ithalat hızla artmakta, ancak fabrikalar kapanmakta üretim azalmaktadır. Fiziksel büyüme, enerji santralleri yatırımları yapılamamaktadır. Türkiye de yapılan özelleştirmelerin asıl maksadı, sermayenin Türklerin elinden yabancıların eline geçmesidir. Nitekim tüm Bankalar ve önemli enerji üretim ve haberleşme tesisleri yok pahasına yabancılara satılmıştır.
Din iman palavraları ile türetilen başörtülü sakallı yeni zenginler sınıfının tüketim eğilimi yüksektir. Tam da yabancı sermayenin istediği aşırı tüketim ve yabancı sermaye kontrollü piyasa yapısı, aynen eski İngiliz sömürgelerindeki ekonomik yapı hakim kılınmaktadır. Türkçe yerine İngilizce isim ve kavramlar hakim olmaktadır. İthalat hızla artmaktadır. Toplumun savunma refleksleri kırılmış, ülke tam bir kaos ve bölünme ortamına AKP damgasıyla hazırlanmıştır. Türkiye de uygulanan ekonomik model, siyasal ve toplumsal hızlı dönüşüm, askeri ihtilaller süreci, tamamen sermaye birikiminin ve yabancı sermaye politikalarının irdelenmesiyle borç yönetimi ve kalkınmanın finansmanıyla anlaşılabilir.Popülist yaklaşımlarla kutuplaştırılan geniş cahil halk kitlelerinden, düzmece milliyetçilik, düzmece tarih ve din istismarı ile gerçek kapitalist sömürü mekanizmaları gizlenmektedir. Ordu da bu maksatla kullanılmıştır.
 
SAP Almanya ile mahkemelik oldum bu yüzden! Ülkem soyulmasın, soydurulmasın diye!Bu yüzden  Domain lerime bedava el koymak, gasp etmek istiyorlar Mannheim daki  Mahkeme yi de elde ettiler. Avukatım RA Prof.Dr.Haase bu haksız ve hukuksuz  tutumuna, avukat ve tebligat hilelerine  karşı yeniden dava açtı. Ya da  normal usulüyle yeniden tebliğini istedi. WIPO Uluslar arası Domain kurulun da durum müzakere edilecek.
Duruşmaya gittiğim halde gelmemiş muamelesi yapıp Versaeumnisurteil çıkarttılar Halbuki sap adını kullanan binlerce domain var piyasada!
SAP Türkiye nin yetersizliği SAP konusunda hiçbir ciddi Türkçe yayını olmamasından da anlaşılmıyor mu?
Kitabımı alıp okursanız Türk piyasası ile ilgili orada da değerlendirmelerim var. Bu yüzden SAP Türkiye kitabımın satışına destek vermeyerek ve bu konuda uluslar arası tecrübe ve bilgi birikimine sahip SAP sertifikalı profesyonel bir danışman olmama rağmen, SAP Türkiye ve THY tüm yazışmalarımı yanıtsız bıraktı ve beni açıkçası boşuna davetlerle iki yıl oyaladı
SAP CEO su Leo Apotheker in desteği ile güzel bir başlangıç yaptık ve SAP ERP konusunda ilk kapsamlı Türkçe kitabı yazdım ve Türk gençliğine ve SAP Türkiyepiyasasına sundum.
SAP Türkiye nin yürüttüğü projelerin başarısını ve SAP Türkiye elemanlarının seviyesini tecrübesini başarısını bir sorgulayalım
THY SAP Projesi konusunda son derece suskun ve yanıt vermiyor en azından Projenin şartnamesine bir bakınız!
THY nin Proje için ödediği astronomik rakamlara bir bakınız ve zamanlamasına bir bakınız! SAP Danışmanlarına ödenen saat ücretlerini sorunuz ve dünya ile karşılaştırınız!
THY eski Yönetim Kurulu CANDAN ERTEKİN neden Yönetim Kurulu Başkanlığından kendi isteği ile aniden ayrıldı dersiniz?
Adnan Metin ile görüşün karşılıklı bir açık oturuma çıkalım.
Bu kadar büyük bir proje Türk Bilişim toplumuna neden bu kadar kapalı ?
Rüşvetin belgesi olmaz delilleri olur o da yapılan sözleşme ve şartname ile ödemelerdir. Bunları elde edip dünya daki fiyatlarla ve şartlarla karşılaştırmamız gerekir.
SAP Proje Uygulaması Organizasyon yapısında mali şeffaflık (cost-profit center accounting) ve role-based disiplin ister! THY önce bu değişiklikleri yapmadan pat diye bu ihaleyi SAP ye verdi.
Başka ERP mi yoktu? Hiçbir karşılaştırma yapılmadı. SAP nin kendi IT altyapısı da ERP ye uyarlanabilirdi ve çok daha ucuza ve güvenilir yapılabilirdi.
SAP den çok pahalı alınan ek lüzumsuz yazılım lisanslarını almaya ne gerek vardı? Neyi iyileştirecekler?
SAP Türkiye nin MEDYASOFT la başlayan macerası  THY SAP Türkiye Projesiyle son mu bulacak dersiniz?
 
SIEMENS 3M IBM SAP… hepsi Türkiye de milyonlarca dolar rüşvet dağıtarak ihale alıyorlar. Her İBB Başkanı da 20 Milyar dolarlık bütçesinin personel giderleri düşüldüğünde kalan 14 Milyar Dolarlık ihale bedellerinin %10 una ortak değil mi? Dalan zamanında İSTEK VAKFI olan %10 hesabının adı, Tayyip Erdoğan zamanında FİZİKSEL ENGELLİLER VAKFI olmadı mı?

 

Sayın Kaya,
 
Öncelikle kim olduğunuzu ve ne maksatla bana bu soruları sorduğunuzu da bilmek isterdim.
Bahçeşehir Üniv. de Endüstri Mühendisliği Bölümünde Doç. Dr. Erhan Bayraktar da ERP ve SAP konusuyla ilgilenmektedir. Onun görüşlerine de başvurabilirsiniz.
 
SAP çok pahalı bir sistem ve başarılı uygulanmazsa faydadan çok zarar da getirebilir. Önce ihtiyaç tesbitinin ve data modelinin doğru yapılması lazım. Aksi halde işe yaramayan milyonlarca veriyi oradan oraya
Aktarırsınız ama iş zekası verimi elde edemez, yanlış verilerle doğrukararlar alamazsınız:
 
1-    SAP gibi uluslar arası bir fimanın hala Türkiye Pazarına hiçbir alt yapı yatırımı yapmaması, SAP menülerinin yarı Türkçe yarı Almanca yarı İngilizce olması çok büyük bir ayıptır ve kargaşaya semantik yanlışlara neden olur. Arap alfabesine Afrika ülkelerine dahi uyarlanan SAP Menüleri neden Türkçe ye tam olarak uyarlanmıyor?
2-    İlk SAP ERP kitabını yazarken en büyük zorluk Türkçe kavram karşılıklarını bulmak ve üretmekti.  Hala SAP Türkiye bir SAP Terimleri Türkçe sözlüğü çalışması yapmadı ama Milyonlarca Euroluk yazılım ve lisans parasını Almanya ya transfer ediyor!
3-    Belgesel veri işin şartnamesi, doğru ihtiyaç tesbiti,  projenin  hedefi ve sağlanacak verimlilik artışı ve kaynak verimliliğine karşılık makul bir fiyatın ödenip ödenmediğidir.SAP genellikle lüzümundan fazla yazılım lisans parası almaktadır. Bu konuda Proje ilgilelerine Candan Ertekin e ve THY Genel Müdürüne yazdım hiç cevap vermediler,
 
Koyun işin şartnamesini proje hedeflerini ve temrin planını web sitenize ve şeffaf olun hesap verebilir olun ki büyük yanlışlar yapmadan düzeltilebilsin.
 
