TÜRKİYE GÜNDEMİ 

 ALMANYA GÜNDEMİ 

 ISTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ 

 DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 

  BI AWB MENÜLERİ 

 MÜŞTERİ SORULARI YORUMLARI 

 SAVUNMA SANAYİİ STRATEJİSİ 

 FİNANS KRİZİ KOMPLEKS DENGELER 

 ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ  

 
New Page 1
Ana Sayfa  >  Eğitim  >  ENTEGRASYON  >
     

YURT DIŞI


 
 
ENTEGRASYON
,
YANGINA KÖRÜKLE GİDİYORLAR, ENTEGRASYON DEĞİL KESİNLİKLE SADECE ASİMİLASYON, YABANCILARI TÜRK VE MÜSLÜMANLARI HRİSTİYANLAŞTIRMAK İSTİYORLAR!
 
Prof.Dr. Mehmet Erdaş Berlin 16.10.2010
 
 
Angela Merkel bir Papazın kızı, Bayern CSU Başkanı Horst Seehofer de iki kadınla aynı anda yaşıyor. Bize de açıkça diyorlar ki bize benzeyeceksiniz, ya Hristiyan değerlerini kabul edeceksiniz, ya da Almanya’ yı terk edeceksiniz. Thilo Sarrazin den sonra, Alman hükümetinin en yetkili ağızlarından çok kültürlülük hedefini askıya alması ve açıkca asimilasyon hedefini ortaya koyması, eğitimli eğitimsiz tüm yabancılarda şok etkisi ve korku yarattı. Bu mesaja Hristiyan olmayan herkes büyük tepki gösterdi. Almanya da bulunan Yahudi Merkez Komitesi Başkanı Stephan Kramer dahi huzursuzluk ve korku duyduğunu açıkladı.
 
Dünya kamuoyunu karşısına almak pahasına, ilk seçimlerde iktidardan düşeceklerini bilen CDU/CSU Partilerinin liderleri, hristiyanlık propagandası yapan popülizm bayrağı açtılar. Bu işin sonu iyi gelmez. İnsanlık tarihi yeniden haçlı zihniyetinin hortlatılmasıyla başlayan din savaşları ile dolu değil mi? Hristiyanlığın önder ve öncü kültür (Leitkultur) olduğunu, Müslüman Yahudi ve Ateist Buddhist herkese tüm insanlığa kabul ettirmek iddiasında olan Alman politikacıların kendileri bile bunun ne anlama geldiğini felsefi açıdan dünya kamuoyuna açıklamaktan acizdirler. Bugüne kadar hiçbir Alman politikacı, ‘ Leitkultur’ dan ne kastettiğini tam olarak açıklayabilmiş değildir. Buna rağmen Angela Merkel ve Horst Seehofer, balıkları bile güldürecek mizahi ve popülist açıklamaları, ‘ Hristiyanlığın insan (ve Tanrı) kavramını kabul etmeyenler Almanya’ da boşuna, yanlış yerde, yanlış ülkede duruyor’ açıklamalarıyla iyice gülünç duruma düştüler.
 
