TWEET 

 ÖNEMLİ HABERLER LİNKLER 

 TÜRKİYE GÜNDEMİ 

 ALMANYA GÜNDEMİ 

 ISTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ 

 MÜŞTERİ SORULARI YORUMLARI 

 SAVUNMA SANAYİİ STRATEJİSİ 

 FİNANS KRİZİ KOMPLEKS DENGELER 

 ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ  

 TOP ERP BI PROJELERI 

 İŞSİZLİK ÇEVRE KİRL. İKLİM  

  BI AWB MENÜLERİ 

 TEKNOLOJİ İZLE RİSK DEĞERL. 

 DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 

 
New Page 1
Ana Sayfa  >  İŞSİZLİK ÇEVRE İKLİM  >
     













 
 
İŞSİZLİK ÇEVRE İKLİM

 

İNSANLIĞIN VE TÜRKLÜĞÜN VARLIK- YOKLUK İKİLEMİ; ABD-AB-İSRAİL DOST MU DÜŞMAN MI?
 
Prof.Dr.Mehmet Erdaş, Berlin   01.12.2010
 
Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan, AKP-Adalet ve Kalkınma Partisi ne güzel sempatik ve ideal isimler ve hedefler değil mi bunlar? Belki de bu yüzden sürekli Türk halkından oy alıyorlar. Efendileri, perde arkasında emir aldıkları Küresel Siyonist Sermaye de, bu yüzden seçip iktidar yapmıştı onları. 1 Mart Tezkeresi, efendilerine önceden söz verilmesine rağmen, TBMM den geçirilemeyince, Recep Tayyip Erdoğan daha Başbakan ve milletvekili bile değilken, onu Başkan Bush ile görüştüren Üzeyir Garih’ e racon kesildi ve Kabala işkencesiyle öldürülüp cesedi Eyüp Mezarlığına, bir sarhoşun önüne atıldı. Katil diye o sarhoşu tutukladılar.
 
Türk insanını adam yerine koydukları izlenimi veriyorlar. ama sekiz yıl iktidar olduktan sonra anlaşıldı ki gizli gündemleri var. Efendileri de onları, apaçık kuklaları olmalarına rağmen adam yerine koydukları izlenimi vererek, idare ediyor, oyalıyor ve hoş tutuyorlar.
 
Sekiz yıldan beri Türkiye de yapılan ve söylenenlere bakalım:
 
1-Türkiye de Özelleştirme adı altında fiziki gerçek sermaye birikimi ve teknoloji üretim süreci durdurulmuştur. Enerji ve elektrik üretim kapasitesi nüfus ve tüketim artışı oranında artmamıştır. Başta TELEKOM olmak üzere, tüm Bankalar ve Enerji Üretim İletim ve Dağıtım ihaleleri yabancı sıcak ve hoppa paraya, nerdeyse bedavaya, peşkeş çekilmiştir. Elde edilen Özelleştirme gelirleriyle yeni yatırımlar yapmak yerine, sadece dörde katlanan iç ve dış borç faizleri ödenmiştir.
 
2-Türkiye piyasası hiçbir koruma ve serbest rekabet önlemi alınmadan, tamamen yabancı sermayeye terk edilmiştir. TC Merkez Bankası, piyasaya giren ve çıkan para miktarını, döviz kuru ve faiz hadlerini kullanarak yönetemez hale getirilmiştir.
 
3-Tekstil sektörü bitirilmiş, Denizli, Bursa, Çorlu, Tekirdağ, Gaziantep, Adana ve İstanbul da 80 Milyar dolarlık tekstil dokuma tezgahı çürümeye terk edilmiştir.
 
4- TSK uygulanan psikolojik asimetrik savaş yöntemleri ile hedef haline getirilmiş; Türk ordusunun Generallerine sanki kaçacaklarmış gibi adi suçlulara yapılan tutuklama muamelesi yapılmış, sonuçta Ordu sindirilmiştir.
 
5- Kürt açılımı, Demokratik açılım adı altında Türk milletini ve devletinin, bekasını birliğini ve bütünlüğünü yok etmeyi ve bölmeyi hedefleyen, hapisteki Abdullah Öcalan’ ı muhatap alarak, Kürtlerin lideri yapmaya yönelik ortam hazırlanmıştır. Bu maksatla PKK terörü tırmandırılmıştır.
 