4-    Kitabımı SAP CEO sunun destek vadiyle 9 ay gece gündüz çalışarak hazırladım ve SAP Projelerinin nasıl doğru uygulanabileneceğini, SAP öğrenmek için gerekli tüm literatürü ve web adreslerimni içeren bir Proje Yöneticisi el kitabı mahiyetindedir. SAP Türkiye nin destek olacağı ve kitabıma sponsor olacağı bana kitabı yazmadan önce söz verildi (Leo Apotheker tarafından) SAP Türkiye beni birkaç kez davet etti ama hiçbir şey yapmadı. Ve sadece 50 Adet kitabımdan alıp kendisi sattı. Halbuki benim yazdığınm kitabın SAP Türkiye tarafından yazılması veya yazdırılması sponsor olunması gerekirdi.
5-    Eğitim ve Sertifika işlerini dahi o kadar kapalı tutuyorlar ki kaliteli bilgili konuya vakıf profesyonel SAP Danışmanları yetişemiyor ve eğitilemiyor. Türkiye dışarıdan çok yüksek ücretlerle getirilen SAP Danışmanlarına çok büyük paralar ödemek zorunda kalıyor!
6-    SAP Türkiye nin başında bulunan Cem Yeker bu işi ahbap çavuş ilişkisiyle götütüyor; Profesyonel bir Yönetim ve ekip kurmuyorlar!
7-    Elimde ihale şartnamesi ve sözleşme yok ulaşmaya elde etmeye çalışıyorum ama kapalı kutu kimse bilgi vermiyor. MEDYASOFT ve BİLGEADAM Bilgisayar kursları SAP Sertifika eğitimi veriyorlar sözde ama içerik Almanya da verilen eğitimlerle aynı profesyonellik ve kalitede değil!
8-    SAP Türkiye Projesi için hem SAP Türkiye ye hem de THY üst kademesine müracaat ettim ama olumlu veya olumsuz hiçbir yanıt vermediler. Tekelci bir piyasa yapısı içinde özel menfaat şebekeleri kurarak Türk gençliğine gerekli eğitim verilmiyor. Hergün gençlerden Mail alıyorum nasıl SAP öğrenebileceklerini soruyorlar!
9-    İhale şartnamesini ihtiyaç analizini ve SAP Türkiye ile yapılan teslim sözleşmesini projenin bugün ne durumda olduğunu kamuoyuna açıklamak zorundalar! THY ne kadar özel şirket statüsünde olsa da hizmet kalitesi ve yolcu uçuş güvenliği herkesi yakından ilgilendirmektedir.
10-                     SAP THY Projesi bir pilot eğitim projesi ile birlikte Türk gençliğine dünya standartlarında SAP öğrenme imkanları sunabilmelidir.
11-                     Hintliler İngiltere de ve Amerika da SAP Danışmanlığı piyasasına hakim oldular ve her yıl milyonlarca Pound ve Dolar Döviz gönderiyorlar Hindistan a! Türkiye ne zaman uyanacak ve Türk gençlerine işe yaramaz Üniversite diplomalarıyla oyalamak yerine yeni yazılım teknolojilerini ve dünya piyasalarına açılabilecekleri hünerleri öğretecek?
 
Toplumsal sorumluluk bilinciyle çok önemli bir konuyu Başörtüsü  yerine gündeme taşımaya çalışıyorum.

SAP adını kullanan binlerce Danışman sitesi ve SAP destek firması varken, durup dururken benimle uğraşmaya başladı ve benim domain haklarımı aradan üç yıl geçtikten sonra ve CEO su değişince Mahkemeye verdi. Mahkeme taraf tuttu, kararı bana  tebliğ etmeden azlettiğim Avukata tebliğ etti oda bana haber vermediği sabit olduğu halde Hukuken tebliğ edilmiş saydı ve eğitim amaçlı Domain haklarımı kanunsuz olarak gasp ettiler.
 
STUXNET Virüsü ve NATO Güvenlik Stratejisi hakkında yazdığım yazı Türkçe olduğu halde İngilizceye çevrilerek world news sitesinde yayınlandı.

 

 

 

 

 

9 sonuç (0,48 saniye) 
Arama Sonuçları
1.                             Cyber threat: Isro rules out Stuxnet attack on Insat-4 B ...
12 Oct 2010 ... Century NATO Strategy and Cyberware Stuxnet Virus attack as a common threat… photo: WN / Mehmet Erdas. 21.Century NATO Strategy and ...
article.wn.com/.../Cyber_threat_Isro_rules_out_Stuxnet_attack_on_Insat4_B/ - Önbellek
2.                             Stuxnet
18 Oct 2010 ... Stuxnet Virus Worm - Cyber Attack False Flag by Iran ... and Cyberware Stuxnet Virus attack as a common threat… photo: WN / Mehmet Erdas ...
wn.com/stuxnet - Önbellek
3.                             Meet the Stuxnet, so much subtler than a tactical nuclear device ...
15 Oct 2010 ... ISRAEL CYBER ATTACK - STUXNET COMPUTER VIRUS - Chertoff Group ...... Stuxnet Virus attack as a common threat… photo: WN / Mehmet Erdas ...
article.wn.com/.../Meet_the_Stuxnet_so_much_subtler_than_a_tactical_nuclear_dev_g/ - Önbellek
4.                             Stuxnet virus attack on Iranian nuclear programme: the first ...
4 Oct 2010 ... Stuxnet Worm - False Flag Cyber Attack by Iran and Russia ...... Cyberware Stuxnet Virus attack as a common threat… photo: WN / Mehmet Erdas ...
article.wn.com/.../Stuxnet_virus_attack_on_Iranian_nuclear_programme_the_first_/ - Önbellek
5.                             Strategy
Century NATO Strategy and Cyberware Stuxnet Virus attack as a common threat… photo: WN / Mehmet Erdas ..... military strategy with firm financial commitments, urging funding for a European anti-missile shield and better cyber defences. ...
wn.com/strategy - Önbellek
6.                             Computer-Virus Stuxnet trifft deutsche Industrie - Worldnews.com
2 Oct 2010 ... Stuxnet Virus Worm - Cyber Attack False Flag by Iran ...... and Cyberware Stuxnet Virus attack as a common threat… photo: WN / Mehmet Erdas ...
article.wn.com/.../ComputerVirus_Stuxnet_trifft_deutsche_Industrie/ - Önbellek
7.                             Iran confirms "cyberterrorism," computers infected by Stuxnet ...
24 Sep 2010 ... Stuxnet Virus - False Flag Cyber Attack by Iran and Russia ..... Cyberware Stuxnet Virus attack as a common threat… photo: WN / Mehmet Erdas ...
article.wn.com/.../Iran_confirms_cyberterrorism_computers_infected_by_Stuxnet/ - Önbellek
8.                             Stuxnet raises virus stakes - Worldnews.com
CYBER ATTACK ON IRAN - Stuxnet Worm Must Have Been A State Funded Operation ...... Stuxnet Virus attack as a common threat… photo: WN / Mehmet Erdas ...
article.wn.com/.../WNAT6260E458E65B6DBF076CEE06334319F2/ - Önbellek
9.                             Buschehr-Start verzt sich um Monate - Worldnews.com
29. Sept. 2010 ... Erste Festnahmen nach dem... Wer steckt hinter dem Cyber-Angriff durch Stuxnet?2010-09-29 .... Century NATO Strategy and Cyberware Stuxnet Virus attack as a common threat… photo: WN / Mehmet Erdas ...
article.wn.com/.../BuschehrStart_verz_t_sich_um_Monate/ - Önbellek

 

 

 

Türkiye de köşebaşlarını tutanlar maalesef pastayı başkalarıyla paylaşmak istemiyorlar ve serbest rekabet yerine ahbap çavuş usulü özel menfaat ilişkileri ile işi götürüyorlar. Türk gençleri zeki ve çalışkan olmalarına rağmen önemli yazılım teknolojilerini yaparak öğrenme şansından mahrum ediliyorlar.
 