Euro krizi, bankaları kurtarayım derken sebep oldukları kapatılması imkansız bütçe açıkları, İşsizlik sorunu, yanlış entegrasyon politikaları…. nedeniyle umutsuzluk, çaresizlik ve korkuya kapılan ve gelecek perspektifleri için hayli kötümser olan Alman halkına din üzerinden, hristiyan propagandası yaparak umut vermeye çalışıyorlar. Bunu yaparken, daha ikinci dünya savaşında Hristiyan olanların karşılıklı olarak ‘ Tanrı bizimle-Gott mit uns!- diye bağırararak birbirlerini öldürdüklerini ne çabuk unutuyorlar? Bunun neresi öncü ‘leitkultur’ olacak; çarmıha gerilmiş çivilenmiş bir insan tasviri ile korku yaymak insanlığa öncü diye kabul ettirebilir mi? İnanç sömürüsü Almanya da artık sökmez. Almanlar sorgulamayı, doğruyu yanlıştan ayırmayı Kant, Schiller, Hegel, Schelling, Goethe, Lessing…. sayesinde öğrenmişlerdir. Alman idealizmi ile İslam aynı felsefi temele dayanmaktadır. Kiliselere üye olup gönüllü aidat ödeyenlerin sayısı da hızla azalmakta, Alman toplumu artık kilise nikâhına dahi önem vermeden, dini nikah dışında yaşamaktadır. Evlenmeleri yasak ‘ Zölibat’ olan, Homoseksüel papazların, din eğitimi verdikleri subyan çocuklara kilise okullarında nasıl cinsel tecavüzde bulundukları, Amerika’ dan tutun da Almanya İngiltere Fransa…. tüm hristiyanlık dünyasına olan inancı ve güveni sarsmıştır. Artık kimse kilise öğretilerine sahip çıkmamaktadır. Bir taraftan Şeriat denilen ve daha adil işleyen İslam hukukunu reddederken, diğer taraftan kilisenin Kanonik ortaçağ hukukunu savunmaya kalkmak ve öncü kültür iddiasında bulunmak çılgınlık ve çaresizlik ifadesi değil de nedir? Aklım mantığım ve vicdanım, tüm bilgi ve tecrübe birikimim, fizik doktorası yapmış Papaz kızı olan bir hanımın, hem de Alman Bundeskanzler i olarak Alman Anayasasının, Almanya da yaşayan herkes için –din dil ırk köken ayırımı yapmaksızın- insan hakları, sosyal haklar ve eşitlik ilkelerine sadakat yemini ettikten sonra, hala hristiyan propagandası yapmasına karşı direnmemi emrediyor. Kaç günden beri Almanca, İngilizce ve Türkçe olarak dünya kamuoyuna sesleniyorum ve Almanya da, Thilo Sarrazin ile iyice ortaya çıkan, çok kültürlülüğe, özellikle Müslüman olan Türk ve Araplara karşı tırmandırılan, tehlikeli ırkçı yönelişe karşı uyarıyorum. Uyanık olup vaktinde tepki gösterilmez ise, birleşik Almanya’ da Yahudilerin yerine Türkler ve Araplar konularak yeniden Nazi dönemi hortlatılabilir. Tarih, insanlık bir türlü ders alamadığı için hep tekrarlanmaktadır.
 
Tüm dünyaya ilan ediyorum; benim aklım mantığım vicdanım bilgi birikimim ve tecrübem, Angela Merkel ve Horst Seehofer’ in içi boş ‘ Leitkultur-öncü önder lider Kültür’ iddialarını kabullenmeme engel olmaktadır. Bu durumda Angela Merkel ve Horst Seehofer bana açıkca diyorlar ki, sen Almanya da yanlış yerde yanlış ülkedesin!
Alman hükümetinin en tepesinde bulunup da, bu insanlık dışı, mantık ve ahlak dışı bu sözleri edebildikleri için kendilerini şiddetle kınıyorum ve en kısa zamanda Almanya yı terk edeceğimizi kendilerine hatırlatmak istiyorum. Zaten son yıllarda, kaliteli iyi eğitim görmüş insan gücü istatistiklerine göre, Almanya ya gelenden çok terk eden olmaktadır. Nitekim IT konusunda, örneğin İş İstihbaratı, iş zekâsı konusunda kaliteli eleman ihtiyacı nedeniyle, Hint li yazılımcılara ABD deki gibi ‘Green Card’ vermeyi vaat ederek davet etmelerine rağmen pek gelen olmadı. Hint’ liler bile Amerika ve İngiltere’ yi tercih ettiler. 
 
Çin Almanya rekabeti pek yakında Alman sanayini çökertecektir. En önemli Alman patent ve markalarını önce davet edip sonra kopyalayarak çoğaltan ve hiçbir lisans ve patent ücreti ödemeyen Çin ekonomisine karşı Alman ekonomisi her geçen gün rekabet kabiliyetini kaybetmektedir. Almanya da yabancılar olmasa işsizlik ve iç tüketim daha da yükselir ve Alman ekonomisi kaliteli eğitimli eleman bulmakta zorlanır. Buna rağmen nankörlük ederek, Yabancı, özellikle de Türk ve Müslüman, Arap düşmanlığı yapmak, Alman idealizmine, Kant ın ülkesine yakışıyor mu? Ne oldu Kantsche Imperativ denilen, kendine yapılmasını istemediğini başkalarına yapma evrensel ahlak ilkesine? Ortaçağ hristiyanlığına dayanan insan ve kültür anlayışını öncü kültür ilan etmek ilkellik ve geriye dönüş değil midir? Angela Merkel ve Horst Seehofer, bizlere akılları fikirleri, kavrama güçleri varsa, Kant dan Hegel den Goethe den Schiller den Schelling den bahsetsinler, ama hristiyanlık kültüründen değil! Alman idealizmi ile Hristiyanlık ve Hristiyanlığın insan kavramı ve anlayışı çok farklıdır. Birinde evrensel insan hakları ve kimseyi dışlamayan ahlaklılık ilkeleri, diğerinde ise engizisyon mahkemeleri, giyotin ve subyan çocuklara cinsel tecavüz yapmaktan çekinmeyen ahlaksız hristiyan kilise papazları öne çıkmaktadır. Acaba Angela Merkel ve Horst Seehofer hangisini öncü kültür ‘ Leitkultur’ örnek alınacak kültür olarak savunmaktadır?
 