6- Füze kalkanı Projesi adı altında Türkiye Cumhuriyetinin Bağımsızlığı ve TSK nin savunma ve saldırı harekâtı yapabilme kabiliyeti elinden alınmıştır.
 
7- İhale Yasası sık sık değiştirilerek, Rüşvet Yolsuzluk tırmandırılmış başörtülü eşleri olan ve jiplerle gezen AKP zenginleri türetilmiştir.
 
8- Türkiye Cumhuriyetinin yepyeni ve çağdaş tüm uygarlık projeleri askıya alınmış ve devlet yapısı, Emniyet Teşkilatı ve HSYK, Adalet Bakanlığı tamamen Fethullah Gülen hizmetine tahsis edilmiştir.
 
9- Türk toplumunun savunma ve ülkesine sahip çıkma refleksleri, yeni kurulan Fethullah ve AKP Medya tekellerinin, ülke gerçeklerinden tamamen uzak, yapay gündem ve propaganda yöntemleri kullanılarak gün be gün, an be an ve adım adım, suyun sert kayaları ufalayıp eritmesine benzeyen günde beş vakit tekrarlanan beyin yıkama yöntemleri kullanılarak,  sözde din iman, tarikat siyaset ticaret yöntemleri ile tamamen yok edilmiştir.
Türk toplumu kredi kartları ile sürekli ve aşırı borçlandırılmış, Tekelleşme yöntemleriyle AVM ve Süper Market zincirleri gecekondu bölgelerine kadar yaygınlaştırılmış, Türk halkı sürekli olarak çoluk çocuk, hep ürettiğinden daha çok tüketmeye, imkânlarının üzerinde yaşamaya yönlendirilmiş, tamamen aciz, fakir fitre ve sadakaya muhtaç hale getirilerek çaresiz bırakılmıştır.
 
10- Samimi dindarlık yerini başörtülü menfaat şebekelerine bırakmış, THY dahil emniyet ve adalet kurumlarına, önemli devlet kurumlarına el altından sadece imam hatip kökenli olan AKP’ liler ve CIA korumasında ABD de yaşayan Fethullah Gülen hizmetkarları yerleştirilmiştir. Deniz feneri doyasına hala işlerlik kazandırılamamış, toplumda adalete ve orduya güven duygusu da bilinçli bir şekilde yok edilmiştir.
 
11- Toplumda mevcut samimi din iman ve vatan sevgisinin yerini, dünya malına makam mevkii ve zenginliğe paraya tapan sahtekâr ve menfaat düşkünü,  adeta her şeyi gören ve bilen her şeyden haberdar olan yüce, yegâne kadir-i mutlak olan Allah’ ı kandırabileceklerini sanan şeklen başörtülü, Müslüman görünümlü sahtekârlık ve ahlaksızlık almıştır. İşsizlik, özellikle gençler arasında %25 lere kadar tırmandırılmıştır. Her dört gençten birisi işsiz bırakılarak, terör iktidar sahiplerince adeta el altından desteklenmektedir.
 
12- Açıklanan ve ne için açıklandığı henüz belli olmayan WIKI WAKI Belgeleri olmasa da, günlük hayatın akışı içişinde, kimsenin kimseye güveni, sevgisi, saygısı, duygusu ve merhameti kalmamış, olana bitene tamamen kayıtsız ve duyarsız, robotlaşmış bir tüketim toplumu yaratılmıştır.
 
13- Türkiye’nin Kurtuluş savaşında baş düşmanı olan, emperyalizmin baş temsilcisi AB, ABD ve İsrail güdümündeki Küresel Siyonist Sermaye en önemli stratejik ortak adı altında Türkiye ye tamamen hakim olmuştur. Dünyanın başka hiçbir ülkesinde Türkiye deki kadar Mossad, CIA, BND, MI5 ajanı bulunmamaktadır.
 