………………………………….
 
Neden o kadar Mühendisi, Profesörü olduğu halde Türkiye gündemi bu kadar yapay (Başörtüsü vs..)konularla kaynak israfına  susulmaktadır?
Çok pahalı olan  ticari yazılım teknolojilerini enstrümental olarak satın  alıp uygulamak yerine Çin de yapıldığı gibi, belli bir bütçeyi aşan büyük projelere toplumsal sorumluluk bilinciyle teknoloji transferi ve yerinde  yerli üretim yapılması şartı konulması doğru olmaz mı?
 
THY nin daha önceki IT sistemleri legacy sistemlerdir ve bunlardan SAP ye bilgi aktarmak projede büyük maliyet artışlarına neden olacaktır. Bunlar acaba göz önüne alındı mı? Neden açıklamazlar şartname ve sözleşmeyi?
 
 
 
00491789035440
00436509111090
00493089636518
Engineering Design & Services Outsourcing
Certified SAP ORACLE BI Consultant
 

From: S. Cem Kaya [mailto:incem72@gmail.com]
Sent: Tuesday, October 26, 2010 5:20 PM
To: fatih91us@yahoo.de
Subject: Re: Fwd: ..::CTO::.. THY ve SAP Mafyası; Tüketiciyi yüksek fiyat ödemeye mahkum eden büyük rüşvetlerle yapılan ENERJİ TELEKOM THY ÖZELLEŞTİRMELERİ, ÜLKER GRUBU VE SAP TÜRKİYE Projeleri
 
Mehmet bey,

Yazdıklarınızı ve siteminizi anlamaya çalışıyorum. SAP'nin THY ve diğer bir takımk kurumları zarara uğrattığı ya da uğratacağını belirtmişsiniz. Ancak, verdiğiniz link'lerde konuyla ilgili olarak belgesel bir veriye ulaşamadım. Bu konuda spesifik bilgi verebilir misiniz?


Diğer taraftan SAP için yazdığınız k,tap var. Bunun konuyla ilişkisi nedir ? Kitabınız SAP uygulamasına yönelik yanlışlıkları ve başarısız referansları mı eşe alıyor ?


Bir sorumda siz kendiniz THY projesinde danışman adayımıydınız? Elinizde ihale şartanmesi, yapılmış sözleşme vb. bilgi var mı ve bu bilgiler üzerinden neyin yanlış ve hatalı olduğunu belirtebilir misiniz? Eklediğibiz dokumanlarda bu tür bilgiyi göremedim.

Teşekkürler.
 
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: fatih91us <fatih91us@yahoo.de>
Tarih: 25 Ekim 2010 23:28
Konu: RE: ..::CTO::.. THY ve SAP Mafyası; Tüketiciyi yüksek fiyat ödemeye mahkum eden büyük rüşvetlerle yapılan ENERJİ TELEKOM THY ÖZELLEŞTİRMELERİ, ÜLKER GRUBU VE SAP TÜRKİYE Projeleri
Kime: "Fusun S.Nebil" <fusun@nebil.com>, rukiyeeroglu@gmail.com, incisaglam84@hotmail.com, Yener Turkeli <y_turkeli@yahoo.com>, erdem400@yahoo.com, Erdem ZENGİN <zngnrdm@gmail.com>, hulki.cevizoglu@cevizkabugu.com.tr, hvyazar@gmail.com, ankcum@cumhuriyet.com.tr, ahmethakan@hurriyet.com.tr, Ahmet Ömer KİBAR <av.kibar@gmail.com>, buket.gongu@gmail.com, bizeulasin@gazetevatan.com, tokmak@sozcum.com, soner.aksoy@tbmm.gov.tr
Cc: serdarkuru75@yahoo.com, bandirmahaber@hotmail.com, Murat Binzet <m1000zet@googlemail.com>, milliocak@milliocak.com, oytrabzon1@gmail.com, hadi.ozisik@internethaber.com, habervizyon@trt.net.tr, hakan@kitlesel.com, FAZLI KÖKSAL <koksal.fazli@gmail.com>

 
Bugün kendi web sitemde yayınladım zaten siz de siteniz de benim sitemi kaynak gösterebilirsiniz.
 
SAP Almanya ile mahkemelik oldum bu yüzden! Domain lerime bedava el koymak istiyorlar  Mannheim da Mahkeme yi de elde ettiler Avukatım RA Prof.Dr.Haase bu haksız ve hukuksuz tutumuna karşı yeniden dava açtı. WIPO Uluslar arası Domain kurulun da durum müzakere edilecek.
Duruşmaya gittiğim halde gelmemiş muamelesi yapıp Versaeumnisurteil çıkarttılar  Halbuki sap adını kullanan binlerce domain var piyasada!
 
SAP Türkiye nin yetersizliği SAP konusunda hiçbir ciddi Türkçe yayını olmamasından da anlaşılmıyor mu?
 
Kitabımı alıp okursanız Türk piyasası ile ilgili orada da değerlendirmelerim var. Bu yüzden SAP Türkiye kitabımın satışına destek vermeyerek ve bu konuda uluslar arası tecrübe ve bilgi birikimine sahip SAP sertifikalı profesyonel bir danışman olmama rağmen, SAP Türkiye ve THY tüm yazışmalarımı yanıtsız bıraktı ve beni açıkçası boşuna davetlerle iki yıl oyaladı
 
SAP CEO su Leo Apotheker in desteği ile güzel bir başlangıç yaptık ve SAP ERP konusunda ilk kapsamlı Türkçe kitabı yazdım ve Türk gençliğine ve SAP Türkiyepiyasasına sundum.
 
SAP Türkiye nin yürüttüğü projelerin başarısını ve SAP Türkiye elemanlarının seviyesini tecrübesini başarısını bir sorgulayalım
THY SAP Projesi konusunda son derece suskun ve yanıt vermiyor en azından Projenin şartnamesine bir bakınız!
 
THY nin Proje için ödediği astronomik rakamlara bir bakınız ve zamanlamasına bir bakınız!
 
THY eski Yönetim Kurulu CANDAN ERTEKİN neden Yönetim Kurulu Başkanlığından kendi isteği ile aniden ayrıldı dersiniz?
 
Adnan Metin ile görüşün karşılıklı bir açık oturuma çıkalım.
 
Bu kadar büyük bir proje Türk Bilişim toplumuna neden bu kadar kapalı ?
 
Rüşvetin belgesi olmaz delilleri olur o da yapılan sözleşme ve şartname ile ödemelerdir. Bunları elde edip dünya daki fiyatlarla ve şartlarla karşılaştırmamız gerekir.

SAP Proje Uygulaması Organizasyon yapısında mali şeffaflık (cost-profit center accounting) ve role-based disiplin ister! THY önce bu değişiklikleri yapmadan pat diye bu ihaleyi SAP ye verdi.
Başka ERP mi yoktu? Hiçbir karşılaştırma yapılmadı. SAP nin kendi IT altyapısı da ERP ye uyarlanabilirdi ve çok daha ucuza ve güvenilir yapılabilirdi.
 