Samimi ve inanmış, yüce Allah’ ın birliğinden ve onun elçisi Hz.Muhammed’ in Allah ın son hak peygamberi olduğundan başka, her gerçeği sorgulayan bir Müslüman olarak tüm dünyaya ilan ediyorum:
Kuran - ı Kerim, insanlığın ve bilimin gelebileceği en yüksek soyut bilgi ve kavram silsilesine sahiptir. Kuran da müspet bilim ve insan hakları ile çatışan hiçbir ilke, prensip kavram ve tavsiye de yoktur. Kavram derinliği olmayan, yüzeysel düşünenlerin kendi menfaatlerine uygun yanlış yorumları ve emperyalizm tarafından desteklenip türetilen sözde İslami devletlerin hiçbirinde(İran ve Türkiye dahil) , Hz. Muhammed’in evrensel mesajına, Kuran vahyine uygun faizsiz ve adil bir ekonomik ve sosyal hayat, felsefe ve medeniyet yoktur ve gerçek İslam bugünkü dünyada yaşanamamaktadır. 
 
Menfaatlerinin ve geçim derdinin esiri olmuş, hür olmayan, hür düşünemeyen, maddenin esiri ve kölesi olan insanlar (Kapitalizm) ile aklı olmayan insanların, makam ve mevkileri etnik kimlikleri dilleri ne olursa olsun, hiçbir dini sorumlulukları ve yükümlülükleri yoktur; çünkü onlar hiçbir zaman mutlak gerçeği kavrayıp, bilerek inanamazlar. Bilerek, salt ve müspet bilimlerin bilgi birikimi sonucunda, hiçbir zorlama ve kişisel menfaat düşüncesi olmaksızın, Tabiat’ ın yani Allah denilen tek Tanrının sonsuz çeşitlilik içindeki birliğine ve tekliğine, sonsuz gücüne inanmak, kendi rızası ile kabullenip iman etmek, hayatta erişilebilecek en yüksek makam ve mevkidir, mertebedir, erdemdir, öncü ve önder kültürdür. Hıristiyanlık ve kurumlaşmış hiçbir din öğretisi, din adamlarına dayanan kültür öncü ve önder kültür olamaz. Ancak mutlak bilgi ve gerçek sizi hürriyetinize kavuşturup hür  insan yapabilir.
 
Paranın ve insanın, Allah, Hak ve Hakikat yerine konduğu yapay ve robotik Batı kültürlerinde, duygu düşünce, değer, estetik, bilim ve sanat, insanlık ve insan hakları bir süre sonra gelişemez olacaktır. (bkz.Zivilisation, Civilization ne demektir?) Batı kültürü, Hak ve hakikate dayanan yüksek İslam kültürünün soyutluk derecesine, estetik güzellik ve insanlık anlayışına ulaşamadan yok olup gidecektir. Nitekim modern Matematik alimleri, henüz camilerdeki süslemelerin ifade ettiği kristal geometrik yapılarını yeni yeni anlamaya, matematik olarak formalize etmeye, tanımaya, anlamaya ve keşfetmeye çalışmaktadır. Asıl öncü kültür ve Allah katında son gerçek din İslam dır.
 
