ÖNEMLİ HABERLER 

 PRESSEMITTEILUNGEN 

 KÜRESEL KRİZ FAİZ ENERJİ 

 PROJECTS 

 TRANSPORTATION TECHNOLOGIES 

 GLOBAL COMPETITION 

 REQUIREMENTS DEF'N  

 SERVICES 

 PREFACE  

 
New Page 1
MAIN  >  REQUIREMENTS DEF'N  >
     
REQUIREMENTS DEF'N
 
 
 
The pride and the racist prejudice of German people against turkish and arabic ethnicity  has been based  mainly  on their values stemming from Islam. The Integration debate in Germany was fired up after Thilo Sarrazin has published his populist book, claiming that all social transfers in Germany are being spent for moslem minorities. The main social conflict of interest was due to  tightening job markets, the result of global financial crisis, leading to more higher jobless rates. What would you do, and how would you feel yourself, if you would be discriminated by the politicians in the society, where you spent your whole life, contributing to economic growth, losing your health?
 
One of the Leaders of German Coalition Government, the leader of the governing Party CSU in Germany , namely the Christian Social Union CSU, Horst Seehofer,  publicly announced that they do not want to have even any skilled workers and researchers (Fachkraefte in german )with arabic and turkish origin in Germany. What shoud that clear statement  mean, all of a sudden after Thilo Sarrazins logically inconsistent famous book? What are the consequences for 4 Million Moslems and their children living in Germany? If you are a moslem in Germany, you will be isolated, prejudiced and discriminated anyhow, but this was not publicly and clearly announced as a directive from a party leader up to now. It is always better to be sincere, telling your opinion directly to the public as a politician.
Thank you Mr.Seehofer! I have got afraid of living in Germany.Unless you burn people, you see their bloods, genes, values.. you never accept them as human beings with the same rights to live and co-exist peacefully in your country. I am going to tell my children not to go to Munich and work for companies in Bayern.  But are you conform with your German constitution, guaranteeing for all people living in Germany, the very basic human rights, ‘ Chancengleichheit’ and primus inter-pares?
Prof.Dr.Mehmet Erdas   Schlieperstr.75 13507 Berlin
 
 
,
DÜNYA DA PİYASA, MARKA VE PAZAR PAYI SAVAŞI; FİNANSAL, ASKERİ VE TEKNOLOJİK SIRLARIN TERÖRE KARŞI KORUNMASI
 
Prof. Dr. Mehmet Erdas, 04.10.2010
 
4 Ekim benim için çok anlamlı bir gündür. Piyasa marka Pazar payı savaşı, ‘made in Germany’ ‘made in USA’ ve ‘made in China’ arasında tüm hızıyla sürmektedir. Finans krizi, grip HIV ve diğer hastalık virüsleri ile cyber savaş casusluk virüsleri, piyasa marka ve pazar payı savaşının, korku yaratarak akıl ve ekonomi dışı başka araçlarla rekabet üstünlüğünün sürdürülmesi amacını taşımaktadır. Güç dengeleri çok çelişkili ilişkilerle, kontrol altında tutulabilen sermaye hareketleri ve yatırımlarla korunmaktadır.
 
Geleceği kimse kesin olarak bilemez, ancak belli olasılık dağılımlarını kullanarak tahmin edebilir. Dünya da en iyi korunan sırlar finans, askeri ve teknolojik sırlardır. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, geçen hafta ABD’ nin Afrika da tutsaklara frengi mikrobu bulaştırılarak yapılan araştırmaların ahlaki olmadığını kabul ederek özür diledi. Özellikle yaşama hakkını hiçe sayarak yapılan harpler ve ahlaksız deneylerle üretilen sır bilginin yayılması ve açığa çıkması bir gün kontrol edilemez olunca, dünya iyice yaşanamaz hale gelecektir.
 
Dünya da en çok marka ve patent üreten ülkeler dünya piyasalarına hâkim zengin ülkelerdir. Durduk yerde marka patent sahibi olunmaz. Bu konuda, ha bire boş binalar yapıp üniversite açılışı yapmak ve gençleri oyalamak yerine, yatırım yapmak para harcamak, laboratuarlar kurmak, ölçü aletleri almak gereklidir. Türkiye’ nin 1870 ler de kurulan PTT ARLA laboratuarını dahi Özal dönemindeki TELETAŞ özelleştirmesi ile elden çıkarması büyük hata olmuştur. Türkiye bugünkü alt yapısı ile teknoloji üretebilir mi? Tüketmek ve Pazar olmak bugünkü dünya da en önemli sorun olan işsizliği çözer mi?
 