SAP den lüzumsuz yazılım lisansları almaya ne gerek vardı?  Neyi iyileştirecekler?
 
Projenin hedefleri, blueprint i, requirements definition, data model, System Interfaces for ETL,  Delta Update strategy, System Architecture, Data Load, Reporting Tools BO BEX açıklanmalı
 
 
SAP nin bir sürü de Webdynpro hataları ve bug ları var! Mükemmel değil!  Hiçbir yazılım mükemmel değil! Ama en pahalısı ve en risklisi SAP ERP yazılımıdır.
 
2004 den beri sadece NetWeaver 2004s ile Business Objects i satın aldılar. Yeni isimlendirmelerden başka yenilikleri de yok!
 
THY Yönetimi neden SAP yi seçtiğini tüm teknik mali ekonomik organizasyon kriterlerini fayda maliyet analizini pay off period unu açıklamalıdır.
 
Neden proje profesyonel Danışmanlara kapalı yürütülmektedir?
 
THY da ki kaza sıklığı ve ucuz  insan odaklı hizmet kalitesi SAP ERP ile ne kadar teknoloji odaklı hale getirilebilecektir?
 
Siyasi torpili olanları 2002 den beri kadrolarına dolduran THY ile yetersiz danışman kadrosu ile daha önceden ÜLKER grubuna bağlı MEDYASOFT ile hiç SAP Danışmanı olmayan  BILGEADAM kurslarına Sertifikalı Eğitim yetkisi  vererek  Eğitim lisanslarını peşkeş çeken SAP Türkiye nin  ZAMANLAMA itibariyle son iki üç yılda THY SAP ERP Ğrojesini arka planda önhazırlıklıklarını ve özel menfaat paylaşımını gerçekleştirerek kotardıklarını şahsen ve yakinen bilmekteyim..
 
Türkiye de çalışan profesyonel sertifikası olan uluslar arası SAP Danışmanlarına da sorabilirsiniz!
 
Böyle projelerde en önemli belgeler işin şartnamesi proje uygulama ve teslim planı ile hedeflerinin fayda maliyet analizinin tutarlılığıdır.
 
Saygılarımla,
 
Prof.. Dr. Mehmet Erdas
00491789035440
00436509111090
00493089636518
Engineering Design & Services Outsourcing
Certified SAP ORACLE BI Consultant
 
From: fusun.sarp@nebil.com [mailto:fusun.sarp@nebil.com] On Behalf Of Fusun S.Nebil
Sent: Monday, October 25, 2010 8:37 PM
To: fatih91us@yahoo.de
Subject: Re: ..::CTO::.. THY ve SAP Mafyası; Tüketiciyi yüksek fiyat ödemeye mahkum eden büyük rüşvetlerle yapılan ENERJİ TELEKOM THY ÖZELLEŞTİRMELERİ, ÜLKER GRUBU VE SAP TÜRKİYE Projeleri
 
bu konuyu belgeleyebiliyorsaniz, biz turk.internet.com'da yayinlariz..
 
Bu haberlere bir bakin;
 
 
 
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: fatih91us <fatih91us@yahoo.de>
Tarih: 25 Ekim 2010 14:36
Konu: ..::CTO::.. THY ve SAP Mafyası; Tüketiciyi yüksek fiyat ödemeye mahkum eden büyük rüşvetlerle yapılan ENERJİ TELEKOM THY ÖZELLEŞTİRMELERİ, ÜLKER GRUBU VE SAP TÜRKİYE Projeleri
Kime: ahmetdursun374@gmail.com, tokmak@sozcum.com, ankcum@cumhuriyet.com.tr, Murat Binzet <m1000zet@googlemail.com>, cihan-turk-olsun@googlegroups.com, bozoktv@yahoogroups.com
Cc: ERDAL <erdal.erdem@gmail.com>, oytrabzon1@gmail.com, puzzle_consulting@googlegroups.com, hvyazar@gmail.com, gnkur@tsk.gov.tr, oktay.vural@tbmm.gov.tr, onur.oymen@tbmm..gov.tr, guldalmumcu@tbmm.gov.tr, kemal.kilicdaroglu@tbmm.gov.tr, sonkibar@gmail.com, hulki.cevizoglu@cevizkabugu.com.tr
Ahmetciğim,
 
THY SAP projesi yapıyor ve rüşvetle Türkiye SAP bu projeyi aldı. Müteaddit kereler ikaz yazıları yazarak şartnamede risk minimizasyonu yapılmasını ve yazılım  menülerinin ve bug larının  mutlaka tek tek kontrol edilmesini, aksi halde THY nin Global SAP ve SAP  Türkiye’ ye gereksiz yere milyonlarca Euro lisans ve verziyon dönüşüm  parasını gereksiz yere ödeyeceğini ve rekabet kabiliyetini kaybedeceğini yazdım. Uyarılarım hiç dikkate alınmadı ve olumlu olumsuz hiç bir cevap bile verilmedi.
 
SAP Türkiye Müdürü Cem Yeker görevden alınacaktı ama bu tam bu sırada THY Projesi imdadına yetişti ve THY sayesinde görevinde kalmayı başardı. Cem yeker SAP Türkiye Genel Müdürlüğünü de binbir entrikalarla ele geçirmişti. İlk SAP Türkiye Müdürü ve uzmanları şahittir.
 
Hemen Sonra THY Yönetim Kurulu Başkanı Candan Ertekin görevinden kendi isteğiyle ayrıldı.
 
Hem THY Genel Müdürüne, hem THY SAP Projesini yürüten Adnan Metin ve THY Genel Müdürüne bu Proje hakkında ilettiğim çok önemli bilgiler dikkate alınmadı.
 
THY nin Web sitesinden hala doğru dürüst reservasyon yapılamıyor örneğin Berlin Schönefeld İstanbul uçuşları hiç yok sistemde?
 
SAP firması,  bir Afrika ülkesinde dahi olamayacak şekilde, yarı Almanca, yarı İngilizce, yarı Türkçe menü lerle Türkiye den milyonlarca Euro lisans parasını hiçbir masraf yapmadan Türkiye den dışarıya transfer edebiliyor.Bu konuda ilk Türkçe kitabı yazmama ve SAP CEO su Leo Apotheker in doğrudan destek sözüne rağmen SAP Türkiye mafyası kitabıma sponsor olmadı ve bana olmadık güçlükler çıkarttı bu konuda piyasaya bilgi verip aydınlatmamam gençlere yardımcı olmamam için. Pasta çok büyük ve ÜLKER grubuyla anlaşmışlar SAP Eğitimi ve Danışmanlık hizmetleri sektörü ne başka kimseyi sokmamak istiyorlar!
 
Konusundaki ilk Türkçe Kitabıma kimse sponsor olamadı; İstanbulda ki bürom da üst kattan musluk açık bırakılarak  su bastırıldı ve 550 adet SAP kitabım suda çürüdü. Burada kasıt olduğunu düşünüyorum zira tüm Apartmanı su basmasına rağmen ve Internetten/Google dan  kolayca ulaşılabilmeme rağmen kimse bana haber vermedi. Berlin de evim soyuldu. Bu kadar kısa süre de bu kadar çok talihsiz olayın tesadüf olamayacağını düşünüyorum.
 
 
Gerek TELEKOM Özelleştirmesi, gerekse SAP konusunda Recep Tayyip Erdoğan başta Ulaştırma Bakanı ve tüm yetkililere gerekli bilgileri ve kitabımı ulaştırdığım halde, Fethullah Gülen medyasında dahi SAP ile ilgili mülakat yapılmasına ve Avrupa da ve dünya da  tanınmama rağmen THY Genel Müdürlüğü ve SAP Türkiye mafyası benim Türkiye de SAP Danışmanlığı yapmamı engellediler.
 