Nitekim WIKILEAKS belgelerinde de İRAN ve TÜRKİYE’ nin, kurulan çok yönlü sosyal, ekonomik, finansal, askeri ve teknolojik istihbarat ağlarıyla en yakından izlenen kilit ve hedef ülkeler olduğu apaçık anlaşılmaktadır. Küresel Siyonist Sermaye, Türkiye nin idaresine her alanda hakim kılınmıştır.
 
Mavi Marmara gemisine İsrail tarafından saldırılacağı bilindiği halde, bir Kruvazör refakati ile en basit koruma tedbiri dahi alınmamıştır. Geriden bağırıp çağırmak, ‘one minute’ showları ile yapay gündem yaratmak, devlet gücünün gerektiğinde ve yerinde kullanılmasının, devlet adamı becerisi göstermenin yerini hiçbir zaman tutamayacağı, kaybedilen canlarla bedel ödenerek anlaşılmıştır.
 
AB’ nin sırasıyla Yunanistan, İrlanda, Portekiz, İspanya ve İtalya’ nın borçlarını çeviremez hale düşmesiyle dağılacağı ve Almanya, Hollanda, Avusturya arasında yeni bir EURO bölgesi kurulacağı konuşulmaktadır. Türkiye’ nin hiçbir zaman gerçekleşemeyecek olan AB’ ye tam üye olma hayali ve hedefi ile NATO Füze kalkanı Projesine evet demesi bugünkü dünya koşullarında, Avrasya, Rusya, Brezilya, Çin karşısında ne kadar gerçekçidir? ABD ve İsrail en geç Kasım 2012 ye kadar İran’ a askeri müdahalede bulunduğunda Türkiye nin tutumu ne olacaktır? En geç Kasım 2012 de İran, kurduğu yeni santrfüjlerle Nükleer santrallerinde, atom silahı için gereken Uranyum zenginleştirme işlemini başaracak; AB ülkelerine ve İsrail e nükleer başlıklı balistik füze fırlatabilecektir.
 
Türkiye 2011 seçimlerinde veya hemen seçimlerden sonra yeniden Koalisyon hükümetleri dönemine girecektir. Umalım ki ülkemiz, gelecek fetret döneminde iç harp ve terör sonucu bölünme, Üniter devlet yapısının tamamen yok edilmesi acı tecrübesini yaşamadan, ordusu, yargısı, yasama ve yürütmesi, medyası ile gerekli tüm tedbirleri alarak, toplumsal reflekslerini harekete geçirerek, düşmanlarına karşı birlik ve bütünlüğünü her şeye rağmen koruyabilsin!
 
Elçiye zeval olur mu? Bilim işcisi olarak elçilik görevimizi yapıyor ve Türk toplumunu geleceğin önemli tehdit ve tehlikelerine karşı uyarıyoruz. İnşallah, o gün ve o zamana kadar hitabeti etkileyici kör sağır dilsiz hünersiz ve beceriksiz uşakların yerini, önemli karar mercilerinde ehliyetli bilgili, uluslar arası lisan ve teknoloji bilgisi ve diplomasi tecrübesi olan, çok iyi yetişmiş, ne istediğini bilen, dini imanı bütün gerçek vatanseverler alacaktır.
Küresel finans krizini kimileri dibi aşağıda çanaklanmış bir parabole, kimileri de tepetaklak olmuş dibi ters dönmüş ve şapkalaşmış bir parabole benzetebilmektedir. Kişilerin hayal güçlerine, eğitim, bilgi ve görgü seviyelerine, kişilik, ahlak ve benliklerine, inatçı veya uysal olma huylarına, salak veya solak olmalarına, kültür ve değer hükümlerine, istek ve tercihlerine  göre kullandıkları matematik kavram keskinliği, semboller, yönler ve farkındalıkları, karar öncelikleri değişebilir, problem teşhisleri doğru veya yanlış olabilir. Ancak yanlış tanım ve teşhislerle, problemlere ve hastalıklara doğru, isabetli çözümler bulmak, tedaviler uygulamak mümkün değildir. Bu yüzdendir ki, tek tanrılı semavi dinlerin inanç kitaplarında ve ısbat kabiliyeti, neden sonuç ilişkisi olan müsbet bilimlerde, önce isim ve kavramların, teorinin oluşturulduğu, sonra da bu soyut kavram, tanım ve isimlerin, somutlaştırılıp cisimleştirilmelerinin, yani keşiflerin ve teorinin pratik uygulamalarının takip ettiği tarihsel bir gerçeklik olarak sık sık hatırlatılmaktadır.
Kavram keskinliği ve zenginliği olmayan, farklılıkları zenginlik olarak değerlendirip içine sindiremeyen, yeni kavramları, keşifleri ve gelişen teknolojileri özümseyip, kullanıp, daha da geliştirerek kendine maledemeyen, sürekli geliştirip değer katamayan, zamanın ruhunu kavrayıp tam vaktinde sezemeyen, emsallerinin hep gerisinde ve geç kalan toplumlar, diller, dinler ve kültürler de, tarihleri de kalıcı olamamış, nice diğer emsalleri gibi hafızalardan silinmiş, yok olup gitmişlerdir. Yüzeyselleşen dilleri kullanan, kavram zenginliği, değer üretemeyen toplumlar zamanın gerisinde kalmaya ve yok olmaya mahkum ilkel toplumlardır.
 