Çin ile Almanya arasında bugünlerde ekonomik bir piyasa marka patent hakları savaşı yaşanmaktadır. Türkiye nasıl tekstil de önemli markaları kopyalamışsa, Çin de Almanlar’ ın önemli teknoloji markalarını kopyalamaktadır. Alman İstatistik Enstitüsü ve Ekonomi Bakanlığı, Çin in bu yolla ihracata dayalı Alman ekonomisine 50 Milyar Euro luk zarar verdiğini ifade etmektedir. Nüfusu ve yüzölçümü çok büyük olan Çin de her türlü taklit ve kopyalamanın takip edilmesi ve izlenip ortaya çıkarılması da kolay olmamaktadır.
 
Hayal gücü ve özgüveni gelişmemiş, sorgulamayı öğrenememiş tüketim odaklı toplumlar marka patent teknoloji üretemezler. Neden mi? Önce ihtiyaç hissedilir ve sonra bu ihtiyaç giderilir. Devlet ve toplum olarak, sermaye birikimini sağlayamamış tüketim toplumları artık tarım bile yapamaz; gen teknolojisi ile üretilen GDO’ lu tohumlara ithal izni verenler önce bu teknolojik alt yapıya hakim olmaları, sonra ithal izni vermeleri gerekmez mi? Yakın bir gelecekte ne tarım da, ne de hayvancılıkta kendi kendine yeterli olamayan toplumları açlık tehlikesi beklemektedir. Bilgi, know-how, marka, patent, teknoloji üreterek dünya da piyasa payını artırma savaşı tüm hızıyla sürerken, Türkiye’ yi yönetenler ne yapmaktadır?
 
Amerikan Federal Reserve Başkanı, Alan Greenspan’ ın 11 Eylül terörist saldırılarında en büyük korkusu, dünya finans piyasalarını yönlendiren ve Amerika’ da bulunan çoklu yedeklemeli Amerikan Merkez Bankasının ve diğer hızlı swap finans merkezleri bilgisayarlarının hedef alınması, zarar görmesiydi. Bugün casus cyber savaşı virüsü stuxnet gibi karmaşık ve çok gelişmiş başka bir virüsün, dünya da ki para ve sermaye akımlarını yönlendiren merkezlerin bilgisayarlarını hedef alması düşünülemez mi? Her şeyin parasal akımlara ve tüketime odaklanması yaşam güvencesi sağlamaz. Yeniden bir tarım ve çiftçilik kültürünü, marka patent teknoloji üretimi düşüncesini toplumda yerleştirmek yüzyıllar alacak bir eğitim hamlesidir.
 
Çin dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Japonya yı 2011 yılında geride bırakacaktır. Bir taraftan hızla silahlanan, diğer taraftan yılda %10 büyüme oranlarıyla dünyaya meydan okuyan Çin ile Rusya nın enerji alanında işbirliği yapması ABD ve AB ülkelerini, başta Almanya’ yı endişelendirmektedir. Alman ekonomisi ve ABD gittikçe Çin e daha çok bağımlı hale gelmektedir. Askeri gücünü geliştirmeyen bir ekonomi, ürettiği marka patent teknolojik know-how bilgisini, rekabet üstünlüğünü ve enerji güvenliğini uzun süre koruyamaz. Bunu çok iyi bilen Çin, emin adımlarla hem kopyalayarak hem de araştırıp geliştirerek ilerlemektedir.
 