ELEKTRİK sektöründe tüm özelleştirmelere rağmen ENERJISA bana İngiliz Head Hunter lar üzerinden ulaştı ve kendilerine tavsiyelerde bulundum; ancak Türkiye gerek Enerji gerek Telekopm ve Hava Ulaşımı sektöründe büyük teknolojik yanlışlıklar içindedir. Elektrik tüketen ve Telefon kullanan Müşterilere hiçbir rekabet avantajı sağlamayan ve büyük rüşvetlerle dönen özelleştirmeler, iç piyasaları tekelleştirerek Türkiye yi dünyanın en pahalı elektrik telefon ve enerji fiyatlarını ödeyen enayi  halk ve enayi ülke konumuna düşürmektedir.
 
Bu konudaki makalelerimi de ekliyorum.
 
Selamlar
 
The relationship between defense industry, IT- information technology, business intelligence, energy, microwave telecommunication technologies, project management, banking and finance
 
The relationship between defense industry, IT- information technology, business intelligence, energy, microwave telecommunication technologies, project management, banking and finance
 
SAVUNMA SANAYİİ, ENERJİ- TELEKOM, BİLİŞİM, İŞ ZEKASI  TEKNOLOJİLERİ İLE BANKACILIK VE  FİNANS SİSTEMİNİN İLİŞKİSİ
 
 
Prof.Dr.Mehmet Erdaş,   31.08.2010
 
Ekonominin teknoloji üretim kabiliyeti, sermaye birikimine, işgücü başına yatırım tutarına, işgücünün zaman idrakine ve toplumun zaman ölçme hassasiyetine, eğitim ve disiplinli yaşamına dayanır.
İsrail Orta Doğu da, en modern bilişim ve enerji teknolojilerini en küçük alanda üretmektedir. Neden? ABD deki Yahudi Lobisi İsrail deki AR-GE harcamalarını faizsiz finanse etmektedir, eğitim oranı ve disiplin, zaman idraki yüksektir.
Nedir savunma sanayii, telekom, bilişim ve enerji teknolojileri üretiminin başlangıcı ve altyapısı; finans ve bankacılık sistemi ile ilişkisi?
Bilgi, know-how ve sermaye birikimidir; bir kişilik istihdam yaratmak için gerekli sermaye miktarındaki artıştır, enerji tüketimidir.
Temel bilimler araştırmalarının sonuçlarını yeni ürünlere dönüştürmek için finans üretim ve satış üçgeninin kurulması ve işletilmesi gerekmektedir. Bu üçgen mercedes yıldızı demektir. Önce ürün araştırma geliştirmesi, prototip ve seri imalatı için finansman, parasal kaynak gereklidir. Bu finansmanın da en kısa sürede geri kazanımı için bir an önce kaliteli üretim ve beklenen satışların gerçekleştirilerek faiz yükünden kurtulmak gerekir. Dünyanın en mükemmel teknolojilerini üreten firmaları dahi en çok %20 oranında özkaynak %80 oranında kredi kullanır, yani faizle borçlanır.
Kimse yüzde yüz kendi parasıyla üretim ve yatırım yapmaz.
Aksi halde yüksek vergi öder ve sermaye kaybına uğrar.
 
Burada Bankaların ve finans sisteminin faiz hadlerinin, enerji ve haberleşme giderleri ile vergilerin ekonomide üretilen her türlü ürün ve hizmetin fiyatının ve rekabet kabiliyetinin belirlenmesinde anahtar rolü vardır. Uluslararası piyasalar da sermaye hareketleri, para ve nakit akımları faiz oranları(Spread+Libor) na göre yönlendirilir. Spread piyasalarda politik risk ve belirsizliği ölçer. Libor ise Londra da Bankalar arasındaki para alışverişlerinde geçerli faiz oranıdır.
 
Türkiye de ithal ikamesi ile sanayileşme politikası uygulandığından, yurt dışına çok yüksek oranlarda lisans ücretleri ödenerek, ikinci üçüncü kuşak eski  know how satın alınmaktadır. Yüksek AR-GE yatırımları ile yeni know-how ve yeni ürün prototipleri geliştirilirse eski know-how lar Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere ihraç edilir. Enerji telekom ve bilişim sektörlerinde ilk yeni ürün geliştirme yatırımı muhakkak askeri amaçlarla yapılır. Knoe –how ın yayılması, yazılım şifrelemesi ile önce engellenir sonra o askeri teknolojinin sivil amaçlarla kullanılmasına müsaade edilir. DARPA da geliştirilen Internet teknolojisi başta olmak üzere tüm nükleer enerji, IT teknolojileri , yüksek hızlı haberleşme ve uydu teknolojileri önce askeri amaçlarla üretildiler. Sonra sivil kullanıma açılarak ticari hale dönüştürüldü.
 
Türkiye de ITT sistem 12 Santralleri çok yüksek hafıza kapasiteli özel VLSI teknolojisi chipleri, Rusların ve doğu Bloku ülkelerinin eline geçmesin diye hafıza kapasiteleri küçültülerek ticarileştirildi ve sonra Türkiye ye TELETAŞ a çok düşük hafıza kapasiteli chipler kullanılarak geri teknoloji lisansı satıldı. Büyük firmalar ve gelişmiş ülkeler arasında cereyan eden teknoloji casusluğu günümüzün en önemli ve masraflı örtülü gizli askeri üstünlük faaliyetidir. Kodlama ve şifreleme teknolojilerine milyarlarca dolar harcanmaktadır.
 
Ürünlerin enerji muhtevasının yüksekliği ile çevre kirliliği doğru orantılı olduğundan, özellikle Avrupa sermayesi tüm tekstil, çelik ve çimento sanayii know-how ını komşu ülkelere veya Çin e sattı. Üretim hatlarında kullanılan bilişim ve haberleşme teknolojileri, yazılımlar sayesinde otomasyon sağlanarak kalite ve verimlilik artışı sağlanmaktadır. Faiz, vergi ve tüketici bilincindeki farkındalık artışı da eklenince, az gelişmiş, sermaye birikimi yetersiz ülkelerin, zengin ve sermaye birikimini sağlamış ülkelerle serbest rekabet etme şansı kalmamaktadır. Koruma ve teşvik tedbirleri de iyice piyasa otomatizmasını bozmakta ve kıt kaynakların verimli kullanılmasını önlemektedir..
 
Sonuç olarak kısa bir örnek verelim. Türkiye tekstil sektörüne para kullandırırken, Dünya Bankası 1980 lerde Kredi paketine koyduğu ve Türk Hazinesinin de kabul ettiği önşart şuydu; kişi başına sermaye yoğunluğu 20.000 US dolarını geçmeyecekti,Halbuki aynı yıllarda Avrupa da ve Amerikada, Uzak Doğu da Japonya da Tekstil sektöründe kişi başına sermaye yoğunluğu 100.000 Euro mertebesindeydi. Bu demektirki Türk tekstil sektörü beş kat daha geri, verimliliği ve rekabet şansı az olan, az sermaye yoğun teknolojisi geri tekstil makinalarına yatırım yaparsa, Dünya Bankası döviz kredisini yabancı kaynak olarak kullanabiliyordu. Aksi halde kredi alamıyordu. Türk hükümeti Maliyesi ve Hazinesi de, Sanayicisi de bile bile lades diyordu. Sonuç:  2010 da 80 Milyar Dolarlık tekstil Makinası Türkiye de hurda haline gelmiştir ve Bankalar artık Teskstil sektörüne kesinlikle kredi, yabancı kaynak kullandırmamaktadır.
 