Ekonomi ve finans kitaplarında, zaman boyutu ve dinamizm faiz kavramıyla işin içine girer. Faiz kavramı çıkarılırsa ekonomi ve finans kitaplarında irdelenecek, zamanla değişen dinamik büyüklük olarak geriye ne kalır ki? Hiç bir şey! Demek ki ekonomi ve finans dünyasının can damarı ve güç dinamosu faiz mekanizmasıdır. Ekonomi ve finans faizle başlar. Faiz, toplumun geleceğe duyduğu güven veya güvensizliğinin, zenginlik veya fakirliğinin artırıcı veya eksiltici kaynağıdır. Ekonomi ve finans dünyasında, tüm üretim ve tüketim faaliyetleri, girdi ve çıktı fiyatları, enerji ve işgücü fiyatları, fiziksel ve parasal tüm arz ve talep dengeleri faiz kavramı ve faiz mekanizmasıyla, bankacılık sistemi sayesinde tekelci ve spekülatif eğilimlerle  yönlendirilmektedir.
 
Faiz mekanızması ve bankacılık sisteminin, fert- firma sektör –ülke- bölge ve küresel ölçekte, piyasaların ve tüketim tercihlerinin, üretim ve tüketim yapısının yönlendirilmesinde kullandıkları hedef ve yöntemleri ‚Kontrol altında tutulabilen yapay bir belirsizlik ortamında ne pahasına olursa olsun Büyüme ve Kar maximizasyonu‘ olup adil, sosyal ve kalıcı değildir. Dünya kaynaklarını, çevre ve iklim değişmelerini, işsizlik sorununu artık değer olarak görür, çözülmesi gerekli problem olarak ihmal eder, yok sayar. Tabii ve sosyal kaynakların, en iyi kaynak verimliliği ve sosyal adaletin    katılımcılık ilkeleriyle sağlanması, işsizliğin önlenerek adil gelir dağılımının sağlanması hedefi, faiz mekanizmasının, varolan bankacılık ve finans sisteminin temel mantığı olan ‚ne pahasına olursa olsun kontrol altında tutulabilen enflasyon ortamında tekelci büyüme ve kar maximizasyonu sağlanması hedefiyle  mutlak çelişmektedir.
 