 
 
 
16.10.2010
 
Türkischer Staatspräsident
Gül lobt Özils Entscheidung für Deutschland
Türkischer Staatspräsident Gül: Appell an seine Landsleute in Deutschland
Der türkische Staatspräsident Gül hat in Deutschland lebende Türken aufgerufen, sich in die Gesellschaft zu integrieren. Den Fußballer Mesut Özil lobte er für dessen Entscheidung, für die deutsche Nationalmannschaft zu spielen - statt für die türkische Auswahl.
Die in Deutschland lebenden Türken rief Gül dazu auf, Teil der deutschen Gesellschaft zu werden. Wichtig sei dafür, die deutsche Sprache zu lernen: "Wenn man die Sprache des Landes, in dem man lebt, nicht spricht, nutzt das niemandem: nicht dem Einzelnen, nicht dem Land, nicht der Gesellschaft." In Deutschland lebende Türken sollten daher Deutsch lernen, "und zwar fließend und ohne Akzent".
Gül forderte, die Integration müsse in Deutschland schon im Kindergarten beginnen. In der Vergangenheit seien bei der Integration Fehler gemacht worden, sowohl auf deutscher wie auf türkischer Seite.
Zugleich zeigte sich Gül beunruhigt über eine wachsende antiislamische Stimmung in Deutschland und in anderen europäischen Ländern. "Politiker und die Intellektuellen" in den betroffenen Staaten müssten dagegen etwas unternehmen, sagte Gül.
Wulff trifft am Montagabend zu seinem fünftägigen Staatsbesuch in Ankara ein und wird am Dienstagmorgen von Gül offiziell mit militärischen Ehren empfangen.
hen/AFP/dapd
 
 
AVRUPA VE ALMANYA GÜNDEMİ : ALMANYA’ DA NELER OLUYOR? TERÖR ALARMI, İSLAM VE TERÖR; ALMANLAR NEDEN ALTINA HÜCUM EDİYOR?
 
Prof. Dr. Mehmet Erdaş 06.10.2010 Berlin
 
Alman ekonomisinde işsizliğin azaldığı, ihracatın arttığı, krizden çıkıldığı haberleri Alman medyası tarafından gündem pompalanırken, Amerika, İngiltere, Avustralya ve Kuveyt’ in Almanya ve Avrupa’ ya seyahat edecek vatandaşlarını özellikle Almanya ve Fransa ya terör saldırıları olacağı konusunda uyarması gündeme bomba gibi düştü. Her ne kadar Alman İçişleri Bakanı De Meziere ve güvenlik güçleri olağan dışı korkulacak bir durum olmadığını söyleseler de, özellikle yeni yapılan Berlin Hauptbahnhof una ve Paris te Eyfel Kulesine terörist saldırılar olacağı haberleri, Anglosakson gizli servisleri tarafından yayılmaktadır. Neden mi?
 
Amerika’ nın Pakistan’ ın Afganistan sınırında insansız uçaklarla bombaladığı Veziristan dağlarında 6 Alman uyruklu teröristin öldürüldüğü ve buna misilleme yapılacağı iddia edilmektedir. Özellikle 11 Eylül 2001 de New York da ikiz kulelere yapılan saldırılara benzer bir terörist saldırının yine Hamburg camilerinde organize edileceği korkusu maksatlı olarak yayılmaktadır. 11 Eylül saldırılarını Müslümanlar yapsaydı tekrarlanırdı tezine karşılık adeta yeni bir senaryo kurgulanıyor. Tam da Çin Başbakanı Wen Jiabao Brüksel den sonra Berlin de Merkel ile görüşürken gündeme gizli servislerden maksatlı olarak yayılan önemli haberler düşmeye başladı.
 
Thilo Sarrazin’ in yaydığı Almanya kendi kendini batırıyor, Müslümanlar ve Türkler sosyal devleti sömürüyor, Almanları aptallaştırıyor iddialarına karşı Alman Cumhurbaşkanı Christian Wulf ‘un 3 Ekim de İki Almanya nın birleşmesinin 20.yıl törenlerinde, Almanya da yaşayan Müslümanların da Cumhurbaşkanı olduğunu özellikle belirterek, İslam dininin de Hristiyanlık ve Yahudilik gibi Almanya’ nın gerçeği olduğunu vurgulamasından sonra, bugün de kilise ve Bavyera nın CSU  Partisi bu görüşe katılmadıklarını belirttiler. Bu arada Hollandalı Popülist Gert Wilders’ de Berlin’e gelip kışkırtıcılığını yaptı; Kuran ı Kerim’ i Adolf Hitler’ in ‘Mein Kampf’ kitabına benzetti ve İslam dininin de faşist olduğunu Den Haag da halkı kışkırtmak suçundan yargılandığı mahkeme önünde ilan etti. Çok kültürlülük ve uygulanan Entegrasyon politikasının iflas ettiği, Türkler ile Müslümanların ve İslam dininin tehdit olarak algılandığı fikri Almanya da Almanların çoğunluğu tarafından desteklenirken, Cumhurbaşkanı Wulf ‘un bugün de Güney Afrika da, Dünya ikincisi olan Mesut Özil’ li Alman Milli takımı futbolcularına, gösterdikleri takım oyunu, centilmenlik ve dayanışmadan, Almanya yı dünyaya çok olumlu tanıtmalarından dolayı Alman devlet nişanı vermesi topluma önemli bir mesaj niteliğini taşıyordu.
 