Bir kişilik istihdam yaratmak için sektörlere göre değişen asgari yatırım tutarlarının, teknoloji izleme ve değerlendirme kritrlerinin, önceliklerinin, asgari yatırım tutarlarının, iç ve dış finansman, yatırım ve işletme sermayesi belirlenirken özkaynak/yabancı kaynak oran ve ihtiyaçlarının, sermayenin geri dönüş ve dolaşım hızına göre karlılık, sosyal maliyet ve geri ödeme sürelerinin fert-firma-sektörel-bölgesel-ulusal – bölgesel ve küresel ölçeklerde hesaplanarak belirlenmesi gerekmektedir.
 
 
Türkiye sadece pazarını yabancılara, gümrük birliği anlaşmasıyla  neredeyse bedavaya satarak, orta ve uzun vadeli yatırım sermayesi değil, ancak kısa vadeli sıcak para çekebilmektedir. Bunun sonucunda da işsizlik ve ithalat hızla artmakta, ancak fabrikalar kapanmakta üretim azalmaktadır. Fiziksel büyüme, enerji santralleri yatırımları yapılamamaktadır. Türkiye de yapılan özelleştirmelerin asıl maksadı, sermayenin Türklerin elinden yabancıların eline geçmesidir. Nitekim tüm Bankalar ve önemli enerji üretim ve haberleşme tesisleri yok pahasına yabancılara satılmıştır.
 
Din iman palavraları ile türetilen başörtülü sakallı yeni zenginler sınıfının tüketim eğilimi yüksektir. Tam da yabancı sermayenin istediği aşırı tüketim ve yabancı sermaye kontrollü piyasa yapısı, aynen eski İngiliz sömürgelerindeki ekonomik yapı hakim kılınmaktadır. Türkçe yerine İngilizce isim ve kavramlar hakim olmaktadır. İthalat hızla artmaktadır. Toplumun savunma refleksleri kırılmış, ülke tam bir kaos ve bölünme ortamına AKP damgasıyla hazırlanmıştır.
 
Türkiye de uygulanan ekonomik model, siyasal ve toplumsal hızlı dönüşüm, askeri ihtilaller süreci, tamamen sermaye birikiminin ve yabancı sermaye politikalarının irdelenmesiyle borç yönetimi ve kalkınmanın finansmanıyla anlaşılabilir.Popülist yaklaşımlarla kutuplaştırılan geniş cahil halk kitlelerinden, düzmece milliyetçilik, düzmece tarih ve din istismarı ile gerçek kapitalist sömürü mekanizmaları gizlenmektedir. Ordu da bu maksatla kullanılmıştır.
 
 
 
Prof.. Dr. Mehmet Erdas
00491789035440
00493089636518
Engineering Design & Services Outsourcing
Certified SAP ORACLE BI Consultant
 
--
CiHAN TÜRK OLSUN TOPLULUĞU
Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan,
TÜRK"LÜĞÜ onur sayan
Yüce TÜRK Milletine aittir.
-
Biz ne işbirlikçi yobazlığın kirlettiği sağcılık,
ne de vatansız komünistlerin kirlettiği solculuk tanımlamasının içine gireriz.
Biz Türkçüyüz, sağ veya sol değil dışarıdan gelen hiçbir fikre tenezzül
etmeyecek kadar şuurlu olduğuna inandığımız
Türk milletinin tek gerçek merkezindeyiz.
Doğrudan doğruya TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ
-
Saraylarda süremem, dağlarda sürdüğümü.
Bin CiHAN"a değişmem, şu öksüz TÜRK"LÜĞÜMÜ.
-
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed
Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atatürk
Yaşam: Ölümü hak etmektir.
NE MUTLU TÜRK"ÜM DiYENE
-
TOPLULUĞA POSTA GÖNDER: cihan-turk-olsun@googlegroups.com
TOPLULUK YÖNETİMİ: cihan-turk-olsun-owner@googlegroups.com
ÜYELİK İPTALİ: cihan-turk-olsun-unsubscribe@googlegroups.com
ÜYELİK: http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/subscribe?hl=tr
 
 






=======
E-posta Spyware Doctor tarafından tarandı - Hiçbir virüs veya casus yazılım bulunamadı.
(Email Guard: 7.0.0.18, Virüs/Casus Yazılım Veritabanı: 6.16150)
http://www.pctools.com
=======
 

 

Tam da gülünecek bir Cumhuriyet Bayramı yaşıyoruz Ahmet Bey,
Bir sürü insan suçsuz yere içeride yatıyor delili yok şüphe var sadece
 
Türkiye SAP pazarıda fiyatlar rekabet şartları herşey normal mi işliyor sizce?
 
SİZ ÜLKER VE ÇALIK GRUBUNDAN YETİŞMEDİNİZ Mİ ZATEN? ELBETTE SİZİ İYİ BESLEDİLER Kİ ONLARI SAVUNUYORSUNUZ!
 
Yarı Türkçe yarı İngilizce Yarı Almanca menülerle milyonlarca Euro Lisans parasını Afrika ülkeleri Arap ülkeleri dahi ödemiyorlar SAP ye!
 
SAP Türkiye neden Türkçe kavramlar üretmez kitaplar yazdırmaz da bu eğitim  işi çok pahalı ve kapalı kutu olarak tutulur?
 
Birçok şeyin üst üste gelmesi SAP ALmanya tarafından SAP domainlerimin gasp edilmesi de mi komplo? Hem de hiç ücret ödemeden ve normal hukuki tebliğ dahi yapılmadan? Almanya da olmayacak işler yapılıyor! Halbuki sap adını birleşik olarak kullanan binlerce web sitesi ve danışmanlık hizmeti veren var; bizler olmasak SAP iş yapabilir mi?
 
Ben neden SAP ye bedava çalışayım? Cumhuriyet Bayramında ülkemizi düşünmeye hakkımız yok mu? Sizin tuzunuz kuru başkalarını düşünmüyor olabilirsiniz ama bu ne kadar ahlaklı bir davranış ve bu nasıl bir sorumluluk anlayışı?
SAP DAnışmanlık ve Eğitim hizmetleri Türkiye de Dünya kalitesinde mi?
 
Siz hiç THY SAP ŞArtnamesini incelediniz mi? TAm rekabet şartşlarında mı verildi bu ihale? Hedefleri neler ve ne önermiş Türkiye SAP?
 
EnerjiSA BAşkent Elektrik DAğıtım Şirketini almış SAP IS U danışmanı arıyor LOndra üzerinden! SAP ALmanya dan gelen DAnışman artık gelemeyeceğini söylemiş! Tüketici açısından seçme alternatif sunucu fiyat avantajı yok! Neden yapıldı bu özelleştirme? Ne yeni teknoloji var ne de tüketici açısından rekabet avantajı? Sadece KOÇ SABANCI ALARKO SAP menfaati mi önemli? Ülkenin bekası için sosyal fayda maliyet düşüncesi de olması gerekmez mi?
HAydi açıklasınlar da görelim Bir gün geli,r herşeyin hesabı sorulur hiç bir şey ebediyen gizli kalmaz!
Türkiye de SAP Danışmanları memnun mu SAP politikalarından? Neden SAP Türkiye Pazarı için hiç yatırım yapmadı senelerdir ama dünyanın lisans parasını götürdü. SAP KAdrosu yeterli mi? HAydi siz bu sorulara cevap verin bakalım!
KApalı kapılar ardında değil herşey şeffaf ve hesap verilebilir halde olacak! Sizin işleriniz tıkırında keyfiniz yerinde SAP eğitim pazarına kimseyi sokmak istemiyorsunuz!
Mehmet Erdaş hodri meydan diyor gelin kamuoyu önünde açıklayın Türkiye SAP pazarının ne halde olduğunu! Allah a şükür ki gençler yetişiyor ve sizlerin elinden alacak o pastayı!
Bekleyelim görelim bakalım SAP THY Projesinin ve MEDYASOFT eğitimlerinin sonunu!
Bilgeadam da SAP DAnışmanı mı vardı eğitim verebilecek düzeyde ki SAP Türkiye onlara Eğitim yetkisi verdi? İnsanları oyalamakla bir yere varamazsınız, bilgi ve hüner yayılacak Türk Milleti Türk gençliği Hintlilerden daha aptal mı?
 