Küresel finans krizinin ABD deki Mortgage emlak piyasasından başlaması ve 15 Eylül 2008 de dünyanın en büyük sayılı Yatırım Bankası olan Lehman Brothers ın iflasına izin verilmesi tesadüfi değildir. Nitekim krizin zamanlaması, ABD Merkez Bankası Fed Reserve‘ ın tüketimi artırmak maksadıyla, piyasada para maliyetlerini ucuzlatmak için tarihteki en düşük faiz hadlerini uyguladığı dönemde patlak vermesi de tesadüfi değildir.
Faizlerin sıfıra yaklaştığı Japonya da da 1990 lı yıllardan beri yapısal sistem krizi yaşanmaktadır, çünkü bu durum sistemin temelindeki tekelci enflasyonist büyüme ve kar maximizasyonu mantığıyla çelişmektedir. Kapitalizmin oyuncu piyasa güçleri ve aktörleri için faizin sıfıra yaklaştığı asimptotik ve asimetrik bir ortamdır; reel ekonomide kar maximizasyonu hedefi tanımlanmamış böylesi belirsiz zaman ortamlarda, finans piyasalarında süpekülatif ürün ve araçlar, türedi borç senetleri (derivatives) devreye sokulmuştur. Nitekim 1929 Büyük Ekonomik buhranında dünya para ve finans piyasalarında, reel olarak bir birim mal ve hizmete karşılık 34 birim para dolaşıma sokulmuş iken, 2008 krizin de bu oran bire 180 orana yükselmiştir. Buna rağmen çöküş önlenememiş ve dünyaya hükmeden en büyük G-8 Ekonomilerinin zirvesi ve akabin de de Londra da G-20 Ekonomi zirvesinde sisteme trilyonlarca dolar şırınga edilmiştir. Şu anda dünya para ve finans piyasalarında bir birim reel mal ve hizmet değerine karşılık 400 birim para dolaşımda bulunmaktadır. Bunun sonucu bir iki yıllık gecikmeli reaksiyon zamanından sonra ortaya çıkması kaçınılmaz olan ve kontrol altında tutulamayacak çok aşırı yüksek enflasyon tehlikesidir. 1929 Büyük Ekonomik Buhranından çok daha şiddetli yaşanacak bir bölüşüm savaşı ekonomisi ancak ertelenebilmiştir. Bu erteleme başarılı açık istihbarat görevi yapan medya desteğiyle, dünya kamuoyuna sanki küresel kriz çözülmüş gibi sunulmaktadır ki bununla da dünya da tüketici güveninin yeniden kazanılması, durmuş olan dünya piyasalarında talep tarafının canlandırılması, Keynes in deyimiyle kümülatif arz ve talebin çakıştırılması  (matching) amaçlanmaktadır.
 
Ekonomi teorilerinin çoğu, örneğin Merkantilizm,  devrin hakim güç odakları tarafından Üniversite hocalarına ve Medya kuruluşlarına para dağıtılarak yazdırılmıştır ve yaygınlaştırılarak üniversitelere okutulmaya başlanmıştır.
 
Adam Smith‘ in ‚ The Wealth of Nations‘ kitabında piyasanın ‚görünmez gizli eli‘ dediği, sözde serbest rekabeti ve piyasa mekanizmasının adaleti, sihirli temel dayanak ve düzenleyicisi faiz mekanizmasıdır. David Ricardo, Silvio Gesell ve Karl Marx‘ ın, John Maynard Keynes‘ in kalıcı temel eserlerinde tarihsel bir perspektifle irdeleyip ortaya koydukları gibi aslında tüm ekonomik ve finansal problemlerin, ülkesel, bölgesel ve küresel krizlerin kaynağı da para ve bankacılık sisteminin dayanağı belkemiği faiz mekanizmasıdır.
 
 
Ekonomi üretim ve tüketim, yani arz ve talep dengelerinden oluşur ve en iyi girdi-çıktı, etki-tepki yöntemleri kullanılarak neden-sonuç, oran ve orantı ilişkileriyle irdelenir. Üretim kapasitesi ve kabiliyeti, doğrudan sermaye birikimi ve araştırma geliştirme fonlarının yeni ürün geliştirmeye harcanmasıyla, emek kabiliyeti ve hüneri, eğitim düzeyi ile orantılıdır. Sermaye birikimi ise doğrudan faiz mekanizması, tasarruf ve yatırım eğilimi, en son sermaye birikimi seviyesi ile belirlenir. Ekonomi de yeterli sermaye birikiminin oluşmuş olması,yöneticilere en önemli üretim maliyetini belirleyici bileşenler olarak, faiz oranları(sermaye maliyeti), enerji, hammadde, emek gibi ana girdi fiyatları  ile para piyasalarını yönlendirme, belirleme, karar alma gücü ve kabiliyeti kazandırır.
Karar almak demek, tüm karar seçeneklerinin ve tüm olası karar alternatiflerinin, geleceğin risk(belirsizlik) durumu ve sonuçlarına göre ihtimal dağılımlarının hesaplanarak ağırlıklandırılarak oluşturulması, değerlendirilmesi ve ve en az belirsizlik (risk minimizasyonu), en çok belirsizlik (risk maksimizasyonu) gibi en iyi (optimum) gibi istenen karar kriterinin uygulanması demektir.
 