Kim ne derse desin, basın ve politikacılar her ne kadar kendi istedikleri kadar yapay gündemleri oluşturmaya çalışsınlar, Alman halkının ve Almanya’daki yabancıların yaşadığı sorunlar ve gerçek gündem geleceğe güven duygusunu kesinlikle önlemekte, insanlar arasında korku, endişe ve gizli düşmanlık, kıskançlık yayılmaktadır. Almanya da, Fransa ve İngiltere ye kıyasla iyice düşen işcilik saat ücretleri ve asgari ücretin tüm iş kollarında uygulanmaması, Doğu Avrupa ülkelerinden gelen işcilerin çok daha düşük saat ücretleriyle çalışmayı kabul etmeleri nedeniyle sosyal barışı tehdit etmektedir. Stuttgart ta yapılan Tren İstasyonu inşaatına ve nükleer santrallerin işletme sürelerinin uzatılmasına ve nükleer atıkların Aşağı Saksonya da Gorleben’ de Tuz madeni altında inşa edilen tünellerde depolanması projesine karşı yapılan protestolar gittikçe yaygınlaşmaktadır. Yeşiller partisi de gittikçe güçlenmektedir.
 
Artan belirsizlik ve Yunanistan’ ın borçlarını ödeyememesi durumu ile patlak veren Euro krizi, iki dünya savaşı ve 1929 buhranını yaşayan Alman halkını tasarruflarını, Borsa ve döviz den daha çok Altın almaya yönlendirmektedir. 1 ons ağırlığındaki Krüger Rand denilen Altın para, Alman Bankaları tarafından 999 Euro ile 1090 Euro arasında satılmaktadır. Alman ekonomi basını ve görsel medyası her ne kadar, Altın fiyatlarında dolar bazın da gerçekleşen artışın, Euro/dolar paritesindeki değişme; Euro nun dolara karşı değer kazanmasıyla Temmuz 2010 a göre Altın da Euro olarak değer kaybı yaşandığı belirtilse de Altın fiyatlarındaki tırmanışın süreceğine inanan Alman halkı yine de altına hücum etmektedir.
 
Çin Başbakanı Wen ise Berlin de Angela Merkel karşısında kendinden emin kameralara gülümsemektedir. Yunanistan Hazine bonoları alarak Euro krizinde Avrupa ya destek vadeden, Polonya da yapılan otoban inşaatı ihalelerine katılan ve komünist devlet yapısına rağmen kapitalist piyasa ekonomisi akıllıca uygulayarak sermaye birikimini ve küresel rekabet kabiliyetini elde eden Çin, ABD’ nin   Çin parası Yuan da %40 oranında değer artışı yapılarak Çin mallarının pahalandırılmasını ve ABD ve AB ye yapılan Çin malları ihracatının azaltılmasını istemesine karşı Avrupa kartını da akıllıca kullanmaktadır. Çin- Rusya Enerji işbirliği ve uzun vadeli enerji güvenliğinin sağlanması projesinden daha önce de bahsetmiştik.
 
Almanya ve Avrupa gündeminde; Fizik dalında Nobel ödülü  neden ve kimlere verildi, teknolojik sonuçları neler olacak? gelecek yazımızda!
 
 
 

 

       

 

Copyright © 2008 Mehmetrdassapbidanismani.com Tüm Hakları Saklıdır..

Ana Sayfa  |  Güncel  |  Eğitim Danışmanlığı  |  Hr Pr Danışmanlığı  |  Üye Girişi  |  Kitap Siparişi  |  Kitap Oku  |  Yeni Projeler  |  İletişim

 

Web Tasarım ve Kodlama: ATLASDİZAYN.NET