THY SAP projesi yapıyor ve rüşvetle Türkiye SAP bu projeyi aldı.
http://www.oytrabzon.com/oytrabzon/modules/sections/index.php?op=viewarticle&artid=1104

Prof. Dr. Mehmet Erdaş: Evrensel boyutlu THY soygunu...

THY SAP projesi yapıyor ve rüşvetle Türkiye SAP bu projeyi aldı.

Müteaddit kereler ikaz yazıları yazarak şartnamede risk minimizasyonu yapılmasını ve yazılım menülerinin ve bug larının mutlaka tek tek kontrol edilmesini, aksi halde THY nin Global SAP ve SAP Türkiye’ ye gereksiz yere milyonlarca Euro lisans ve verziyon dönüşüm parasını gereksiz yere ödeyeceğini ve rekabet kabiliyetini kaybedeceğini yazdım. Uyarılarım hiç dikkate alınmadı ve olumlu olumsuz hiç bir cevap bile verilmedi. SAP Türkiye Müdürü Cem Yeker görevden alınacaktı ama bu tam bu sırada THY Projesi imdadına yetişti ve THY sayesinde görevinde kalmayı başardı.
Cem yeker SAP Türkiye Genel Müdürlüğünü de binbir entrikalarla ele geçirmişti. İlk SAP Türkiye Müdürü ve uzmanları şahittir.

Hemen Sonra THY Yönetim Kurulu Başkanı Candan Ertekin görevinden kendi isteğiyle ayrıldı.

Hem THY Genel Müdürüne, hem THY SAP Projesini yürüten Adnan Metin ve THY Genel Müdürüne bu Proje hakkında ilettiğim çok önemli bilgiler dikkate alınmadı.

THY nin Web sitesinden hala doğru dürüst reservasyon yapılamıyor örneğin Berlin Schönefeld İstanbul uçuşları hiç yok sistemde?

SAP firması, bir Afrika ülkesinde dahi olamayacak şekilde, yarı Almanca, yarı İngilizce, yarı Türkçe menü lerle Türkiye den milyonlarca Euro lisans parasını hiçbir masraf yapmadan Türkiye den dışarıya transfer edebiliyor.Bu konuda ilk Türkçe kitabı yazmama ve SAP CEO su Leo Apotheker in doğrudan destek sözüne rağmen SAP Türkiye mafyası kitabıma sponsor olmadı ve bana olmadık güçlükler çıkarttı bu konuda piyasaya bilgi verip aydınlatmamam gençlere yardımcı olmamam için. Pasta çok büyük ve ÜLKER grubuyla anlaşmışlar SAP Eğitimi ve Danışmanlık hizmetleri sektörü ne başka kimseyi sokmamak istiyorlar!

Konusundaki ilk Türkçe Kitabıma kimse sponsor olamadı; İstanbulda ki bürom da üst kattan musluk açık bırakılarak su bastırıldı ve 550 adet SAP kitabım suda çürüdü. Burada kasıt olduğunu düşünüyorum zira tüm Apartmanı su basmasına rağmen ve Internetten/Google dan kolayca ulaşılabilmeme rağmen kimse bana haber vermedi. Berlin de evim soyuldu. Bu kadar kısa süre de bu kadar çok talihsiz olayın tesadüf olamayacağını düşünüyorum.
3 hours ago
Ahmet Bilgen
Ahmet BilgenSayın Mehmet Bey;
Bu bayram sabahı güldürdünüz beni Allah da sizi güldürsün...

öyle bir kaos teorisinden bahsdiyorsunuz ki gören de SAP Türkiye Moassad dan daha iyi casusluk yapıyor zanneder. diğer konuları ben bilmiyorum ama dediğiniz konularda yanlışlıklar var. örneğin Türkiyede Koç grubu eğitim vermekte idi, sonra Bilimer de vermeye başladı, Koç bu işte karlılık görmediği için çıktı. bilimer'i Ulker grubu bünyesine katınca bu gruba geçmiş oldu. arkasından Bilge Adam SAP eğitimleri vermeye başladı. bunun neresi komplo ben anlamış değilim. Sizin kitabınızla ilgili olarak bir zamanlar başlıkları göndermiştiniz. bende size dürüstçe bu kitabı satamazsınız bu işler ile uğraşanlar zaten bu bilgileri internetten ingilize edinebiliyorlar demiştim. ve dahsası garip bir mail adresinden sürekli spam mailler göndermiştiniz. şimdi 550 kitap'ı su bastı vs. ile komplo üretmek hakkaten çok güldürdü beni. Şimdi bir başkası sizinle ilgili başka teoriler üretebilir buradan.

Çok ciddi ithamlarda bulunuyorsunuz, bunlarda deliliniz olmadan lütfen insanları itham etmeyiniz.

Evinizi su bastığı ve hırsızlık olduğu için gerçekten üzüldüm. ama ne var ki bu olaylar Avrupada yaşayan birçok arkadaşımızın başına gelmiştir. geçen yaz benimde evimi su bastı burada bir kasıt olduğunu düşünmek biraz duygusalca bence. çünkü ISKI'nin su basıncı sürekli değişebiliyor. şayet Çin malı tesisat kullandıysanız basınca dayanamıyarak borular veya tesisatlar patlayabiliyor. benim başıma bu geldi mesela. o yüzden evden çıkarken mutlaka su vanalarını kapatırım....


Kolay Gelsin.
Ahmet
2 hours ago
  • • Reply privately
  • • Flag as inappropriate
  • • Flag as promotion
Mehmet Erdas
Mehmet ErdasTAm da gülünecek bir Cumhuriyet Bayramı yaşıyoruz Ahmet Bey,
Bir sürü insan suçsuz yere içeride yatıyor delili yok şüphe var sadece

Türkiye SAP pazarıda fiyatlar rekabet şartları herşey nor mal mi işliyor sizce?

YArı Türkçe yarı İngilizce Yarı Almanca menülerle milyonlarca Euro Lisans parasını Afrika ülkeleri Arap ülkeleri dahi ödemiyorlar SAP ye!

SAP Türkiye neden Türkçe kavramlar üretmez kitaplar yazdırmaz da bu eğitim işi çok pahalı ve kapalı kutu olarak tutulur?

Birçok şeyin üst üste gelmesi SAP ALmanya tarafından SAP domainlerimin gasp edilmesi de mi komplo?
Hem de hiç ücret ödemeden ve normal hukuki tebliğ dahi yapılmadan? Almanya da olmayacak işler yapılıyor! Halbuki sap adını birleşik olarak kullanan binlerce web sitesi ve danışmanlık hizmeti veren var; bizler olmasak SAP iş yapabilir mi?

Ben neden SAP ye bedava çalışayım? Cumhuriyet Bayramında ülkemizi düşünmeye hakkımız yok mu? Sizin tuzunuz kuru başkalarını düşünmüyor olabilirsiniz ama bu ne kadar ahlaklı bir davranış ve bu nasıl bir sorumluluk anlayışı?
SAP DAnışmanlık ve Eğitim hizmetleri Türkiye de Dünya kalitesinde mi?