İnsan hakları ve uluslar arası hukuk masallarına aldırmadan kendi yönetim felsefesini uygulayan Çin hiçbir engel de tanımamaktadır. Dolardan desteğini çekse, dolar reservlerini altına çevirse, uluslar arası büyük bir finansal krizi yaratabilecek olan Çin yönetimi, kendi zamanlamasını ve güç hesaplarını kendisi belirlemektedir. 2008 yılında Çin’ de Üniversite bitirenlerin sayısı 5,6 milyon, Almanya’ da ise sadece 0,3 Milyon olmuştur. IMF verilerine göre, 2010 yılında
ABD nin milli geliri 14,8 Trilyon dolar iken, Çin in Milli geliri 5,36 Trilyon dolara ulaşarak, milli geliri 5,27 Trilyon dolar olan Japonya’yı ve milli geliri 3.33 Trilyon dolar olan Almanya’ yı geçmiştir. Kişi başına düşen milli geliri henüz 4000 olar olan Çin de talep yetmezliği sorunu yoktur. Amerika, Japonya ve Almanya ise kişi başına 47.700, 41.366 ve 40.679 dolar gelir ile talep yetmezliği ve yüksek işsizlik sorunlarıyla karşı karşıyadır.
 
Çin güneş enerjisi teknolojisinde Avrupa kalitesini yakalamış, fiyat ve rekabet gücüne ulaşmıştır. Almanya içinde dahi kalitede Siemens ve Sharp gibi firmaları geçen Çin güneş kolektörleri ve hücreleri kullanılmaktadır. Yer altı Metro ve Tünel inşaatları, otoban Tren ve Telekom hatları inşaatları hızla devam etmektedir. Almanya’ nın Çin e ihracat bağımlılığı geçen yıla oranla %60 oranında artmıştır.
 
Çin piyasasında ithalatı belli bir sayıya ulaşan otomotivden tutun da tüm diğer ithal sanayi ürünlerine, Çin de fabrika kurmaları zorunluluğu getirilmektedir, aksi halde ithalatı yasaklanmaktadır. VW, Mercedes, ve BMW Çin de yeni araba fabrikaları kurmaktadır. Çin önce yabancı teknoloji patent ve markaları ithal etmekte, sonra onları kopyalamakta ve daha da geliştirmektedir. Aynen Japonların sanayileşmekte uyguladıkları, temel bilimler patent ve marka araştırması yapmadan, kopyalayarak daha da geliştirmek stratejisi uygulanmaktadır. Çin de Alman sanayi ürünleri, çelikten tutunda otomobil ve ev aletlerine kadar önce kopyalanmakta sonra daha da geliştirilmektedir.
 
Türkiye ise sadece pazarını ve tüketim gücünü, askerini pazarlamaktadır. Ne diyelim, hayal gücü ve geleceği görme kapasitesi, tüm olasılıkları önceden akıl edemeyen, eğitimsiz bilgisiz hünersiz ve deneyimsiz imam hatipli kadrolar ile daha fazlası becerilebilir mi? Mühendislerine diploma veren ama laboratuar sunamayan, adı var kendi yok Üniversiteleri ve kukla yönetim felsefeleri ile ancak bu kadar gelişme olabilir. Köpük gibi yükselen borsası, sıcak para girişleriyle aşırı değerlenmiş TL si, dünyanın en yüksek enerji, faiz, haberleşme ve ulaşım, vergi oranlarına sahip ihracatçılarının rekabet kabiliyetini düşürerek cezalandıran daha cahil ve bilinçsiz bir ekonomi yönetimi düşünemiyorum.
 
Terör korkunun yayılmasıyla herkesi etkilerse başarılı olmuş, hedefine ulaşmış demektir. Özellikle Türkiye e askerler, iş adamları, bankacılar, siyasetçiler ve para sahipleri terörü işlerine geldiği gibi kullanmaktadır. Para ve finans desteği bulamayan terör süreklilik kazanabilir mi? Terörü kim finanse ediyorsa ona bakmak ve kaynağını teşhis etmek, terörle mücadelede ilk adım olmalıdır. Nitekim ABD El Qaide ile mücadele ederken ilk önce finans kaynaklarını teşhis edip kurutarak işe başlamadı mı?
 
 
 
 

 

       

 

Copyright © 2008 Mehmetrdassapbidanismani.com Tüm Hakları Saklıdır..

MAIN  |  ACTUAL  |  EDUCATION CONSULTING  |  HUMAN RESOURCES  |  MEMBER LOG IN  |  BOOK SALES  |  BOOK READING  |  NEW PROJECTS  |  CONTACT US

 

Web Tasarım ve Kodlama: ATLASDİZAYN.NET