Gerçek ve parasal ekonomi de çok farklı temeller ve kıstaslar belirleyicidir. Gerçek ekonomide arz ve talep dengelerini, tabiat kanunları, enerji ve işgücü eğitim seviyesi belirlerken; parasal ekonomide arz ve talebi dengeleyen fiyatları, siyasi ve toplumsal güç ilişkileri ve tüketim tercihleri, reklam bütçeleri, inançlar gibi diğer  kompleks arz ve talep dengeleri, rekabet ortamı   belirlemektedir. Örneğin bir enerji santralini veya büyük bir üretim tesisisini bir gecede kuramazsınız; ancak Merkez Bankası ve Bankacılık, Vergileme sistemi  kararları ile bir gecede faiz oranlarını ve vergileri değiştirebilir,  piyasadan para çekebilir, para pompalayabilir, veya yaşanmakta olan küresel finans krizinde olduğu olduğu gibi milyarlarca doları bir gecede hile ile buharlaştırabilirsiniz. Böylece yükselen varlık değerleri dibe vuracak ve likidite sahibi olanlar bunlara değerinin çok altında para ödeyerek sahip olabileceklerdir.
Daha sonra da sisteme şırınga edilen aşırı yüksek likidite  sonucunda, bir kaç yıl sonra gecikmeli olarak yaşanacak aşırı enflasyon ortamında, yeniden değer şişmeleri fiyat artışları, varlıkların el değişmesi  yaşanacaktır. Nitekim enerji, doğal gaz ve petrol fiyatları ile istedikleri gibi oynamaktadırlar. Bu milyarlarca doların anında ülkeler arasında el değiştirmesi anlamına gelmektedir.
 
Gerçek ekonomi
 
 
 
Bu kriz bir güven krizi, parayı yutan kanallara para pompalıyorlar
Sonuç enflasyon olacak ve enflasyonla dünyadan kaynak emecekler
Bir taraftan da varlık değerleri düşecek
Hem enflasyon hem de varlık değerlerinin düşüşü ile iki ağızlı vuracaklar baltayı
Oyun basit anlayana!
Önceleri faiz oranları ve petrol fiyatları ile oynarlardı şimdi topyekun kümülatif arz ve talep ile oynuyorlar
Savaş çıkması ihtimali de olabilir, elbette refah paylaşım savaşı ve korumacılık tedbirleri yeni gümrükler
Yeni rekabet şartları, el değiştirmeleri iflaslar ve artan işsizlik olacak dünya piyasalarında
MERDASSAP Grubu
 
ABD li Enerji Danışmanı ve Çek Nükleer santrali
7-8 Kişi Dünya ekonomi ve finansını yönlendiriyor
 
 
KAPİTAL ENERJİ İŞGÜCÜ ZAMAN VE FAİZ OTOMATİZMASI; EKONOMİK DENGE ÇEVRİMLERİ
 
 
f(K,E,A, t, T)= i(t)+ji(T)
 
 
Elektrik akımı ile finansal fon akımlarının bir e bir Benzeşimi(Analoji, Tümevarım, Tümdengelim)
Sanal bileşen ile sosyal ve adil bölüşüm sağlanarak yapısal ve periyodik talep yetersizliğinin, atıl kapasite sorununun çözülmesi
Doktora tezimin konsepti
 
 
FAİZ MEKANİZMASI İLE BORÇLANMA
REEL EKONOMİ VE FİNANSAL HİLELER
 
 
Önemli Referanslar:
 
 
1)Adam Smith AN INQUIRYINTO THE NATURE AND CAUSES OF THE
 WEALTH OF NATIONS; BY ADAM SMITH, LL.D.AND F.R.S. OF LONDON AND EDINBURGH, FORMERLY PROFESSOR OF MORAL PHILOSOPHY
IN THE UNIVERSITY OF GLASGOWIN FOUR VOLUMES EDINBURGH, 1776
 