Siz hiç THY SAP ŞArtnamesini incelediniz mi? TAm rekabet şartşlarında mı verildi bu ihale? Hedefleri neler ve ne önermiş Türkiye SAP?

EnerjiSA BAşkent Elektrik DAğıtım Şirketini almış SAP IS U danışmanı arıyor LOndra üzerinden! SAP ALmanya dan gelen DAnışman artık gelemeyeceğini söylemiş! Tüketici açısından seçme alternatif sunucu fiyat avantajı yok! Neden yapıldı bu özelleştirme? Ne yeni teknoloji var ne de tüketici açısından rekabet avantajı? Sadece KOÇ SABANCI ALARKO SAP menfaati mi önemli? Ülkenin bekası için sosyal fayda maliyet düşüncesi de olması gerekmez mi?
HAydi açıklasınlar da görelim Bir gün geli,r herşeyin hesabı sorulur hiç bir şey ebediyen gizli kalmaz!
Türkiye de SAP Danışmanları memnun mu SAP politikalarından? Neden SAP Türkiye Pazarı için hiç yatırım yapmadı senelerdir ama dünyanın lisans parasını götürdü. SAP KAdrosu yeterli mi? HAydi siz bu sorulara cevap verin bakalım!
KApalı kapılar ardında değil herşey şeffaf ve hesap verilebilir halde olacak! Sizin işleriniz tıkırında keyfiniz yerinde SAP eğitim pazarına kimseyi sokmak istemiyorsunuz!
Mehmet Erdaş hodri meydan diyor gelin kamuoyu önünde açıklayın Türkiye SAP pazarının ne halde olduğunu! Allah a şükür ki gençler yetişiyor ve sizlerin elinden alacak o pastayı!
Bekleyelim görelim bakalım SAP THY Projesinin ve MEDYASOFT eğitimlerinin sonunu!
Bilgeadam da SAP DAnışmanı mı vardı eğitim verebilecek düzeyde ki SAP Türkiye onlara Eğitim yetkisi verdi? İnsanları oyalamakla bir yere varamazsınız, bilgi ve hüner yayılacak Türk Milleti Türk gençliği Hintlilerden daha aptal mı?
14 minutes ago
Mehmet Erdas
Mehmet ErdasSorun bakalım Ahmet Bey Türk gençliği benim kitabımdaki bilgileri İnternetten ne kadar indirebiliyor? Siz neden SAP eğitimini o kadar pahalıya satıyorsunuz? KAç tane Türkçe SAP kitabı var? Siz neden Türkçe SAP kitapları yazmıyor yazdrmıyorsunuz? Kendinizi akıllı Milleti Türk gençliğini enayi sanmayoınız! Gençlik olayın farkında! Hayatta hiç bir şey tesadüfen olmaz! Sizin MEDYASOFT da keyfiniz yerinde elbette! TEKELci piyasa yapısı işinize geliyor ve başka kimseyi bu kaymaklı piyasaya sokm ak istemiyorsunuz! Başarılı SAP Projeleri ile başarısız SAP Projelerini açıkca ortaya döküp nedenlerini irdeleyelim araştıralım bakalım!' Sonuç ne çıkacak? Sizin Cem Yeker grubuyla sıkı menfaat ortaklığınız var bu yüzden ilk ses veren siz oldunuz! HAydi versinler bakalım MAhkemeye de Türk adaleti önünde hesaplaşalım!
 
Ahmet Bilgen ÇALIK ve ÜLKER Grubundan yetişmiş ve Türkiye deki SAP PAzarının SAP Türkiye tarafından kapalı kapılar ardından yürütülen pazarlıklarla rüşvetle döndürülmesine karşı değil elbette! Menfaat sağladığı kimseleri ekipleri savunmak zorunda. Ama haydi açın şartnamaleri alınan paraları gidin mahkemeye de görelim. Açın Türkiye SAP piyasasını serbest rekabete de görelim. Bilgi ve tecrübeniz kadar konuşun haydi sizde yazın Türkçe kitaplar da görelim. Yarım yamalak bilgilerle değil profesyonelce proje yapın. SAP Allah yapısı deği kul yapısı ve bir sürüde eksiklikleri var. 2004 yılından bu yana Business Objects i % Milyar Euro ya satın almaktan başka hangi yeniliği getirdi SAP? Sadece eskiden varolan ürünlerin adını değiştirdi PAzarlama stratejisi gereği ve lisans ve destek hizmetlerine habire zam yaptı! SIEMENS bile protesto etti hizmet ve lisans sözleşmelerini iptal edecekti ama SAP sonunda geri adım attı!
 
Mehmet ErdasSorun bakalım Ahmet Bey Türk gençliği benim kitabımdaki bilgileri İnternetten ne kadar indirebiliyor? Siz neden SAP eğitimini o kadar pahalıya satıyorsunuz? KAç tane Türkçe SAP kitabı var? Siz neden Türkçe SAP kitapları yazmıyor yazdrmıyorsunuz? Kendinizi akıllı Milleti Türk gençliğini enayi sanmayoınız! Gençlik olayın farkında! Hayatta hiç bir şey tesadüfen olmaz! Sizin MEDYASOFT da keyfiniz yerinde elbette! TEKELci piyasa yapısı işinize geliyor ve başka kimseyi bu kaymaklı piyasaya sokm ak istemiyorsunuz! Başarılı SAP Projeleri ile başarısız SAP Projelerini açıkca ortaya döküp nedenlerini irdeleyelim araştıralım bakalım!' Sonuç ne çıkacak? Sizin Cem Yeker grubuyla sıkı menfaat ortaklığınız var bu yüzden ilk ses veren siz oldunuz! HAydi versinler bakalım MAhkemeye de Türk adaleti önünde hesaplaşalım!
 
Gelin daha kaliteli tartışma platformlarında, elinizde olan MEDYA da bu konuyu tartışalım da görsün bakalım Türk kamuoyu kim doğru kim yanlış söylüyor?
Türk gençliğinin önünü tıkayamayacaksınız o yüksek lisans fiyatlarınız ve eğitim ücretleriniz ile ey SAP Türkiye Kadrosu ve Ahmet Bilgen gibi iş birlikçileri!
Hodri meydan!
SAP THY Projesi artık Türk kamuoyunun gündemindedir ve başarılı uygulama yapmaya mecbursunuz! Gerekirse tüm ihale bedelini öğrenme ve öğretme parası olarak harcayacaksınız! Yok öyle bedavadan başarısız SAP projeleri ile milyonlarca Euro Lisans parasını Türkiye de hiç masraf yapmadan Almanya ya transfer etmek!
 
THY de SAP Türkiye de bu Proje konusunda hesap verecekler! Türk kamuoyu ve Türk gençliği tarafından çok  yakından izlenecekler! Hiç bir şey gizli kalmaz. Şeffaf olmaya ve hesap vermeye mecbursunuz!
 
 
 
Prof. Dr. Mehmet Erdas
00491789035440
00436509111090
00493089636518
Engineering Design & Services Outsourcing
Certified SAP ORACLE BI Consultant
 
 
 

 

       

 

Copyright © 2008 Mehmetrdassapbidanismani.com Tüm Hakları Saklıdır..

Ana Sayfa  |  Güncel  |  Eğitim Danışmanlığı  |  Hr Pr Danışmanlığı  |  Üye Girişi  |  Kitap Siparişi  |  Kitap Oku  |  Yeni Projeler  |  İletişim

 

Web Tasarım ve Kodlama: ATLASDİZAYN.NET