 
2)Sylvio Gesell, The Natural Economic Order, May 1918, London
http://www.silvio-gesell.de/neo_index1.htm
http://www.youtube.com/watch?v=xcbiBSarpu0 <http://www.youtube.com/watch?v=xcbiBSarpu0&NR=1> &NR=1
http://www.youtube.com/watch?v=lakekNuDCTk <http://www.youtube.com/watch?v=lakekNuDCTk&NR=1> &NR=1
http://www.youtube.com/watch?v=Q4HtgSR0Rv8 <http://www.youtube.com/watch?v=Q4HtgSR0Rv8&NR=1> &NR=1
http://www.youtube.com/watch?v=HOPIW_9NH10 <http://www.youtube.com/watch?v=HOPIW_9NH10&NR=1> &NR=1
http://www.youtube.com/watch?v=2V2dgxGsSN4 <http://www.youtube.com/watch?v=2V2dgxGsSN4&feature=related> &feature=related
 
 
3)David Ricardo, On the Principles of Political Economy and Taxation, 1817
4)Karl Marx, Das Kapital
5)Alfred Marshall Principles of Economics
6)John Maynard Keynes, The General Theory of Employment, Interest and Money, 1936
7)Mehmet Erdaş Enerji Ekonomisi; Türkiye nin ve Geleceğin Problemlerinin Analizi, Doktora Tezi, 1982 Braunschweig
8)Paul Krugman,
DEPRESYON EKONOMİSİNDE BANKALAR YENİDEN KREDİ VEREBİLECEK Mİ?KÜRESEL SİSTEM KRİZİ AŞILABİLECEK Mİ?
YARIN (BORSA DÖVİZ FAİZ ALTIN) NE OLACAK?
DÖVİZE SPEKÜLATİF HÜCUM NOKTASI VE OLASI DÖVİZ KAYBI MİKTARI NASIL HESAPLANIR?
DÜNYA ŞEBEKE EKONOMİSİ FİNANS KRİZİ VE FAİZ MEKANİZMASININ ANALİZİ,
 
 
KÜRESEL PİYASA OTOMATİZMASININ ÇÖKÜŞÜ
KRİZE KARŞI BİREYSEL VE TOPLUMSAL TEDBİRLER PAKETİ
(Collapse of World Network Economics)
 
 
OLAYLARI TARİHİ PERSPEKTİFLE ANALİTİK OLARAK ÇÖZÜMLEMEK; KALICI KURUMSAL ALTYAPI VE KRİZİ AŞACAK SÜREKLİ TEDBİRLER ÜRETEREK, MATEMATİK MODELLEME İLE TEDBİRLERİ ÖNCELİKLERE GÖRE ACİL UYGULAMA PAKETLERİNE EYLEM PLANLARINA DÖNÜŞTÜRMEK :

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler dünyanın her yıl en çok 2 erece santigrad ısınmasınada anlaştılar. Bu ne demektir?
Bunu kim ölçüp kontrol edecek denetleyecek yaptırım gücü olacak?

Dünya otomobili yeniden keşfetmek zorunda, çün kü mevcut faiz ve büyüme modeliyle enerji etkinliği sağlam-namıyor çevre kirliliği ve iklim değişmesi işsizlik önlenemiyor!

Daha az enerji tüketen, yenilenebilir rüzgar su güneş gibi enerji kaynaklarını kullanan temiz enerji teknolojilerine ve bilgi yoğun teknolojilere ihtiyaç var, ancak mevcut bankacılık faiz ve finans sitemi bunu önlemektedir. Kimbilir belki de küresel finans krizi dünyanın teknolojik ve felsefi dönüşümü için de son şans olabilir

Ne dersiniz dostlar?

 

 

 

 

 
 

Copyright © 2008 Mehmetrdassapbidanismani.com Tüm Hakları Saklıdır..

Ana Sayfa  |  Güncel  |  Eğitim Danışmanlığı  |  Hr Pr Danışmanlığı  |  Üye Girişi  |  Kitap Siparişi  |  Kitap Oku  |  Yeni Projeler  |  İletişim

 

Web Tasarım ve Kodlama: ATLASDİZAYN.NET